Sanrılarınızda kaç cinayet işlediniz?

Bazen kendimi sorguluyorum. Ne yaptığımı, neden yaptığımı bilmek istiyorum. Şimdi biraz daha açık konuşacağım. İsterseniz başlayalım, düşüncelerimde kendinizi bulabilir misiniz bilmiyorum; öncelikle kendimde bulduklarımı anlatıyorum…
Objektif olduğumu iddia edemem. Çünkü ben kimsenin taraf olmadığı taraftayım. Kimsenin emri altında olamam. Başkalarının adının altında adım geçemez. Hırs değil bu, yalnızca kendi başına var olabilme telaşı. Herkesin bildiklerini bilmektense herkesin bildiğini eleştirir, bilinmeyeni eleştirilmemesi için tüm dayanakları elde ettikten sonra dile getiririm. Muhalefetim… Sadece diğer tarafı da görebilmek için inanmadığım şeyleri bile savunduğum oldu. Şimdi düşünüyorum da iyi ki yapmışım. Artık bana muhalif olanların da fikirlerini tartabiliyorum.
Kendi doğrularımı varsayarım. Benim karakterimin anayasasıdır doğrularım. Katı kurallarım var, dar sınırlar arasında genişliyorum. Düşünüyorum, gerğinden fazla takılıyorum ayrıntılara. Sansa inanmıyorum. Şansa inanmanın insanın kendisini küçük görme çabasından kaynaklandığını düşünüyorum. Mucize dediğimiz aslında bizim hazırladıklarımızdır. Alt tarafı iki elin yapabileceklerini küçümseyenler tanrının insanınn yüzüne güldüğünü farz ederek şans derler olanlara. Halbuki tanrı adaletlidir. Sadece seninn yüzüne gülmez bu da oluşan iyi sonucun rastlantısal olmadığının kanıtıdır. İmkanları değerlendirmemiz bu sonucu belirler. Hep birileri veya birilerinin önceki deneyimleri örnek alınır, doğru aslında; gülen yüzleri görmeseydik gülmeyi nasıl öğrenirdik?
Bir bedene sığamam; bu yüzde hikayeler yazıyorum. Bazen cinayet işliyorum, bazen makdul oluveriyorum. Onlarca karakteri var ediyorum zihnimde, onlarcasını öldürüyorum onca hikayede. Kendi kendimin katili olduğumu ilk defa böyle zamanlarda hissettim. Ne istersem oldum hikayelerde. Örneğin; bir daha asla çocuk olamayacağız. Avunmanın tek yolu çocuk olduğumuzu varsaymak sanrısal hayatlarımızda. Bu yüzden oyuncu, yazar oluyoruz. Bu yüzden; asla ulaşamayacağımız aşklar için şarkılar yazıyoruz. Belki de otorite merakı yol açıyor karakter arayışlarımıza. Birinin sonunun avuçlarında gizli olduğunu bilme kudreti var ediyor yeni karakter yaratma hevesimizi. Şizofrenik bir durum aslında… Bir o kadar da normal, kim bir ömürle , bir beden ve bir ruhla yetinebilir ki?
Çok uğraştım kendimi anlayabilmek için. Kaygılarıma çeşitli nedenler aradım. Şansa inanmayanlardanım, belki de şanssız olduğum içindir. Muhalefet olanlardanım; belki de iktidar hırsına sahip olamadığımdandır. Düşünüyorum, belki hiç hareket etme gücü bulamayışımdandır. Sadece kendi doğrularımı kabulleniyorum, belki de yanlışlarımı asla yok edemeyeceğimdendir. Taraf tutuyorum, belki de tarafsız olduğuna inandığım kimseyi bulamayışımdandır. Bir bedene sığamıyorum, belki de bir ömrü çok kısa bulmamdan, insanları çok karakterli görmemden veya sanrılar haricinde hem katil hem makdul olamayacağımdandır…
Siz de yargılıyoru musunuz kendinizi? Neden yapıyorum diyor musunuz? En önemlisi kaç cinayet işlediğinizin farkında mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir