TRT’nin Propaganda Projesi: KIZILELMA

Popüler kültür ürünleri hakim olduğu kültürü yeniden üretir. Bu yeniden üretim ile verilen mesajlar toplum üzerinde etkili olur ve o kültürün devamlılığını sağlar. Daha önce Kurtlar Vadisi dizisinin şiddete meyil oluşturduğu iddiası (her ne kadar hiçbir adli vakada verilen ifadelerde dizinin adı geçmese ve bu iddia doğrulanmamış olsa da) günlerce gündemi meşgul etmişti. Geçtiğimiz hafta TRT1 ekranlarında başlayan Kızılelma da bu tür bir tartışmayla gündemde yerini aldı ve yeniden ürettiği mesajlarla tartışma konusu oldu.

Kızılelma
Kızılelma

Bana sorarsanız dizinin MİT üzerine kurulu eril, militarist ve milliyetçi anlatımı propaganda olarak yorumlanabilir. Bir MİT görevlisinin teşkilata girişini konu alan ilk bölüm bile detaylarda çok önemli mesajlar taşıyor ve kimi kültürel muhafazakar mesajları yeniden üretiyordu. Gelin madde madde diziyi inceleyelim, daha anlaşılabilir olması için sık sık Kurtlar Vadisi benzerliği ile diziyi örneklemek istiyorum.

 

İsimlerden başlayalım… Dizinin ana karakterinin adı Murad Altay, anne adı Fatma, baba adı Adem, amcası Yusuf Emre… Türklük vurgusunun yanı sıra dini göndermeleri de olan isimler Kurtlar Vadisi’ndeki gibi dikkat çekici. Film sonrası izleyicilerin aklında kalan en belirgin bilginin karakterlerin isimleri olduğu araştırma sonuçlarını hatırlarsak isim seçiminin bilinçte nasıl yer ettiğinin ve dolayısıyla tesadüfi olmadığının ayırdına varabiliriz. Yusuf Emre adlı amcanın Kurtlar Vadisi’nin bilgesi Ömer Baba’dan farklı olmadığı aşikar, bilgelikle eşdeğer olan iki karakter de isimlerini kültürel hafızamızda yeri olan isimlerden almış belli ki… İki diziyi izlerken sizin de aklınıza Hz. Ömer ve Yunus Emre isimleri gelmez miydi? Aynen Kurtlar Vadisi’nde “ölüm getiren” anlamındaki Memati adı kullanılırken, Kızılelma’da baş karakter olan Murad’ın adının tasavvufta “seçilmiş kişi” anlamına gelmesi de bilinçli bir isim tercihi yapıldığının göstergesi.

 

Müziklerde de stratejik seçimler yapıldığını düşünüyorum. Murad’ın yolgöstericisi olacağını tahmin ettiğim Yusuf Emre Amca’nın sahnelerinde bağlama, kaval ve bendir gibi müzikal enstrümanların seçilmesi, karakterin göründüğü ilk sahnede namaz kılıyor olması da bize Murad’ın pusulasını dini mitler, geleneksel öğeler ve deyişlerden alacağının sinyalini vererek izleyicide duygudaşlık yaratma isteğini açık ediyordu.

 

ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünü 4. sınıfta terk eden Murad’ın üniversite seçiminin de bu detaylı inceleme göz önüne alındığında rastlantısal olduğunu düşünmüyorum. Askerde 200 kişiyi öldüren, kahraman ilan edilen ve “Ülken için yaşa, aşkın için öl” sloganıyla kendini süperkahraman ilan eden Murad’ın ODTÜ terk olması solcu eğilimiyle bilinen üniversitenin onu “asimile edemediği” yorumuyla denk düşebilir. Henüz neden okuldan ayrıldığını bilmediğimiz için bu noktada yorum yapmak çok doğru olmasa da, bir ODTÜ mezunu olarak bende uyanan ilk intiba bu yöndeydi.

 

Dizinin ilk bölümünde Ceylanpınar’da Suriye’den gelen “cana susamış” kişileri öldürerek kahramanlığını kanıtlayan Murad’ın MİT’e girişi konu alındı. Yakın zamanda çeşitli itirazlara rağmen duvar örülen sınır alanlarından biri olan Ceylanpınar’ın dizideki lokasyonlardan biri olarak seçilmesini tesadüf olarak yorumlamak sanırım biraz saflık olur. Bir anlamda sınırdan gelen tehlikeleri göz önüne süren dizinin yer seçimi sınıra örülen duvarı meşrulaştırma ve “dış tehdit”lerin varlığı bilgisini popüler kültür alanında yeniden üretme görevini hakkıyla yerine getirdi. “Amma da abarttın alt tarafı dizi” diyenlere askerlerin başına çuval geçirme olayının hırsını Polat Alemdar’ın aldığı, Polat’ın Filistin’e bile yol aldığı filmin gişede nasıl bir hasılata ulaştığını hatırlatmak istiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da izlediğim tek dizi Kurtlar Vadisi açıklaması ile hafızaları tazelerken eski bakanlardan Namık Kemal Zeybek’in film hakkında “Tam zamanında yapılmış” dediğini belirtmekte fayda var. Siyaseti de göz önüne alan bir perspektifle bakarsak Kızılelma’nın da zamanlaması ve lokasyon seçimi manidar…

 

Dizinin eril karakteri de bir noktada daha Kurtlar Vadisi ile benzeştiğinin kanıtı. Kadın karakterlerin “kadınlıktan feragatları” ilk göze çarpanlardan. Ana kadın karakter Zeynep’in kendisine “bu kız” diye hitap eden Murad’a verdiği yanıtın üstüne çok fazla yorum yapmayı bile gereksiz görüyorum. Rehin düşen ve kurtarılmayı bekleyen kadın olarak bir şekilde muhtaçlığının altı çizilen Zeynep’in “Benden kız diye bahsetmemeni öneririm” deyişi dizide kadınlığın ikincilliğinin belirgin göstergesi. Zeynep Eronat’ın canlandırdığı MİT İstanbul birimi başkanı Meryem’in ise maskülen imajı ve “erkekleşen” karakteri ile dizideki otoriter kadın figürlerinin de ancak kadınlıkla özdeşleşen öğelerden feragatla mümkün olduğunun göstergesi.

 

MİT’e imaj çalışması olarak yorumlanabilecek radikal milliyetçi Kızılelma’nın devlet kanalı TRT1’de yayınlanması da elbette moda tabirle “manidar.” Dizinin jenerik müziğinin “Gelin canlar bir olalım” deyişini içerdiğini, halk türküleriyle desteklenen sahnelerde birlik, beraberlik mesajı verildiğinin de altını çizmek zorundayız. Bu kapsayıcı ve bütünleştirici müzik seçimlerinin militarist vurgularla ekrana getirilmesi ise çokça tepki çekecektir eminim. Karakterlerin isim seçiminden, okudukları okullara, çalan müziklere kadar pekçok ayrıntının uzun uzadıya analiz edilmesi gerektiğini düşündüğüm Kızılelma tam anlamıyla STV’nin Şefkat Tepe’si gibi TRT’nin mesaj pompalama bir aracı.

Yazı Dipnot Tablet’te yayınlanmıştır… Dipnot Televizyon yazılarını ve çok daha fazlasını Dipnot Tablet dergide okuyabilirsiniz.

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza ÜCRETSİZ indirmek 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir