Muhteşem Yüzyıl’da Süleyman’ın fistanlı erkeklik narası

Muhteşem Yüzyıl’da bu hafta Sultan Süleyman’ın Acem Şah’ına gönderdiği mektubu ve hediyeyi gördük. Mektupta er meydanına çıkmak için erkek olmak gerekir tadında cümleler, hediye paketinde ise bir “hatun fistanı” vardı. Süleyman erkek olanın savaşa gireceği nutkunu atarken izlediğim sahneler bana bazı arşivleri tarattı, bakın neler buldum…

“Erkek, çıkar pantolonunu!” 

 

Bu nidalar iki sezon öncesine ait. Öyle bir geçer zaman ki’de Mete can düşmanı Necati’ye etek giydirmişti hatırlarsınız. O sahnede böyle sesleniyordu Necati’ye Mete.

 

Aynı zamanlarda ekrana gelen Şüphe dizisi… Henüz ilk bölümde Selin Demiratar ve Serkan Altunorak’ın başrollerini oynadığı dizide düşman taraflardan biri diğerine dansöz kıyafeti giydirip fotoğraflarını çekiyor, sonra da tehdit ediyordu. Haydi, biraz daha geriye gidelim…

 

Dansöz kıyafetiyle dizi karakterlerine şantaj

 

‘Kabadayı’ filminin bir sahnesinde başkarakter Devran’a şantaj yapmak isteyen güçler, dansöz kıyafeti ile fotoğraflarını çekmişti.

 

Acı Hayat dizisinin en çok izlenen sahnelerinden bir ise  Kosovalı’nın Terzi’ye dansöz kıyafeti giydirdiği sahneydi.

 

Eteğe bu kadar kafasını takan bir millet daha var mıdır diye düşündüm bu dizileri sıralarken. Sonra aklıma benzer başka anekdotlar geldi. Salih Memecan’ın ana haberde yayınlanan karikatür bölümünde muhalefet partisi liderine dansöz kıyafeti giydirmesini, Flash TV’nin reality şovlarla özdeşleşen ismi Yalçın Çakır’ın programına telefonla bağlanan izleyiciye “Sana Taksim’de etek giydiririm” sözlerini hatırladım. Ve ardından erkek şampuanı olarak lanse edilen ürün reklamında etek giyenlerin aşağılanmasını…

 

 

 

 

Dila Hanım erkekleştikçe “dul kadın”lıktan kurtuluyor

 

Gelin Ters açıdan bakalım… Bir kadının maskülen olması dizilerde nasıl yansıtılıyor dersiniz? Hayat Bilgisi’nden başlayalım. Beton karakteri dizinin ilk bölümlerinde erkeksi tavrıyla dikkat çekerken son bölümlerde asker sevgilisinin yolunu gözlüyordu, Müjgan Bey dizisinde Şevval Sam’ın oynadığı karakter erkek taklidi yaparken bile aşkını içine gömemiyordu hatırlarsınız. Yakın zaman dizilerini düşünürsek Dila Hanım gitgide erkekleşerek “dul kadın” sıfatının yanına takdir eklerken, Ağır Roman’da Özge Özpirincçi bıçak sallayarak kadın eksikliğinden mahrum olduğunu ıspat peşinde koşarken bile meyhanede sevdiği adam için gözyaşı döküyordu. Özetle dizilerde erkekleşen kadınlar övülürken bile kadın temelinin üstüne erkekliğin kılıf olmasından öteye gidilemiyor. Kadınlar erkek olmayı becermeye çalışırken kadınlığı üstlerinden atamıyor. Oysa etek giyenler hemen erkekliğini “kaybediyor.”

 

“Mini etek giydim ve her yerim ortada”

 

Sonra bu hafta ekranda olay yaratan bir diyalog geldi aklıma… Ben Bilmem Eşim Bilir adlı yarışmada bir kadın yarışmacı, eşini hırslandırmak için “Hadi Aşkım, bak mini etek giydim ve her yerim açıkta. Kızmışsın bana, Selin bu ne hal diyorsun… Tamam mı öyle düşün lütfen. Dekolte mekolte… Sen sinirden çıldırmışsın… Tamam mı… Aşkım minicik etek var üzerimde, her yerim ortada…” dedi. Görüntüler RTÜK’e şikayet edilirken günlerce sosyal ağlarda gündem yarattı. Sosyal ağlarda genel eleştiri “Bu sözler, evli kadına yakışır mı” şeklindeydi.

 

Freud’u hatırlatan bu erkek otoritesi ve kadının hiçbir şekilde erkek olamayacağı çocukluk algısının yetişkinlikte de yıkılamadığını  net bir şekilde görüyoruz.

 

 

Konuyu derinlemesine eleştirmek yerine size soru sormayı tercih ediyorum.

 

Bir kadının mini etek giymesi kocasının sinirlenmesi için bir neden, yarışma kazanması için motivasyon olabiliyorsa kadının bununla övünürcesine milyonlar tarafından izlenecek bir yarışmada bunu dillendirmesi mi ayıp? Kadınların giydiği etek neden erkek egemen televizyon dünyasında bu kadar sıklıkla konu ediliyor? Etek giymek bunca örnek içinde yalnızca “etek giymeyi” mi temsil ediyor? Yoksa kadın olmanın aşağılanmasının bir başka örneği mi Kanuni’nin erkeklik gösterisi? Önyargıları eleştirse de Eksik etek adında bir dizinin bile ekrana geldiği Türkiye televizyonlarında “cinsiyetçi” mesajlar vermeyen tek bir dizi gösterebilir misiniz bana?

 

Toplumun röntgencilik damarı besleniyor

 

Ben yazmayayım, Yıldırım Türker’in yıllar once yazdığı cinsiyetçilik hakkında bir paragrafla bitireyim yazımı… Yalnız sizden ricam Kanuni’nin mektubunu bir daha düşünün bu sonuç paragrafının ardından:

 

“Kadının HİÇ olduğu bir dünya tasavvurunda, erkeğe zorla kadın giysisi giydirmek, onu dünya karşısında hiçler safına sokarak yok etmek anlamına geliyor. Erkeklik imgesinin zorla parçalanması toplumda benzersiz bir gürültüyle yankılanıyor. Erkeklik hipertrofisinin şişirdiği duyarlık, en büyük yarayı, üstüne düşürülen kadın imgesinden alıyor. Medyada etek giydirme törenlerinin gözaltında işkenceden, en asal insan hakkı ihlallerinden daha ağırlıklı bir yer işgal etmesinin nedeni de bu. Hem geleneksel ‘aleme rezil etme’ cezasının yolu açık tutuluyor, hem kopkoyu, arapsaçı bir cinselliğin şehvetiyle toplumun röntgencilik damarı besleniyor. ” (Türker, 2002)*

 

 

 

*: Türker, Y. (2002, 09 22). Radikal Retrieved 10 11, 2012, from Radikal.com.tr: http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=1589

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir