Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl Çıkışı Temelden Yanlış!

Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl çıkışı şimdi TV gündeminin birincil maddesi ancak konuya gelmeden dizi başlamadan birkaç gün öncesine götürmek istiyorum sizi.

Tarih 2 Ocak 2011… O dönem yazılarımın yayımlandığı mecrada kaleme aldığım, Muhteşem Yüzyıl’ın başlamasına birkaç gün kala okurlardan “Padişah kadın düşkünü olarak gösteriliyor, bu ahlaksızlığa bir dur deyin” mailleri almış, maillere “Bir padişahın kadın düşkünü olamasında ne var dedim, olmasa daha spekülatif olmaz mı?” diyerek yanıt vermiştim.

O günlerde yazdığım konuyla ilgili yazıda magazin gündeminde oldukça ses getiren The Tudors ile Muhteşem Yüzyıl benzerliğini ilk olarak ben kaleme almış ve yazıyı şöyle bitirmiştim:

“Umarım Muhteşem Yüzyıl’ı The Tudors gibi adını televizyon dünyasına altın harflerle yazdırmış bir diziye benzetmek beni hayal kırıklığına uğratmaz ve umarım Muhteşem Yüzyıl The Tudors kalitesine biraz olsun yaklaşabilir ve hakikaten benziyormuş diyebiliriz. Zira The Tudors’un başarısının en büyük sırrı “gerçekçilik” hissiydi…”

Muhteşem Yüzyıl ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

Aradan neredeyse 2 yıl geçti, Muhteşem Yüzyıl en çok da gerçeklik hissiyle izleyiciyi yakalayan çok başarılı bir iş olarak adını altın harflerle diziler arasına yazdırdı. Ancak sanırım bu fazla gerçekçilik bazı sorunlara yol açtı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl ile ilgili açıklamaları (“Ecdadımızın at sırtında gittiği her yere biz de gideriz, her yerle biz de ilgileniriz ama bunlar televizyon ekranındaki ecdadımızı zannediyorum o ‘Muhteşem Yüzyıl’ belgeselindeki gibi tanıyor.Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni tanımadık. Biz öyle bir Sultan Süleyman tanımadık. Onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda o gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi. Bunu çok iyi bilmeniz, anlamamız lazım. Ve ben o dizilerin yönetmenlerini de o televizyonun sahiplerini de milletimizin huzurunda kınıyorum. Ve bu konuda da ilgilileri uyarmamıza rağmen yargının da gerekli kararı vermesini bekliyorum.”) da bu yanılgının ispatı

Bu  eleştiriye uzun uzun cevap vermenin bir anlamı yok… Bir kere tartışmanın temelindeki Muhteşem Yüzyıl’ın belgesel olduğu iddiasının yanlışlığı tüm argümanı çürütüyor. İzlenilen yapım bir belgesel değil, dizi olduğu için “ecdadımızı” değil kurgu bir hiyayeyi ekrana taşıyor. Ha, ecdadımızı taşısa dahi “Bizim ecdadımız bölünerek çoğalıyordu” önermesi verilmediği sürece padişahın harem hikayesini izlemenin de bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum, biraz mübalağa sanatın olmazsa olmazı sonuçta.

Ekranda yayınlanan işlerin ideolojik mesajları olduğu konusuna gelirsek ise ayrımcı söylem üreten birçok dizi devlet kanalı da dahil olmak üzere birçok yayın mecrasında ekrana gelirken Muhteşem Yüzyıl’ın hedef alınması sıra karışıklığı olarak ele alınabilir ancak. Zira nefret söylemi gibi asıl politik mercilerce tartışılması gereken konularda Sakarya Fırat, Tek Türkiye gibi güzide işlerimiz var tartışmalarda ön sıralarda yer almalı dediğim.

Tarihi Dizi Yapmak Amerika’da da Başa Bela, Örnek: The Kennedys

Bu tartışmalara da şaşırmamak lazım aslında… Özgürlükler ülkesi olarak anılan Amerika’da da benzer tartışmaların The Kennedys dizisi için yapıldı. The Kennedys’in çekimleri 2010 yılında yapılmış ve çekimlerin ardından dizi yayınlanmak üzere History Channel’a satılmıştı. Fakat senaryonun gerçeği yansıtmadığı, kaynak alınan kitabın verilerinin saptırıldığı gerekçesiyle yapılan eleştiriler karşısında kanal, protestolar direncini kırarak diziyi yayınlamayacağını belirtmişti. Sonra bir başka kanal Reelz Channel diziyi almış fakat diziye reklam alamadığını açıklamıştı. 30 milyon dolar bütçeli dizinin ortalama bir kanalda yayınlandığını da belirtmem gerek.

Sonuç: Muhteşem Yüzyıl belgesel değil, dizidir

Sonuçta tarih her zaman birilerince kutsallaştırılacak, dokunulmazlaştırılacak ve bir şekilde toplum neznindeki bu hassasiyet zaman zaman öne sürülerek gündem magazinleştirilecek. Bu tartışmaya dahil olmak kadar konuyu uzatmamız da anlamsız ve bu amaca hizmet olduğundan sözün özüne gelerek, Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl çıkışı konusuna kendimce “Muhteşem Yüzyıl belgesel değil, dizidir” diyerek son veriyorum.  Cuma görüşmek üzere, iyi seyirler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir