Asla Vazgeçmem’in Hazal’ı İpek Elban: Zor Unutulan Kadınlardanım

Follow me

Asla Vazgeçmem’in plaza kadını, Hazal’ı İpek Elban ile bir akşam yemeğinde bir araya geldik, Dipnot Tablet okurları için içten bir söyleşi gerçekleştirdik. Röportaj boyunca güler yüzüyla sorularımızı yanıtlayan Elban, oyunculuk kariyerinden aşk hakkında sorularımıza da samimiyetle cevap verdi. İpek Elban oyuncu, müzisyen ve röportaj sonrası öğrendiğim kadarıyla bir çiğköfte uzmanı, adeta mutfak sanatçısı… Açık sözlü, bolca maharetli ve güleryüzlü oyuncunun açıklamalarıyla sizleri baş başa bırakıyorum…

Asla Vazgeçmem Hazal Kim
Asla Vazgeçmem Hazal Kim

YILMAZ ERDOĞAN GEL DEMESEYDİ, OYUNCULUĞU BIRAKIYORDUM

Hakkındaki bilgilerde çok fazla boşluk var dolduralım istiyorum. Üsküdar Musiki cemiyetinde eğitim almışsın, oyunculuk eğitimi mevcut mu?

Ayla Algan’dan Ekol Drama’dan eğitim aldım. Sonra Akademi Kenter’e girdim. Vedat Sakman, Hakan Gerçek ve ben bir şiir dinletisi yaptık sonrasında da BKM geldi.

İpek Elban Röportaj
İpek Elban Röportaj

Bozcaada’da nargile cafe açmışsın ve hayatının akışı değişmiş….

Bozcaada’yı çok seviyordum. Orada uzun süre kalmak için bir sebep arıyordum, nargile de severim. O dönemde orada çok sevdiğim bir ağabeyim mekan açtı, bir bölümünü de sen işletmek ister misin dediler o vesileyle gittim. O arada da Yılmaz Erdoğan filmi için mekan bakıyor ve Bozcaada’ya geliyor. Yılmaz Ağabey de benim dayımın çok eski arkadaşı.

Dayın kimdi bu arada?

Çok eski televizyoncu… Hakan Dokurlar… Sinema sektöründe çevresi vardır ama ondan hiçbir zaman böyle bir destek istememişimdir, o da yeğenimin başını yakmayacağım diye beni bu işlerin içine sokmak istemezdi. (Gülüyor) Ben de Bozcaada’dan döndüğümde bu işleri bırakacağım diye düşünüyordum son bir şans, dayımdan bizi tanıştırmasını istedim. Dayım vesile oldu bir görüşme yaptık, o da “BKM’de prot diye bir ekip kurduki gel orada başla” dedi. Bizim onun Bozcaada’da kaldığı 1 ay süresince muhabbetimiz arttı, beni tanıdı. Yalnız dayımın vesilesiyle değil Yılmaz Erdoğan’ın beni tanıması vesilesiyle o ekibe girdim yani…

Asla Vazgeçmem dizisi röportaj
Asla Vazgeçmem dizisi röportaj

SETTE AĞLAMANIN EŞİĞİNE GELDİM

Herkesin hayatında kırılmalar yaratan insanlar vardır, bu da onlardan biri işte…

Evet… BKM’ye girdim. Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın son sezonunda hem yazdık hem oynadık. O bana bir kapı açtı. Yılmaz Erdoğan “gel” demeseydi ben bu işleri bırakıyordum. Sonra TRT Müzik’te Klip saati diye bir program sundum. Sonra da İffet’e girdim…

Orada da Faruk Teber okulundan mezun oldun değil mi?

Onunla da tanışmam ilginçti. Ben Gold Yapım’la başka bir proje için anlaşmıştım. Dayım Faruk Teber’in de arkadaşı ve bahsediyor benim yeğenim de Gold’da bir işle anlaştı diye Faruk Teber de bakıyor, “ben de Gold’un başka bir projesindeyim benim yanıma gönder” diyor. Rol daha küçük, kaşesi de daha az ama “Faruk Teber bir okul” olduğu için kabul ettim. Diğer iş patladı ama İffet devam etti. (Gülüyor)

Çalışması da çok kolay değildir onunla… Titiz bir yönetmendir.

Tabii ağlama noktasına gelip kendimi tuttuğum olmuştur. Bana “Faruk Teber oyuncu ağlatır” diyorlardı zaten ama ben inat edip ağlamadım. (Gülüyor) Faruk Hoca da 8. bölümde alkışlayıp “aramıza hoş geldin” dedi, o “artık seninle uğraşmıyorum” demekti. Ondan sonra rahatladım, Faruk Teber okulundan mezun oldum. Set adabı, ekip ahlakı, oyuncunun nasıl davranması gerektiği… Hepsini o öğretti.

İzleyici neden Asla Vazgeçmem’i tercih etmeli, ekrandaki diğer dizilerden farkı ne?

Temposu yüksek ve kendini tekrar etmeyen bir dizi… Emek harcanan bir iş ve güzel bir aşk hikayesi anlatıyor.

Bu kadar güzel kadının, erkeğin olduğu sette herkes çekişme bekler… Nasıl gidiyor çekimler?

Hiç çekişme yok. Amine Türkiye Güzeli, enerjisi çok güzel bir kız benim ona kötü bir şey hissetmem mümkün değil. Kız topuklu giydiğinde benim üç katım, kıskanmam mümkün mü? (Gülüyor)

İpek Elban Söyleşi
İpek Elban Söyleşi

GÜZEL KADIN DA KOMİK OLABİLİR!

Biraz da tiyatro… 6 patlar kimeri güldürüyor, nerede güldürüyor?

Herkesi güldürüyoruz… (Gülüyor) BKM Mutfak’ta sahne alıyoruz. Pazartesi günleri çıkıyoruz ve mekan full oynuyoruz.

Skeç programı aslında değil mi?

Sıradan skeçlerden farklı deneysel çalışmalar da yapıyoruz. Skeç skeç ama ilginç bir deneyim vadettiğine emin olabilirsin.

Senin tiyatrodaki komedi enerjini görenler komedi oynamalısın diyor…

Güzel kadın komedi oynayamaz algısı var. Güzel kadın da komedi oynar, şişman kadın da başrol olabilir. Bunları biraz kırmamız gerekiyor.

80 BESTESİ, BİR DE ALTIN GÜVERCİN ÖDÜLÜ VAR

Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması’nda sözü ve bestesi kendine ait olan şarkıyla En Genç Yorumcu ödülünü almışsın. Bir albüm veya sahne çalışması olacak mı?

Hayallerimde var…

Kaç besten var?

En son 80’di.

Hiçbir besten başkalarınca seslendirildi mi?

Koray Çapanoğlu arkadaşım, o albümünde kullandı. “Yemin ettim pişmanım”ı okudu.

Ne sana şarkı yazdırır?

Uzun zamandır yazmıyorum. Eskiden daha sık yazıyordum, galiba içimdekileri eskisi kadar dökemiyorum şarkılara. Ara ara yazıyorum ama eskisi kadar sık değil.

Bir ayrılık acısı lazım…

(Gülüyor) Tabii canım, çektiğim acının tarifi yok ayrılık ne kelime ama o da yazdıramıyor, düşün.

Oyuncu İpek Elban Söyleşi
Oyuncu İpek Elban Söyleşi

BEN HEP TERK EDEN KADIN OLDUM

Aşkta fedakar mısın?

Salaklık derecesinde…

O zaman çok darbe yemişsindir?

Darbe yememek için çok çabalayıp aşık olmadım, uzun zamandan sonra duvarı kaldırıp aşık oldum ve yine darbe yedim. Demek ki duvar iyi bir şeymiş.

Aşk acısı da güzel değil mi?

Çok zor canı yanan ama canı yanınca da dipte yaşayanlardanım. Benim için iyi değil.

Canın yandığında can yakar mısın?

İsteyip de yapamadığım bir şey o… Dizide oynadığın kadını örnek alıp yapsana kötü bir şey… Yok, yapamıyorum. Kendimden başka kimseye kötülük yapamıyorum.

Hiç aldatıldın mı?

Hiç duymadım, aldatıldıysam ben de tebrik ederim çünkü hiç hissetmedim. (Gülüyor) Hep terk eden taraf ben olurum zaten… Sonradan da hemen bir ilişki falan duymadım.

Demek zor unutulan kadınlardansın…

Aaa evet zor unutulan kadınlardanım. Bütün eski sevgililerim seneler sonra bile geri dönmek ister bana, kıymetimi sonradan anlıyorlar. Ben hammaddeyi alıyorum, odun ya bu (Eline tuzluğu alıyor) Ben bunu alıp şekillendiriyorum. Bakıyorlar bu bir şeye benziyor, hadi diyorum yürü git ormanına. (Gülüyor) Bir dolanıp geri geliyorlar, “Beni bu hale getirdiğin için teşekkür ederim” diye.

Kendi şekillendirdiğin şeyi neden istemiyorsun peki?

Bu o kadar yorucu bir süreç oluyor ki, cefasından sefasını sürmeye takatim kalmıyor. (Gülüyor) Olmuşunu da hiç bulamadım.

Şu an bir sevgilin var mı?

Yok… Var da yok… Kardan adam…

Röportaj: Gizem Kaboğlu / Dipnot Tablet Aralık 2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir