Neden Bütün Ana Haberler Birbirinin Aynı?

Follow me

Dün akşam izlediğiniz ulusal kanallardaki ana haber bültenlerinden birini düşünün… Ankara haberleriyle başlayıp birkaç yaşam haberinin ardından bir komik video veya fotoğrafla sona erdi değil mi? Gelin haber bültenlerini birlikte inceleyelim.

Star Ana Haber
Star Ana Haber

Bir hatırlayın, ana haberlerde neredeyse uluslararası hiç haber yok… Ana haber bültenini geçtim, haber kanallarında bile uluslararası gündemi Türkiye özelinde değil de genel bir perspektiften değerlendirebilen program sayısı çok çok az.

Yerel gündemin bile mikro perspektifle, kişiselleştirilerek ele alındığını görüyoruz. Bu elbette bir haber anlatım tekniği ve yer yer başvurulabilir ancak sık sık bu yöntemi kullanmak hatta haberin kendisinden çok kişisel hikayelere yer verilmesi haber anlatımına yönelik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Büyük bir haber bile magazinel ve kişisel tarafıyla deşilirken büyük çerçeve silikleşiyor. Ayşen Akkor Gül’ün televizyon haberlerindeki değişimleri konu aldığı  Turkish Prime Time Television: Mass Culture and Tabloidization çalışmasında özel kanallardaki haberlerde (özellikle Atv ve Kanal D örneklenmişti) ekonomi haberlerinin bile şöhretler üzerinden ele alındığına dikkat çekiyordu. 17 Aralık operasyonunda zanlılar arasında olan Reza Zarrab kadar eşi Ebru Gündeş’in haber bültenlerine konu olması güncel bir örnek.

atv Ana Haber
atv Ana Haber

Kadınların haberlerde reyting unsuru olarak kullanılmasının bir örneği de sunucu seçimleri. Aslına bakarsanız haber sunucuları arasında kadın sayısında artış olsa da yaş orantısına bakıldığında kadınların ilerleyen yaşlarda ekranları “olgun” erkeklere bıraktıkları gerçeği de bu konuya değinmemizi gerekli kılıyor. Kısacası genç kadınların haber sunması ekranda sıkça karşılaşılan bir gerçekken yaşı daha olgun kaç tane kadın sunucu tanıdığınızı sorduğumda birkaç dakika düşünmeniz normal. Bu da aslında haberin yalnızca haber verme misyonunda olmadığını, izleyiciyi ekranda tutmak için estetik kaygılarla kadın yüzünün de kullanıldığını onaylıyor. Türk televizyonlarından bir hatırlatma yapmanın da bence tam vakti, İsmail Cem ve danışmanı Mehmet Barlas, tüm dünyada haber spikerlerinin erkek olduğu, izleyicilerin kadın spikerlerin bedenlerine odaklanmaları gerekçeleriyle 1970’li yıllarda TRT’de spikerlik yapan Jülide Gülizar’ın işine son vermişti. (Birçok kaynakta olduğu gibi Ulusal Televizyon Kanallarında Görsel-İşitsel Obje Olarak Kadın adlı çalışmada da bu detaya yer verilmişti.) Günümüzde değişen ise ne yazık ki yöneticilerin cinsiyetçi bakışı değil, pazarlanan şeyin haberden çok izlenilirlik olmasından kaynaklanıyor. Ana haberlerde orta yaşlı kaç kadın spiker görüyorsunuz sayın izleyici?

Haberleri sunan spikerlerin özellikleri bir yana artık haberlerde yer alan görüntüler de birkaç istisna dışında hemen hemen aynı. Geçtiğimiz ay Galatasaray Üniversitesi ve Fransız Konsolosluğu işbirliğiyle gerçekleştirilen “Geçmişi, Gelişimi ve Geleceği Üzerinden Türk Televizyonculuğunu Anlamak Kolokyumu”nun konuşmacıları arasında Paris 1 Üniversitesi’nden ve CNRS üyesi sosyolog Dominique Marchetti de vardı. Özetle haber bültenlerinin aynılaştığını, uluslararası haberciliğin ciddi anlamda değiştiğini anlatan akademisyenin verdiği en çarpıcı örneklerden biri şuydu: “Bir haber bültenini izlemeden önce günün gündeminden veya tarihten az biraz haberdarsanız ana haberin %70’ini tahmin edebilirsiniz.”

Ajanslardan gelen haberlerin ard arda dizilmesiyle gitgide aynılaşan bültenler, üzerine okunan perforeler ve başka bir ilde veya ülkede olmasına rağmen kendi çektiği değil ajansın geçtiği görüntülerle haber hazırlayan muhabirlerin yüzleriyle farklılaşabiliyor yalnızca. Haberciliğin “anı haberciliği”ne döndüğünün altını çizen sosyoloğun tesbitini Türkiye’den örneklemek de bir hayli kolay. Takvimlerin neredeyse her ay acı bir olayın anılmasıyla işaretlendiği Türkiye’de bültenlerinin içerikleri de bu yıl dönümleri üzerinden şekilleniyor. Örneğin Sivas Olayları veya 17 Ağustos depremi her yıl anılardan çıkarılarak haberleştiriliyor… Bu elbette gerekli ancak özel haberciliğin ana haberlerden gitgide soyutlandığını da hatırlatan bir detay.

Sonuca gelirsek, Televizyon Üzerine adlı kitabında Pierre Bourdieu, televizyon ve gazete haberciliğinde zamanla bütün habercilerin aynı hale geldiğini anlatır. Haber bültenlerinde, konuşulması gerekenin değil de gösterilmesi istenilenin gösterildiği ve geçiştirme haberlerle gündemin sürekli bulanıklaştırıldığı konularına değinir. Ne dersiniz, sizce haklı olabilir mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir