Zarif bir ölüm sizi bekliyor

Alışalı çok oldu böyle yaşamaya veya şöyle diyelim yaşam bize alıştı artık… Ama hala aynıyız, hiç değişmedik. Unutulmak için dizilmiş anıların arkasına hala çoğul şahıs eklerini yakıştırıyoruz. Bu yüzden, senli benli cümlelerden kaçmak için, çabalıyoruz. Bir anda biz oluveriyoruz.
Yalnızlıktan bu kadar korkan ‘bizler’ uzun cümleleri bile virgüllerle ayırıyoruz. Biz ve bizim gibiler hep tekil şahıs eklerine sahipler… Fısıltılarla yüklü zamanlarda yüksek sesle konuşma hevesi ‘bizimki’, ağır ağır işleyen bir ömürde, hızlı tüketilen yaşamın nisanında olup mayısı göremeyecek olanlar… Biz buyuz, uzun mavilikler düşleyip, akşamüstlerinin kızılına mahkum olanlar. Sizli, bizli konuşmayı bu yüzden severiz. Siz gerçekten azla yetinenlerden misiniz?
Her şeyi güzel düşleyeceksin, bu yüzden en güzel yerinde bırakacaksın ‘o’ şeyleri, en saf haliyle yer alacak zihninde ve sen en güzel halinle kalacaksın bizli kuşakların geçmişinde… Yanyana fotoğraf çekildiğin insanlar kendisine yakıştırılan çerçeveye mahkum yüzlerdir. Biz sadece var olanları hatırlarız. Bizim için satırlar değil, kitaplar önemlidir; nota bilmesek de severiz müziği Yürümesek de güzeldir yol, bilmesek de haz duyarız ölümlerden.İşte böyle susarız. Ne kendimizi aldatırız ne de aldanırız bilmediğimiz ölümlere.
Hiç düşündünüz mü? Yüzü aydınlık bir kadın suretidir melekler, hiç erkek melekler var olmamıştır zihnimizde. Ölümü zarif görme hevesimizdir bu aldanışın nedeni. Zarif bir ölümdür, noktalarla ayrılmış hikayelerin kadın eli değmiş sonları. Sizden geriye yalnızca devrik cümleleriniz kalacak, aldanıyorsunuz, siz de kızıl bir kadının elinden tutup gideceksiniz sonunda. Yanlış yerlerdeki noktaların hesabını vereceksiniz. Siz hayatınınızı noktalarla ayırmış olmanın parçalanmışlığıyla var olacaksınız zarif bir kadının elinde.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir