Medcezir’e El Sallarken…

Medcezir’e veda ederken dizinin gençlik dizileri arasında nasıl fark yarattığına değinmek istedim. Gelin madde madde inceleyelim.

medcezir

  • Medcezir dramalardan alışkın olduğumuz, gençlik dizilerinde yabancı kaldığımız “sınıf atlama” durumuna çok iyi bir örnekti. Bu alışkanlık drama izleyicisini çekerken, genç izleyiciye de yeni bir hayal atmosferi sundu.
  • Yaman’ın zengin mahallesindeki bitirim delikanlı pozları, bireysel mücadelesi ve elbette prensese ulaşan yoldaki başarılı çizgisi, sınıfsal kimliğinden azade yeni bir aidiyette vücut bulması dikkat çekiciydi. Bu bireysellik günümüz şehir insanının mücadelesi ve gençliğin “Amerikan rüyası” için tam bir özdeşim sağladı.

  • Aşk engel tanımaz mottosunu vurgularcasına her engeli yenerek nikah masasına uzanan ilişki masal yanını tamamladı ancak her masalın mutlu bitmesi beklentisi, endişe dolu fragmanla sekteye uğratılarak dizinin finalinde de gündem oluşturması sağlandı. Sonuçta reklamın iyisi kötüsü olmaz, hatırlarsınız Aliye’de kendini denize açmış, efsane dizi Yeditepe İstanbul’da Olcay bir ambulansla yola devam ederken aşkı gerisinde bırakmıştı. Dizi iyi de bitse kötü de bitse çok konuşulacak şimdiden garantilendi.
  • Bazı dertler hepimize aittir, insana dairdir. Bu dertlere dokunabilen işler “iş yapar”. Örneğin “ya çocuğum hastanede karıştıysa veya aslında ölmediyse: Paramparça, Yaz’ın Öyküsü, Karagül”, “ya kocam beni ile aldatırsa: Aliye, Öyle Bir Geçer Zaman ki (üstelik Alman bir Helga ile)”, “ya hayatım bir günde değişir, her şeyimi kaybedersem: Fabrika Kızı, Yeditepe İstanbul, İlişki Durumu Karışık”, “ya bir gün hayatım değişir ve şans bana gülerse : Medcezir”… Bu beklenti veya paranoyalardan birden fazlasını içinde taşıyorsa (Karagül gibi) o iş kesinlikle izleyici bulur. Yahu yıllarca içten içe dert etmişsin, bu konu aklına gelmiş… Elbette izlersin. Medcezir o yırtma meselesinin, beklentisi ve hayalinin iyi bir örneğiydi. Üstelik ötekileştirilen Yaman’ın mücadelesiyle realist bir örnek olarak ekrana geldi.
  • Komşuluk tabusuna dokunarak önyargılarımızla yüzleşme fırsatı verdi. Çevrenizde otomobil hırsızı olduğunu bildiğiniz bir genç olsa siz ona nasıl bakardınız? Evinize alır mıydınız? Peki ya onun annesi üvey babasını öldürmeye kalkışmışsa? Ağabeyi zaten hapisteyse? Merhaba önyargı, merhaba izleyici işte karşı karşıyasınız…
  • Ayrıca Yaman’ın geçmişinden taşıdığı tüm yüklerin yanında kurtuluşunun da orada olduğunu gördük. Yaman’ı ötekileştiren her öğe, onun saflığı, sokak kültürü vs vs onun avantajına dönüştü zamanla. Yaman’ın zenginlerin içinde barınabilmesi de aslında onlar gibi kurnaz olmamasına bağlandı dikkatinizi çekerim. Zenginlerin en iyisi (avukat) da aslında alt sınıftan gelen biriydi. Yaman onu ötekileştiren sosyal mirası sayesinde hikayede refaha ulaştı. Özetle sokaktaki izleyici sen de o olabilirsin. Dendi… Kandırıldık mı kesinlikle, ancak zaten kandırılmak istediğimiz için masalları izler, dinleriz değil mi?
  • Üstelik tüm kadın karakterlerinin çalıştığı, genç kadınların etek boyunun bölüm konusu ve cinayet sebebi olmadığı, totalleşememesinden kaynaklı ekranda ayrık otu olarak kalan bir işti. Dizide bir kadın kendinden küçük bir erkekle ilişki yaşadı “tehlikenin farkında mısınız?”, üstelik o kadın anneydi… Medcezir ekranı hapseden muhafazakar tabulara da sertçe dokunuyordu.
  • Bu diziye ne oldu da reytingleri düştü derseniz… Onun da cevabı aynı maalesef… Hikaye sündü efendim, oyuncu ayrılıkları, Türkiye kültüründe bu olmaz hassasiyetleri sebebiyle dizi The O.C.’den farklılaştı, ikinci sezonunda çoğu işte olduğu gibi kan kaybı yaşandı, rakipleri çok zordu. Ve en önemli sebep reyting paneli değişti. Panelin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için dizi totalleştirilmeye çalışıldı, sonunda eldeki AB izleyicide de kopma yaşandı. En son bindallıyla kına gecesi yaptılar yahu siz düşünün… “Neden kan kaybetti”nin en somut örneğidir bu… Bütün hikaye Yaman’ın onlara benzememesi üzerine kuruluyken sosyetik kısma bindallıyla kına gecesi yapmak… Sonuçta elbette ilk sezona işaret ettiği bu çıkış noktası ikinci sezonda işlemedi, işletilemedi. Sonuç ne derseniz Medcezir özellikle ilk sezonuyla gençlik dizileri içinde dikkat çekici bir yer edinerek hafızalara kazındı, rollere iki satırlık karakterizasyon yazılan çoğu dizinin yanında, uyarlama olmasının da etkisiyle, karaktere ciddi bir sosyal mobilite mevzusu hazırlanarak Yaman bireysel bir “yırtma” hikayesinin prototipi haline geldi.

Medcezir’e yayınlanacak final bölümüyle veda edeceğiz, sonu mutlu veya mutsuz olsun masal izlemek isteyen izleyicilerce çokça konuşulacağı kesin. Evlendiler hala merak ediyoruz hikayeyi, ee bu da türk dizileri için bir başarı tabii…

Şimdiden iyi seyirler…

Yazı 05.06.2015 tarihinde Dipnot Tablet Dergi’de yayımlanmıştır.

Murat Aygen Röportajı
Murat Aygen Röportajı

“Medcezir’e El Sallarken…” için 2 yorum

  1. Ben bu dizinin bittine çok üzülüyyorum ama böle bi dizi bidiya çıkmayacak diye düşünüyorum Burdan böle bi diziyaptınız için emeği geçen herkezden teşkkür ederim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir