STV Dizisi Gezi Parkı Direnişini Böyle Anlattı

Gezi Parkı direnişine medyanın ne kadar kör olduğu aşikar hatta konuyu daha önce şu yazımda anlatmıştım hatırlarsınız. Bu kez konu dezenformasyon, hem de kör medyadan ziyade yanlış bilgi üretenin medya olduğu bir dezenformasyon sistemi…

Başrolde ise STV ve Ekip 1 dizisi var. Dizinin malum sahnesinde bir çevik kuvvet aracı direnişçiler tarafından sıkıştırılıyor, direnişçilerin “kahrolsun faşizm” sloganları ile kendini savunmak durumunda kalan polis, mağdur olarak resmediliyor. Gerçek her zaman göründüğü gibi değildir elbette, ben kendi gözümden subjektif olarak anlatırsam da elbette benim için gerçeği resmetmiş olacağım. Ancak tüm bu subjektiviteye rağmen söyleyebilirim ki gerçek bu değil ve STV’nin yaptığı tam anlamıyla dezenformasyon.

Ensesine fişek saplanan direnişçinin anlatısını Ayşe Arman’ın röportajında okumuşsunuzdur, polisin kendini tahrik etmesi için zorla küfrettirilen kadın hakkındaki blog yazısı yüzlerce kez paylaşıldı, şiddet videolarını paylaşım sitelerinin yanında dünyaca ünlü haber sitelerinde bulabilirsiniz… Bir de deneyimler var… Yediğiniz anda gözünüzü karartan gazdan, cildinizi yakan kimyasaldan (ilaçmış gerçi), yanınızda kanayan yaralardan, ağlayan çocuklardan hiç bahsetmiyorum… Faşizmin sloganlaştırılarak anlamını yitirdiğini düşünmeyerek belirtiyorum ki, faşizmi öyle ya da böyle bir şekilde savunmak vicdan kaybının göstergesi, aynı şekilde faşizme karşı duranları böyle saldırgan şekilde resmetmek de… 

Polisin hedef alarak attığı gaz bombaları malumunuz… (Maalesef) 1 polisin direnişçi kovalarken öldüğü olaylar esnasında bir tane bile vurulan polis olmamışken dizide direnişçilerin ateş açtığı görülüyor, hem de gerçekte direnişçiler eli sopalı kişilerce darp edilip resmi açıklamalarla (İzmir’i hatırlayın) o kişilerin polis oldukları ifşa edilirken… Yabancı aksanla konuşan bir kişinin “istediğimiz oluyor, iç savaş çıkacak” söylemleri direnişçilerin provokasyonlarını nitelerken bu görüntüler bana nedense tek bir kişinin demeçlerini anımsatıyor. Onun da “baş” olduğunu söylememe gerek yok herhalde.

Hal böyle… Ben gördüğümü, duyduğumu subjektif olduğu için gerçek olarak nitelemekten çekinirken medya eliyle hassas bir mücadeleyi baltalamak için “gerçek” uyduranları gördükçe canım yanıyor. Bir TV yazarı olarak sizlere bugüne kadar yüzlerce yazı yazdım, onlarca analiz, onlarca haber, onlarca anlatı sundum. Ancak ilk defa yazarken elimin titrediğini, boğazımın düğümlendiğini hissediyorum. Yazdığımı bir kez daha okumaya takatim yok, o yüzden harf hatalarını vs. affedin lütfen.

Ve bilin ki medya gerçeği değil, gerçek olarak görülmesini istediğini verir ve bilin ki mazlum olan çoğunluk olmadıkça kameranın onun tarafına dönmesi neredeyse imkansızdır. İzlediğiniz yayınlar elbette kurgu, ancak kurgunun alt metni bir yalanı gerçeğe eviriyorsa dikkate alınmalıdır. Güvenmeyin demiyorum, hobi olarak yine güvenin ama ne olur medyada her gördüğünüze inanmayın… 

Ekip 1 dizisinde bahsedilen görüntüler için tıklayınız. 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir