Antalya TV ödülleri, daha Antalyalı olmalı!

Antalya Televizyon Ödülleri geçtiğimiz günlerde Antalya’da televizyon dünyasının tanıdık simalarıyla beraber gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. Elbette benim de “hak yerini buldu” dediklerimin yanı sıra ödülü aldığına şaşırdığım isimler, “keşke” dediğim ödüller oldu. İsterseniz önce o çok tartışılan ödülleri, ardından da organizasyonu ve ödüllerin Antalyalı kimliğini konuşalım.
Ekibinin neredeyse tam kadro törene teşrif ettiği diziler birer tane bile ödül alamadan salondan ayrıldı. Olamaz mı, olabilir… Geçtiğimiz yıl Geniş Aile dizisinin geniş kadrosunun hüsranla soruçlanan bekleyişi bu yıl Pis Yedili masasında gözüme çarptı örneğin… Dediğim gibi olabilir, sonuçların son dakikaya kadar saklı kaldığı bir organizasyonda elbette sürprizler olacaktır ve elbette sonuçlar herkesi memnun etmeyecektir. Ancak Ayşegül Aldinç’in “En iyi yardımcı komedi kadın oyuncu” kategorisinde rakiplerinin içinde kuvvetli olduğunu düşünenlerden biriydim.
Benzer şekilde tören öncesi “En iyi erkek oyuncu ödülünü” alan Erdal Beşikçioğlu kadar Fikret Kuşkan’ın da ödül alabileceğine ihtimal veren ben, deneyimli oyuncunun performansının geçtiğimiz yıl da yarışma içinde yer alan oyunculara alternatif oluşturduğunu ve daha önce oynadığı dizi ve filmlerde rastlamadığımız bir ağızla oldukça doğal bir oyunculuk sergilediğinin altını çizmek istiyorum.
“En iyi kadın oyuncu ödülü”nün en güçlü adaylarından biri olan Songül Öden ve “En iyi yardımcı kadın oyuncu” kategorisi adaylarından Zuhal Olcay da benim gönlümden geçen, ödül almalı dediğim isimlerdi. Ancak her iki kategoride de ödüller gözümün arkada kalmayacağı adayların ellerinde şimdi. Ödülü almasından mutluluk duyduğum “En iyi gençlik dizisi” olarak addettiğim “Elde var hayat”ın genç ekibini ayrıca tebrik ederken aklımda kalan ve geceden ödülsüz dönen bir diziden de söz etmeden geçmek istemiyorum: “Kalbim dört mevsim” Bir kadın hikayesini ekrana taşıdığı, bu amaçla yola çıkıp güçlü kadın duruşunu daha çok izlenebilmek ve ilgi çekici kılmak için tam ters şekilde ilerleten diziler içerisinde istikrarını sürdüren dizi sosyolog ve eleştirmen kimliğimin yanı sıra izleyici olarak da benden bir sosyal sorumluluk ödülü aldı.
Kimi kategorilerde “ben diğer isimde daha ısrarlıydım ama o da hak edenlerdendi” diyerek jüri kararını onasam da, “En iyi komedi dizisi” kategorisi ödülü benim aklımda soru işaretlerinin odağı oldu. Tabi ki ana jürinin kararları ödül dağıtımını belirliyor ancak eğer bir halk oylaması da yüzde olarak kuvvetli bir payla sonuçlara dahil edilseydi izleyicinin tercihlerinin jüriden çok daha farklı olduğu görülebilirdi, özellikle bu kategoride. Zira herkesin rahatça sesini duyurabildiği, söz aldığı ve fikir ürettiği mecralar olan sosyal medyada en çok bu kategori tartışıldı. Sözlükler ve sosyal ağlar ödülün gündemini bu ödül üzerinden belirledi. Yalan Dünya’nın çok iyi bir “yeni” dizi olduğu şüphe götürmezken, bir yılı geride bırakıp aynı seyirci ilgisini ayakta tutabilen Leyla ile Mecnun’un jüri tarafından nasıl göz ardı edildiği sözlükte sayfaları doldurdu. Dizi fanları arasında bir kutuplaşmadan ve tartışmadan vs. bahsetmiyorum, organize olmaktan ziyade bireysel görüşlerle aynı eleştirinin ortaya atıldığı kısacası kişisel görüşlerin hemfikir olduğu yazılar okudum. Her şeye rağmen Yalan Dünya başarılı ve tüm tartışmalara karşı jürinin arkasında durabileceği bir seçim olsa da jüri üyelerinden kimilerinin tören sonrası sosyal ağlar üzerinden aynı endişeleri taşıdığını ancak ortak jüri kararının ve tartışmalarının böyle sonuçlandığını ifade etmesi de kafa karışıklığının ve soru işaretlerinin yalnızca izleyicide değil, ödülleri veren ekipte de yaşandığının ilanı oldu. (Bknz: İclal Aydın Twitter üzerinden konuyla ilgili şu notları düştü: “3.Antalya tv ödül töreni bittiğine göre artık bir iki cümle söyleyebilirim. Jürinin oyladığı eserler BAŞVURUDA bulunanlar arasından seçildi. Jüri her konuda oy birliği ile karar vermedi. Oy çokluğu ile seçilen eserlerin arasında bazıları tartışmalara neden oldu. Gönül beş adet birinci seçmek isterdi. Bu iş gerçekten zor! Kişisel kanaatim Leyla ile Mecnun ve Seksenler dizilerine de eşit ağrılık verebilmekten yanaydı.Çoğunluk oyunu bu geceki şekilde kullandı.”)
Ancak izleyiciler arasındaki bu tartışma dizi ekiplerinin arasında yoktu. Öyle ki tören sonrası yapılan partilerde Leyla ile Mecnun ekibinin bir kısmı da Yalan Dünya ekibinden oyuncularla eğlendi hatta eğlence havuza atlanarak sonlandı.
Antalya TV ödülleri, daha Antalyalı olmalı 
Antalya televizyon ödülleri, bilindiği üzere Mardan Palace’da gerçekleşti. Ben de etkinliğin ön jüri ekibinden biri olarak iki gün Antalya Mardan Palace’da konakladım. Otelin şehre oldukça uzak olduğu gerçeği hem konuklarda ödüllerin Antalya’yla bütünlüğünü oluşturamıyor hem de izleyiciyle törene katılan isimler arasında kopukluğa ve belki de izleyicinin yaşadığı ilde gerçekleşen bu etkinliğe bağlılığını ve kabullenmesini olumsuz yönde etkiliyor. Etkinliğin daha uzun süreye yayılarak diziler üzerine kısa belgesellerin gösterildiği, söyleşi ve konferanslar sayesinde ekiplerin izleyiciyle buluşturulduğu bir hal alması ve tabi ki törenin şehir merkezinde bir başka otelde gerçekleşmesinin töreni daha güzel kılacağından ve Antalyalı izleyicinin gönlünü alacağından eminim.
Zira hava alanı-mardan palace-hava alanı hattında gidip gelen ekipler ne halkla buluşabildi ne de zaman etkin kullanılabildi. Açılış töreninin olduğu gün çok az dizi ekibinin otele gelmiş olması ve bir kısmının da açılış töreni yerine Antalya’nın popüler kulüplerinde eğlenmeyi tercih etmesi de tesadüf olmasa gerek.
Henüz üçüncü kez gerçekleşen organizasyon için eleştirilerin dikkate alınacağını umuyor ve Türkiye’nin tek televizyon organizasyonunu her yıl daha iyi bir şekilde gerçekleştiren AKSAV’ı tebrik ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir