Dizi Karakteri De Kitap Okur!

Kiralık Aşk malumunuz yazın en çok izlenen işlerinden biri. Dizide uzun zamandır, Jane Austen’ınPride and Prejudice romanı ve uyarlama filmi üzerinden diyaloglar geçiyordu. Son bölümde de olan oldu, esas kızımız doğum günü hediyesi olarak Ömer Bey’e Gurur ve Önyargı olarak çevrilen o kitabın ilk baskısını hediye etti. Dizilerde edebi eserlerin yeri oldukça fazla, kimi zaman bir şiirle aşk ifade edildi, kimi zaman okunan bir kitap sahnenin tüm ruhunu, karakteri ifade ediyordu.

kiralık aşk
kiralık aşk

Aslında bu karakterizasyonun daki detaycılığı gösteriyor. Örneğin Behzat Ç’de Komiser Suna dönemin fırtınalar estiren kitabını, Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar”ını okumuştu. Ardından bir sahnede kitaplıktaki Nihat Genç’in “Anadolu Yazarını Dinliyor” kitabı dikkat çekmişti. Karakterin ne okuyacağına o kadar hakimdi ki senaristler, kitaplıkta duran da sahnede okunan kitap da izleyiciye karakterin ilgi alanları, hayat görüşü hakkında bilgi veriyordu.

Okumaya devam et Dizi Karakteri De Kitap Okur!

CAN NERGİS: ARKA SOKAKLAR KENDİ BAŞINA BİR MARKA

 

Arka Sokaklar’ın son gözdesi Can Nergis ile dizilerden Tv dünyasına pek çok konuyu Cine Dergi için konuştuk. Can Nergis’i biraz daha yakından tanımak isterseniz buyurunuz:

Can-Nergis
Can-Nergis

Onca dizi bir sezon bile ekranda kalamazken Arka Sokaklar uzun yıllardır bizlerle. Bunun nedenini neye bağlıyorsun?
İlk önce temposu çok yüksek bir dizi. Tecrübeli ve iyi oyuncuları kadrosunda bulundurması diziyi izlenebilir ve keyifli hale getiriyor ama bence en önemli etken; senaryonun ve hikâyenin günümüzde yaşanan konulardan esinlenerek oluşturulması. Bu güncellik insanlarda bitmeyen bir ilgi oluşmasını sağlıyor.

Ekranda başarı kriterin nedir? Mesela Arka Sokaklar pek çok açıdan kimi izleyiciler ve profesyonellerce eleştirilerden nasiplenen bir proje, sadece izlendiği için bir diziyi başarılı sayabilir miyiz?
Tabii ki bir dizinin veya işin çok izlenmesi onun iyi olduğu anlamına gelmez. Estetik ve entelektüel açıdan her dizi acımasızca eleştirilebilir. Yapıcı olduğu sürece eleştiriler zaten bizim yakıtımız. Hem profesyonellerden hem de izleyicilerden gelen eleştirileri çok dikkate alıyor ve çalışmalarımı bu yönde geliştirmek için çaba sarf ediyorum ancak önemli olan bir konu da insanlara ulaşabilmek. Entrika, sansasyon veya tuhaf ilişkileri bayağı bir şekilde işleyerek değil de konu güncelliğini koruyarak, tempo sağlayarak bu ilgiyi yakalayabilmek zaten bir başarıdır. Dışarıya çıkıp baktığınızda kahvehanelerde, kuaförlerde, duraklarda hep Arka Sokaklar izleniyor. Bu kadar geniş kitleye sahip bir işte vereceğiniz en ufak mesaj çok büyük değişiklikler yaratabilir ki bu zaten en büyük başarıdır. Sosyal medyada yapılan geri dönüşler ve yorumları dikkatle takip ediyorum. Kendime gelince sanırım en büyük kriter annemin ve ananemin beğenmesi.
Uzun süredir ekranda olan bir işe sonradan dâhil olmak zor olsa gerek.

Setin ilk günü desem…
Dokuz yıldır devam eden bir projeye dâhil olmak benim için ilk defa yaşanan bir durumdu fakat genel karakterim itibariyle kolay uyum sağlayabilen biri olduğum için çok fazla kaygılanmadım. Setin ilk günü ilk sahne benimdi. Başlamadan yönetmenimiz kısa bir konuşma yaptı. Bu sette başrol ve starın hepimiz olduğunu, egoları bulunmadığını anlattı. Çalışma arkadaşlarımın hepsi bana çok güzel yaklaştılar ve hep yardımcı oldular. Bir ayrımcılık ya da devrecilik durumu yaşamadım. Örnek aldığım oyuncularla birlikte çalışabildiğim için çok mutluyum.
Oyuncu kadrosu değişse de Arka Sokaklar yoluna devam edebiliyor… Diziye gelen ve giden pek çok kişi oldu. Dizinin oyuncusu, ekibi vb. dışında artık kendi yoluna devam eden organik bir varlığı olduğundan söz edebilir miyiz?
Az önce söylediğim gibi dizinin temposu ve güncel konulara değinmesi yüksek izlenme oranlarına sahip olmasını sağlıyor. Evet dizinin konsepti zaten yurtdışında da oturmuş polisiye. Arka Sokaklar kendi başına bir marka olmuş durumda.

Modellik oyunculuk için bir basamak olarak görülüyor sanki senin için de öyle miydi?
Modellik bir yolculuk, o seyahatin içinde kendini oyunculuğa yakın hissediyorsan ya da yer aldığın projelerdeki referans ve tepkiler seni oyunculuğa doğru itiyorsa, zaten bir şekilde kendini orada buluyorsun ama bu her modelin ileride oyuncu olabileceği anlamına gelmez. Tamamen yaptığın işte algının açık olmasıyla ve başarınla ilgili. Benim Türkiye’de dizi sektöründe yer almaya başlamam yurtdışında yer aldığım dizi, sinema ve reklam projelerinin referansları ve 2011’de Tomris Giritlioğlu’nun aracılığıyla Avşar Film’in dönem dizisiyle oldu. Proje çok kaliteliydi ve 8 yıldır Türkiye’den uzaktaydım ailemle yeterince bir arada olamıyordum, bu şansı değerlendirip  kabul ettim.

Dünyanın pek çok ülkesinde yaşamak bir oyuncuya neler katar ve sormadan edemiyorum dünyayı gören bir adam neden geri döner?
Ben işe modellikle başladım. 22 yaşından sonra 23 ülkede modellik, reklam oyunculuğu yaptım, birçok dizi ve sinema projesinde yer aldım. Bu sırada birkaç dil öğrenme fırsatım oldu. Moda ve sinema sektörünün kalbinin attığı yerlerde çok yakın arkadaşlıklar kurdum. Çok değerli insanlarla tanıştım. Gittiğim ülkelerin, özellikle Uzakdoğu’nun kültürünü yakından tanıma şansına sahip oldum. Farklı inançlar, farklı yaşamlar, hepsi insanın algı ve düşünce dünyasını temelden değiştirebiliyor. Ailemle daha fazla birlikte olmak, eski dostları görmek, doğduğun büyüdüğün sokaklarda dolaşmak gibisi yok. Gezdiğim ve yaşadığım o kadar ülke arasında bence Türkiye özellikle de İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden birisi. Sadece yaşamasını ve tüm nimetlerinden faydalanmasını bildikçe.

Peki, Arka Sokaklar ’da neler oluyor? Can Nergis’in gelecek projeleri ve hedefleri nelerdir?
Birkaç reklam teklifi geldi ama çekimler yoğun olduğu için 1-2 günden fazla zaman ayıramıyorum. Bu yaz bir sinema filmi projemiz var. Ardından gelecek bana uygun projeleri de değerlendireceğim. Arka Sokaklarda yer almasaydım ABD ye gidiyordum. Son 1 hafta kala bu projeyi kabul ettiğim için biletimi açığa aldım. Hedefe gelince, Los Angeles ’da daha önce çalıştığım yönetmen arkadaşlarımla çeşitli projeleri değerlendirmek istiyorum.

röportaj:GİZEM MERVE KABOĞLU

Röportaj Cine Dergi Aralık 2014 sayısında yayımlanmıştır.

Arka Sokaklar’ın Polisiye Anlayışı Göz Yoruyor

Arka Sokaklar bize zaten 7 sezondur izlediğimiz hikayeyi göstermeye devam ediyor. Rejisi izleyicisi tarafından yıllardır kanıksansa da bende hala yabancılık uyandıran dizi düğün kameramanlarıyla mı mesai yapıyor acaba?

Arka Sokaklar Sekizinci Sezon
Arka Sokaklar Sekizinci Sezon

Arka Sokaklar’ın yeni sezon ilk bölümünü izlerken aklıma geçtiğimiz yaz yayınlanan Küçük Hesaplar dizisi geldi. O dizinin de aksiyon seven bir yönetmeni vardı, dizinin en çok eleştirdiğim noktalarından biri de durduk yerde basılan gülme efektleriydi. O zaman yazmıştım, gülme efekti koyulduğunda dizi iyi bir komedi dizisi olmuyor diye. Arka Sokaklar da ispatlıyor ki zoom in-zoom out yapmak polisiye çekmeye yetmiyor. Öyle olsa Kudret Sabancı’nın her dizisinin polisiye olup olmadığını tartışmaya açabilirdik :). Şaka bir yana elbette bu dizinin senaryosu polisiye ama sakin bir konuşma sahnesinde bile neden zoom var? Yalvarırım biri açıklasın.

Çekim teknikleri oldukça deneysel, seslendirme kötü, bölüm oyuncularına hiç değinmiyorum. Dizinin yeni sezon ilk bölümüne ben yarım saat dayanabildim. Dizinin sadık izleyicilerinin ise hayal kırıklığına uğramadığına eminim. O kadarcık gözlemle daha uzun ve detaylı bir yazı yazmam ise mümkün değil. Diyeceğim o ki, ben Arka Sokaklar’ın hedef kitlesi değilim, hedef kitlesine iyi seyirler dilerim. 🙂

Arka Sokaklar’da “sosyal mesajlı” eşcinsel cinayeti

Alev Alev ile ilgili bu hafta ele almak istediğim bir konu daha var. Dizide bu hafta karikatürize edilmiş bir eşcinsel karakter gördük, konuya gelmeden önce aynı yapım şirketinin bir başka dizisi olan Arka Sokaklar dizisindeki bir sahneyi anımsatmak istiyorum. Arka Sokaklar adlı dizide bundan birkaç hafta önce bir eşcinsel cineyeti izledik. Pembe payetli bluz giymiş, yüzünde abartılı bir makyaj olan eşcinsel karakter namus cinayetine kurban gidiyor, Rıza Baba ise oğlunu öldüren adama “Siz şimdi namusunuzu mu temizdiniz? Sizin hepinizi (aileyi göstererek) toplasak bir Tufan (öldürülen karakter) etmezsiniz.”diyerek mesaj verdi

Bu hafta da Alev Alev’de aynı formda bir eşcinsel karakter gördük. Tam anlamıyla “karton tip” olan bu karakter de efemine hareketleri, gördüğü her erkeğe ilgi gösteren tavrıyla klişeleri yeniden üretiyordu. Üstelik bu adamın gay olup olmadığını konuşan iki kadının konuşmalarındaki “gay” sözcüğü de sansürlenerek ekrana geldi.

Elbette eşcinsel karakterlerin dizilerde görünürlüğü olumlu bir işaret ancak önyargıları yeniden üretecek klişelerle karakterler şekillendirildiğinde o işaret anlamını kaybetmeye başlıyor. Zaten okurlarımın bunu farkında olduğunu düşünüyorum ama yine de yazmak istiyorum, nasıl her heteroseksüel kişi gördüğü karşı cinse “asılmıyorsa”, her homoseksüel de eşcinsine cinsel yakınlaşma çabasında bulunmaz. Maskülen eşcinseller de vardır, her eşcinsel payetli bluz giyip öyle makyak yapmaz. Sosyal mesaj vermek elbette önemli ancak sosyal mesaj vereceğiz diye önyargılar haklı çıkarılırsa ortaya ancak eleştirilecek bir dizi çıkar.