GEZİ DİRENİŞİ OLAYINDA MEDYANIN KÖRLÜĞÜ GÖZ AÇICIDIR!

Gezi parkı eylemi 5. gününde… Direniş süresince ben de Taksim’de, Beşiktaş’ta bulundum, gaz yedim, polis şiddetine tanık oldum, hedef alındım. Oradaydım, 2 metre arkama düşen biber gazı kapsülü ile biraz yavaş yürüsem ölebilir, yaralanabilirdim. Eylemin misyonu, siyasi yansıması, partilerin duruşları, açıklamalar tartışılır elbette, konu bu değil, bu konuda ne düşündüğümü Twitter’da yazdım zaten.

Konumuz medyanın üç maymun halleri. Şaşırdım mı? Hayır ancak bu olayla, bu üç maymunluk haline fazlasıyla önem veriyor, tartışmak istiyorum. Çünkü İstanbulluların çoluk çocuk, partili, partisiz Taksim’e aktığı ve şiddet gördüğü gerçeği uzun zamandan sonra ilk kez halkın şahitliğinde ve aktörlüğünde gün yüzüne çıktı. Çocuklar, kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar herkes şiddet gördü ve polis şiddetinin, orantısız gücün nasıl uygulandığı herkesçe anlaşıldı. Herkes gazı yedi, acıyı tattı ama medya olanları görmedi. +1 TV ve Halk TV dışında sürekli yayında olan bir kanal yoktu! (Çok yeni bir kanal olmasına rağmen +1 TV’yi başarılı yayıncılığı nedeniyle ayrıca kutluyorum.)

Halk yaralanır, hedef alınırken bilgi vermekle yükümlü medya susmayı tercih etti. Tam da bu nedenle bu olay her ne kadar üzücü olsa da bir taraftan da göz açıcıydı.

Hatırlanmalı ki, 30 yıldır aynı medya, farklı aktörler tarafından baskılanarak olayları aynen böyle yönlendirdi, farklı gösterdi, hedef gösterdi veya görmezden geldi. Halk Diyarbakır’ı, cezaevlerinde işkenceyi, Pozantı’yı, açlık grevlerini, Alevi ve Kürtlere yapılan ayrımcılığı, Ermeni soykırımını, Dersim katliamını, aydın cinayetlerini, operasyonları, soruşturmaları, fail-i meçhulleri bu medya vasıtasıyla izledi.

Hepsi yalancı demiyorum ancak medyadan her duyulana inanılmaması gerektiğinin farkına varılması ve inandıklarımızı sorgulamanın kısacası göz açmanın gerekli olduğunun altını çizmek istiyorum. Gezi direnişi yalnızca çevreci bir hareket olarak destek gördüğü için, halkı birleştirdiği için değil medyanın halini de halk nezninde göz önüne serdiği için önemlidir. Tek bir konu üzerinden özetlersem bugün İstanbulluya sahip çıkmayan, olayı çarptıran medya 30 yıldır Diyarbakır’da bunun aynısını yapıyor. Bu yüzden Batılı, medyadan gördüğü Doğu’daki direnişi anlamlandıramıyor… Doğu’ya öyle bakın medyayı bırakın; araştırın, gidin, okuyun diyorum. Medyadan her duyduğunuza inanmayın, inandıklarınızı sorgulayın, bakın sizin başınıza gelenleri nasıl anlatıyorlar, oysa siz neler yaşıyorsunuz farkına varın, diğer insanların neler yaşamış ve nasıl farklı gösterilmiş olabileceğini düşünün diyorum…

Bir arkadaşımın annesi “Orada ölseydin cenazene gelmezdim” dediğini yazdı sosyal ağlara, “medya böyle gösteriyor, annem bile beni suçlu görüyor” dedi. Bu vahşettir, bu manipülasyon, provokasyondur! Medya tarafsızlığını kaybettiğini bir kez daha gösterdi ve bu kez herkes gördü diyorum.

Sözüm kaç kulağa ulaşır, kaç göz okur bilmiyorum ama medya daha başka nelere kör kaldı yakın geçmişteki olaylar ve medyanın tutumu konusunda örnekler vermek istiyorum.

Medya hedef göstererek, nefret söylemine destek vererek hatta direkt nefret söylemi kullanarak Hrant Dink gibi aydınların öldürülmesine sebep oldu. (Hangi gazetenin Dink’i nasıl hedef gösterdiğini okumak için link)

Roboski… Bombardımansaat 22.00 sularında meydana geldi. Kör medya olaydan 12 saat sonra ölümden bahsetmeye başladı. Medyakritikleri.blogspot.com adresinde derlenen Roboski olayının ardından medyanın attığı manşetler de duyarsızlığı resmediyordu. İsteyenler detaylı örnekleri inceleyebilirler link 

İşçi Bayramı… 1 Mayıs 2013…. Basın manşetlerinde polis şiddetinin sorumlusunu halk olarak gösterildi, yalnızca Taksim’e çıkmak isteyen göstericilerin uğradığı şiddet halkın sağlığı bahane edilerek kapatılan Taksim’de ölümcül yaralanmalarla sonuçlanırken bu çelişki hiçbir şekilde vurgulanmadı. Örnekler için link 

Reyhanlı… Hükümet işlerini kolaylaştırmak ve yerlerde sürünen medya itibarını bir miktar toparlamak için bu kez ihaleyi üzerine aldı, yayın yasağı koydu. Konuyu açıklayan yazının devamı için tıklayabilirsiniz. 

Gezi olayı özelinde söylenecek çok şey var ancak geçmişte söylenenleri, konuşulanları sorgulamak, inandıklarımızın altını kazmak için de içimiz soğuduktan sonra bol bol vaktimiz olacak. Amacım o vakitlerde aklınızda belirebilecek bir soru işareti bırakmak ve sorgulamaktan korkmamanızı salık vermek.

Bir öneri daha, nefret söylemi yayarak yönlendirmede bulunan basına, yazılara ve yazarlara da www.nefretsoylemi.org adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir