LAÇİN CEYLAN, ÇİLEK KOKUSU İLE MUCİZELERİN KADINI OLACAK

Follow me

Tiyatro ve televizyon izleyicilerinin yakından tanıdığı Laçin Ceylan yeni dizisi Çilek Kokusu ile ekranlara dönmeye hazırlanıyor. Bitiyatro ile tiyatro izleyicisinin alkışını toplayan ünlü oyuncuyla yeni projelerinden hayata bakışına kadar pekçok konuyu Dipnot Tablet için masaya yatırdık.

Çilek Kokusu Röportajı
Çilek Kokusu Röportajı

Çilek kokusu yazın en iddialı işlerinden biri sizi nasıl bir rolde göreceğiz?

Ben Selda Mazharoğlu rolündeyim. Bir eşine ve oğluna çok özen gösteren biri. Aynı zamanda sürprizlere çok açık bir karakter. Tesadüfler eseri bir büyük iş sahibi oluyor. Yani Selda sürprizlerin ve mucizelerin kadını. Neşeli ve eğlenceli.

Sizi yeni rollerle beraber farklı imajlarla da gördük bu kez nasıl bir kadın görünecek ekranda?

Enerjisi çok yüksek, hayata olumlu bakan ama biraz kontrol delisi. Zaman zaman şuursuz denebilecek halleri var

Çilek Kokusu Selda Mazharoğlu kimdir?
Çilek Kokusu Selda Mazharoğlu kimdir?

Neden çilek kokusu neden bu işi tercih ettiniz?

Ben gelen senaryolara gerçekten titiz yaklaşıyorum. Muhakkak bana çekici geleni tercih ediyorum. Önceliğim budur, kadro ve benim keyif almam önemli. Bana gelen işler içinde seçtiğim bir iş bu. Tabii Gold Film ile daha önce çalışıp ve yaklaşımlarından çok memnun kalmamın çok önemli bir etkisi var. Bir yapım şirketinin başında kimin oturduğu ve nasıl yaklaşıp davrandığı da seçimimi etkiler.

OYUNCULUK BİR İHTİYAÇTIR

Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuk eğitimi aldığı, birçok genç oyuncu için aynı zamanda bir “hoca”sın. Herkes bu işi yapabilir mi? İyi bir oyuncu olmanın kıstası nedir?

Herkes bu işi yapamaz ama ısrar ve inat ederse asgari ölçülerde nasıl yapılabileceğine dair bir fikir ve yapabilirlik edinebilir. Ama oyuncu olabilmek sadece yapılması gereken eylemler silsilesi değildir. Oyunculuk gerçekte iç enerji ve bu iç enerjinin oyuncunun denetiminde kullanılabilmesidir. Bunun üzerine kendini ortaya koyabilme potansiyelidir. Öncelikle bir ihtiyaçtır oyunculuk.

Niçin oynuyorsun? a) Başka hayatları yaşamak b) Gözleri üzerimde hissetmek c) Haz almak d) İyileşmek…

Şöyle diyebilirim. Başka hayatları yaşamak, anlamak, dünyayı daha dayanılır kılmak ve bütün kavradıklarımı muazzam bir paylaşma arzusu. Bunu yapabileceğime dair de arka cebimde bir iddia J)   Dilimin ucuna gelip de durdurduklarım için sahneye çıkıyorum

BU ÜLKEDE DÜŞÜNCE KENDİMİ BİLDİM BİLELİ ÖZGÜR DEĞİL!

Vicdana inanan biri olduğunu söylemişsin bir röportajında, vicdanlı birey olarak Türkiye’de yaşamak zor değil mi?

Zor mu! Ölümcül! Kıyıcı!

Özgürlük sana göre nedir?

Önce düşüncedir bana göre. Düşüncede başlar. Düşüncenin özgürce ifade edilebildiğini hayal etmek istiyorum ve yaşamak.  Düşünce kendimi bildim bileli özgür değil bu ülkede. İnsanlar düşünceleri ve bakış açılarını yansıtan yaşamları rahatça yaşamalı ve ifade edebilmeliler.  İnsan olmanın onuru bu olmalı. Hayvanlar bunu başarabiliyorlar mesela.

Hayallerinde neler var?

Hayallerimde birçok tiyatro oyunu ve sinema filmi var. Hayallerimde ruhumda biriktirdiğim herşeyi ya tiyatro ya sinemada yaratmak var. Genç oyunculara alan yaratmak var.  Düşüncenin özgürce dolaştığı bir tiyatro yaratabilmek var.

Bitiyatro her sezon ses getiren oyunlarıyla fark yaratıyor. Küçük Prens’i sahnelediniz mesela, benim gibi birçok kişi için büyük sürprizdi. Sırada neler var?

Sırada “SIK SIK YALNIZCA KENDİ ÖNÜMÜZE BAKIYORUZ” var. Müthiş Macar yazar Istvan Örkeny hikayelerinden bir oyun yarattık. İnsanın delirmesinin değerli olduğu üzerine çalışıyoruz. Bitiyatro Oyunculuk ve Sahne Atölyesi Öğrencileri sahne alıyorlar. Nihat İleri yönetiyor. Tasarım ve fikir, yani afedersiniz prodüktörlük bana ait J))

Laçin Ceylan Bitiyatro
Laçin Ceylan Bitiyatro

Ünlü yazar Edward Bond’un “Kırmızı Siyah ve Cahil” isimli oyununu geçen sene İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelendikten sonra Bisahne’de tüm sezon sahnelemeye devam ettiniz ve çok güzel yorumlar aldı. Bitiyatro için bu oyunun önemi nedir?

Sözünü direkt söyleyen ve seyirciyi şiddetin ve gerilimin sınavına sokan bir yazar ve şaire eşlik ettik. Çok özel bir yeri ve ruhu var. Oyunu bitirmiyoruz devam edeceğiz. Üstelik Edward Bond ile kurduğumuz çok özel ve hiçbir şeye değişilmeyecek bir ilişki var. Yazışmalarımızdan çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum.

Seyirciye bir ETNA sözünüz vardı…

Evet, seyirciye ocakta giriyor diye söz vermiştik ama tutamamıştık. O da önümüzdeki sezon seyirciyle tekrar buluşacak. Önümüzdeki yıl bir şekilde Kırmızı Siyah ve Cahil’in yazarı Edward Bond ile buluşacağız. Bunun yazışmalarını yapıyoruz. Umarız buluşuruz. Birbirimizi dünya gözüyle görmek istiyoruz. Yeni sezona muhakkak bir yeni oyunumuz daha olacak.

TİMSAHLAR SİZİN OYUNUNUZ…

Size ödül getiren “Etna Bedendeki Kuyu” isimli oyunun yazarı Christina Sohn’un yeni oyunu “Timsahlar”ı çok kısa bir sürede yoğun bir çalışma ile sahneye koydunuz. Oyunu henüz izlememiş tiyatro severler için neler söylemek istersiniz?

Timsahlar seyircisi en hızla artan oyunlarımızdan. Oyun istilacı olmak ve istila edilmek üzerine. Bir durun ve bu iki kavramı hiç yaşayıp yaşamadığınızı düşünün kendi kendinize… Evet bu sizin oyununuz!.  Gülebilmek de cabası…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir