Ölü bir saatçinin kaleminden…

Gece saatin tik-taklarıyla bölünüyor şimdi. Zaman öyle bir bölünüyor ki, tozlar savruluyor yarıklarımdan. Çizgi çizgi oluyor her yerim, dudaklarım çatlıyor, gözlerimde halkalar. Zaman öyle çürütüyor ki herkesi,  süt dişlerimizle döktük tüm masumiyetimizi sonrası uzunca bir çürüme hali. Öyle bölündük ki parça parça çürüklerimiz de karıştı içimizde yarılan toprağa, hepimiz toprak olduk sonra…

“Ölü bir saatçinin kaleminden…” üzerine bir yorum

  1. Onca yazının arasından buna girip bakmam sanırım yazının başlığıyla ilgili."Ölü bir saatçinin kaleminden" her ne kadar bazılarına klasik görünsede benim ilgimi çekti ve kendi kendime Mecnun gibi şöyle dedim: "Ölü mü bir saatçinin kaleminden?O neymiş öyle ya."

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir