Yol alma vakti

Uzun uzun yürümeli, kısa kısa soluklanarak… Birkaç adım sonra yürüdüğünü bile unutarak sadece yürümeli, basit yaşamalı hayatı karmaşıklaştırmaya çalışanlara inat. Zor olduğunu bile bile, zamanı ıskalamadan kendini kolaylaştırarak ayakta durabilmeli. Bitmek matah bir hal değil, her gün yeniden başlamak nefessiz bırakan.
Her güne teşekkür ederek başlamalı. Kendine pay çıkartmadan, hayatın sana kalan kısmını kendine yontmadan… Bencil olmadan, ben’i unutmadan ancak sen de olabilerek, uzun uzun gülümsemeli aynada kendine bakarken, sakince yüzünü perdeleyen bir tutam saçı kenara çekerek selam vermeli aynadaki surete. Kusur aramadan, kusursuzu beklemeden, kusur saymadan, en önemlisi kusur olmadan kendini sevebilmeli, unutmadan hatırlamalı birilerini. Geçmişe selam verip, yarına dönmeli, geçmişe yüz çevirmek değil hesaba kattığım. Çok fazla bir şeyden bahsetmiyorum, bilmediğiniz bir şey de söylemiyorum sadece biraz olsun umut beslemenin zamanla bize neler getireceğini göstermek istiyorum. Her yüze ufak bir sevinç bırakarak ilerlemeli belki eksilerek ama eksildikçe çoğalarak, belki geçip giderek ama gittikçe hafızalarda yer ederek, belki ölüme yaklaşarak ama zihinlerde ölümsüzleşerek yaşamak bahsettiğim. Sindire sindire yol almaktan, koşar adım yorulmaktan, biraz hızlı bir yanı ağır ilerlemek anlatmak istediğim.
Hayata borçlu olduğumuz birazcık mutluluk, başkalarında hoş görüp kendimizden sakındığımız. Zaman çok kıymetli ama daha mühimi zamanın yakasına tutturulanlar, kimi düne çekiştirirken kiminin yarına teşne duruşları, bir yanı aşağı kaymış çocuk önlüğünden farksız zamanın kendine biçtiği hal. Doğru düzgün ne var ki onun iki yakası bir araya gelebilsin, biri geri biri ileri, hayat dediğinin terazisi başka hesaptan belli ki. Ne benim matematiğim yeter hesabı tartmaya, ne anlayabilen çıkar bu anlamsız denklemi, dengi olmayana karşılık ödünç verilen giderleri. Hayat çetelesi karmaşık veresiye defteri, yakası gevşek terzi yaması… Hayatın nisanı, lisanı, hazanı, bozanı farklı bir sürü vardan, azlığı da farklı yokluktan. Hatası telafisinden çok varlığı yokluğuna denk.
Bir şeylerini yoluna koymak hep zor olmuştur, birilerine yol bulmak, kimilerine yol vermek, yol zor olmuştur hep, hancısı, yolcusu değişse de zorlayan hep yol olmuştur. Tebessümü merasim, düşüncesi teslim çıkış arar durur insanoğlu, yolunu şaşırır, yol arkadaşını bırakır daha da zoru yolculuk için hazırladığı gülümseyişleri ceplerinde unutur. Oysa üstesinden gelmek için en zor yolun biraz olsun tebessüm gerekir merasim değil, olağan saymalı yüzüne kondurduğun ufak yerçekimi inadını. Çok fazla bir şeye gerek yok, biraz yol alışkanlığı, biraz yol arkadaşlığı, biraz da hatırat yolsuzluk maceraları, hayat bundan fazlası değil ve yolda yanına alman gereken olağan biraz tebessümden başkası değil.
Şimdi, uzun uzun yürümeli, kısa kısa soluklanarak… Birkaç adım sonra yürüdüğünü bile unutarak sadece yürümeli, basit yaşamalı hayatı karmaşıklaştırmaya çalışanlara inat. Zor olduğunu bile bile, zamanı ıskalamadan kendini kolaylaştırarak ayakta durabilmeli. Bitmek matah bir hal değil, her gün yeniden başlamak nefessiz bırakan. Nefes alarak, biraz yolluk gülümseyiş harcayarak uzun uzun yürümeli şimdi, bundan başkasını ummayarak…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir