Uraz Kaygılaroğlu ve Berna Koraltürk ile Baba Candır Röportajı

Baba Candır dizisinin Haluk ve Ece’si Uraz Kaygılaroğlu ve Berna Koraltürk ile yağmurlu bir Pazar günü sette buluştuk. Tüyo vermek gibi olmasın karakterler arasındaki elektriğin hissedilebileceği bir sahne çekilecekti ben gittiğimde, en ince detay için bile arı gibi çalışan ikili her boş anda sahne tekrarı yaparak role hazırlanıyordu. Güler yüzleri, çalışma arkadaşlarıyla uyumları ve yoğunluğa rağmen yemek arasında Dipnot Tablet için zaman ayırdıkları için önce teşekkür sonra takdirimi sunmak istiyorum. Deşifre esnasında bile güldüğüm röportajı okurken aynı gülümsemeyi yüzünüzde bulacağınızdan eminim. Ekranların en çok didişen ve somurtkan çifti, bu kez güler yüzleriyle sizlerle… 

baba candır röportaj
baba candır röportaj

 

TAM 62 KİLO VERDİ! NASIL MI?

Herkesin hayatında kırılmalar yaratan insanlar vardır, sizde bu isimler kimler? 

Berna Koraltürk: Hülya Duyar, sektöre ilk girdiğimde tanıştığım insanlardan biriydi ve bana çok yardımcı oldu. Bir de hocam Merve Taşkan… İkisi o kırılmaları yaratanlardır, iç dünyamda değişiklikler yaratanlar onlardır, dışarıyı bilemiyorum tabii… (Gülüyor)

Uraz Kaygılaroğlu: Benim için önce diyetisyenim sonra da karım…

Baba Candır Haluk Kim
Baba Candır Haluk Kim

Sibel Can’dan çok bu soruya maruz kalmış tek kişi olabilirsiniz ama sormazsam olmaz, 2 senede 62 kilo nasıl verilir?

U.K.: Spor ve diyetle verilir, hap veya katkı kullanmadım. İnsan istediği zaman her şeyi başarır.

Uraz, kime sorsam “rahat adam ya” diyorlar ama eskiden çok çekingenmişsin… O kırılma nasıl oldu?

U.K.: Evet, eskiden çok çekingendim. Yanlış bir şey yapınca bir şey olmayacağını öğrendim. Bir de oyunculuk yaptıkça kolaylaşan bir iş, çekingenliği attım üzerimden.

Baba Candır Ece Kimdir
Baba Candır Ece Kimdir

KORE’DE ÖDÜLLERİ TOPLAYAN BİR İKİLİ

Baba Candır’ın uyarlandığı Kore dizisini izlediniz mi?

U.K: İlk dört bölümünü izledim.

B.K.: Ben yalnız ilk bölümü izledim.

Kore’de en iyi çift ödülünü alan bir çiftin Türkiye şubesisiniz… Siz de ödül bekliyor musunuz?

B.K.: Öyle mi bilmiyordum. (Gülüyor)

U.K. Tabii, tabii… Çok ödül alan, ayrı ayrı da ödül toplayan bir ikili onlar. Bize verirlerse biz de alırız tabii. (Gülüyor)

Başına ne geleceği bilinen, devamındaki olaylar öngörülen bir dizide oynamak oyuncu için avantaj mıdır?

U.K.: Evet avantaj. Türk dizileri yabancı ülkelerdeki gibi 26 bölüm hazır başlamıyor maalesef, 3 bölüm hazır buradan yürürüz, hikaye de iyi diye yola çıkılıyor. Hikaye bir yerde tıkanıyor, copy paste oluyor, 10. bölümde baban çıkıyor, 15. bölümde halan geliyor… Bazı dizileri tenzih ederek konuşuyorum tabii. Bu dizide de o yok. Bizimki gibi işlerde hikayenin nereye gideceğini bilebiliyoruz.

Uraz Kaygılaroğlu Röportaj
Uraz Kaygılaroğlu Röportaj

Bu rekabet çıtasını yükselten bir şey mi? Kore dizileri de Türkiye’de çok izleniyor, orijinalle rekabet var mı?

U.K.: Bizim dizi de çok izleniyor. (Gülüyor) Öyle bir rekabet yok, izleyicilerimiz de bizler de memnunuz.

B.K.: (Gülüyor) İzleyen insanlardan aldığım yorumlar çok güzel, bu beni mutlu ediyor.

GÜÇLÜ KADINLARIN HAYRANIYIM

Gülüşün sosyal ağlarda fenomen olmuş durumda, bu kadar sorutkan bir karakterle ilk kez ekrandasın sanırım… Nasıl bir tezat… (Gülüyor)

B.K.:  (Gülüyor) Ece’nin benle hiç alakası yok…

Sen Coco Chanel hayranıymışsın…

B.K: Evet, güçlü kadınların hepsinin hayranıyım, Frida da bunlardan biri. (Gülüyor)

Oynadığın karaktere de hayran mısın, Ece de güçlü bir kadın?

B.K.: İlk başlarda çok zordu Ece… Bana çok zıt, ben o kadar hırslı, inatçı bir kadın değilim. Zor bir tanıma ve alışma sürecim oldu ama sonrasında çok sevdim Ece’yi. Bunda rol arkadaşımın da, diğer çalışma arkadaşlarımın da payı büyük.

Berna Koraltürk Röportaj
Berna Koraltürk Röportaj

Moda tasarımı öğrencisine sormak istiyorum, Ece’nin stilini nasıl değerlendiriyorsun?

B.K.: Efdal köstüm tasarımcımız, o bu karaktere çok uyumlu tasarımlar getiriyor, karaktere uyumunu çok beğeniyorum ama kişisel alanımda ben çok rahatıma düşkünüm pek benzeşmiyoruz Ece ile. Bu bana antrenman oluyor hatta. (Ayakkabılarını göstererek gülüyor)

TARIK AKAN NEDEN BENİM DAYIM DEĞİL!

Uraz senin de Yeşilçam filmlerinin hastası olduğunu duydum, favori filmin neydi?

U.K.: Çok… Bir sürü film var ama en çok sevdiğim, Tarık Akan’ın yeğeniyle hikayesini anlatan Sevgili Dayım. Ben de sarışın bir çocuktum, evde Tarık Akan benim dayım olsaydı diye somurturdum. O kadar severim Tarık Akan’ı, tüm filmlerini de izlemişimdir. Bir de aynı kadroyla çekilen filmler vardı ya onları çok severdim.

Ertem Eğilmez filmleri…

U.K. Evet, Cem Yılmaz da şimdi aynı kadroyu kemikleştirerek onlarla çalışıyor. Bu ekip enerjisini, oyuncular arasındaki iletişimi çok artıran bir şey diye düşünüyorum.

Kanalda da o tutarlılığı arıyorsun galiba, art arda TRT dizilerinde rol alman tesadüf mü, bilinçli bir tercih mi?

U.K.: Son 3 işim öyle denk geldi. Ben TRT’deki işleyişten memnunum açıkçası, dizinin arkasında duruyorlar. Özel kanallarda işlerinizin şans bulması biraz daha zor oluyor, 4 bölümde işler kalkıyor ama çok büyük bir emek var arkada. TRT ise en düşük reytingli işlerinin bile hakkını veriyor.

AŞKTA TEST SÜRÜŞÜ GEREKLİ

Sizin dizide de böyle, en büyük aşklar kavgayla mı başlar?

U.K.: Hayır… Çok klişe bence.

B.K.: Hiç öyle olduğunu sanmıyorum.

Aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız peki?

B.K.: Sadece olursun, öyle bir şey aşk.

U.K.: Birini önce fiziksel olarak beğenirsin ama birini tanımadan, konuşmadan, vakit geçirmeden onunla uyanmadan onu sadece madde olarak beğenirsin aşık olup olmadığını anlamazsın. Bir arabayı çok beğenirsin ama test sürüşü yapmadan arabası satın almazsın. Önce gezersin, tanırsın…

Aşka test sürüşü gerek yani..

U.K.: Kesinlikle… Konuşmadan etmeden anlamazsın ki… Yol tutuşu kötüyse ne olacak?

B.K.: (Gülüyor) Yarı yolda bırakırsa?

U.K.: (Gülüyor) Öyle ama tümseklerde takırdıyorsa ne olacak? Şaka yapmıyorum, okuyanlar anlayacaktır bu metaforu, art niyet yok. İlk görüşte aşk olmaz, fiziksel beğeni olur sadece.

Berna, “Hiçbir erkeğe güvenmiyorum, onlar da bana güvenmemeli…” demişsin.

B.K.: Ben insanların birbirleriyle güven üzerinden ilerleyen bir sahip olma ilişkisi kuruyorlar bu bana yanlış geldiği için böyle dedim. Kimse kimsenin sahibi değil, iyi hissettiğin duyguyu yaşıyorsun ama “çok güveniyorum” gibi büyük cümlelere inanmıyorum. Kesinlikle güvenmem demiyorum.

baba candır röportaj
baba candır röportaj

İKİSİ DE HARRY POTTER HAYRANI

Mızıka ile ilgili bir hikayen varmış?

U.K.: Ben hayatım boyunca hiçbir enstrüman çalamadım, bana Murat Dalkılıç da bir doğum günümde armonika hediye etti. Bir de becerebilirmişim gibi en iyisinden almış sağ olsun. Ben de o zaman annemle oturuyordum, annem birkaç defa Murat’a fena giydirmişti, “nereden aldılar bunu” diye çünkü çalamıyorum. Onunla bir uğraşım oldu işte, beceremedim tabii…

Enstrümana yok anladım peki çizgi film merakı var mı?

U.K.: Eşek kadar adam olana kadar çok uzun zaman çizgi film izledim, şimdiki çocuklar Bugs Bunny’i bile tanımıyorlar. Onlar bizim için efsaneydi…

B.K.: Şeker kız Candy izlediğim ilk aşk hikayesiydi. İlk aşktı… (Gülüyor)

Harry Potter okuyan bir adamın içindeki çocuk hala hayatta diyebilir miyiz?

U.K.: Sen ne diyorsun, Harry Potter’ın son kitabının son sayfasında bir arkadaşım ölmüş gibi üzüldüm.

B.K.: Gerçekten mi, bunu ben de bilmiyordum. Ben de deli bir Harry Potter hayranıyım. (Gülüyor)

U.K.: Tabii, Harry Potter beni başka bir dünyanın var olduğuna inandırmıştı, ağlayacağım bak şimdi.

B.K.: Uraz, benim felsefe taşım vardı…

U.K.: Ben de eve Harry Potter sopası aldım, uzaktan kumanda. Evdeki televizyonu Wingardium Leviosa deyip kapatabiliyorum. (Gülüyor)

Kullanıyor musun onu?

U.K.: (Gülüyor) Birkaç kez yaptım da çok sıkıcı oluyor. Şimdi kenarda duruyor.

Biraz daha reel dünyaya dönelim o zaman, hayalsiz yaşayamam diyen bir kadına sormazsam olmaz, şu an hayallerinde neler var Berna?

B.K: Söylemektense yaşamayı tercih edenlerdenim. Biliyorum onlar gelecek, güzel hayallerim var ama emin ol. (Gülüyor)

Son olarak bana daha önce hiçbir röportajında söylemediğin bir şey söyler misin Uraz? “Hakkımda bu bilinmiyor” dediğin herhangi bir şey olabilir.

U.K.: Ben Kemal Sunal hayranıyım. Sahil yolunda arabayla giderken, yan arabada Kemal Sunal durdu. Ben daha çok küçüğüm ama… Kemal Sunal’ı görünce arabanın içinde zıplamaya başladım ben, “anne Kemal Sunal” diye. Annem sakin ol diye beni durdurmaya çalışıyor. Tam o sırada Kemal Sunal ile göz göze geldik ve bana “deli misin sen?” gibi bir el hareketi yaptı.  Benim için unutulmaz bir çocukluk anısıdır. (Gülüyor)

 

“Uraz Kaygılaroğlu ve Berna Koraltürk ile Baba Candır Röportajı” için 6 yorum

  1. Şu diziyi yarıda kesip final yapmayınnnn lütfen.. klasik klişe olmuş dizilerden dolayı uzun süre tv bağlantısı olmayan ben yeniden tv başında dizi bekler oldum :( interntten tekrar gibi videolarınıda hergün sıkılmadan izliyorm… 💕💕

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir