Oyunculuk İş Makinesi Operatörlüğüne Benziyor…

Karagül’ün Baran’ı Mert Yazıcıoğlu ile dizinin başarısından, okuma merakına, oyunculuk serüveninden hakkında merak edilenlere kadar pekçok noktaya değinen bir söyleşi gerçekleştirdik. Özel hayatı konusunda sessiz kalmayı tercih eden genç oyuncu, mütevazılığı ve disipliniyle ise adeta başarısının sırrını Dipnot Tablet ile paylaştı. Çocukluk hayallerinden bugüne uzanan, eğlenceli bir Mert Yazıcıoğlu söyleşisi sizlerle…

Karagül Baran Kim
Karagül Baran Kim

O FİLMDE FİGÜRANDIM”

Dedemin İnsanları ve Kayıp Şehir’den sonra bu meslekte 3. projen ve oyunculuğun övgü topluyor. İşletme okuduğunu biliyorum, Ümit Çırak’tan oyunculuk eğitimi almışsın ancak yarım kalmış…

Öncelikle teşekkür ederim.ÇağanIrmak’ın yönetmenliğini yaptığı Dedemin İnsanları filmine figüran olarak gittim. Birkaç arkadaşımla beraber eğleniriz diye düşünmüştük. Ama o set havası, o kargaşa çok ilgimi çekti. Ben nasıl oyuncu olabilirim diye kendime sordum, hala da sormaya devam ediyorum. Değişen bir şey yok. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde dört senelik işletme fakültesini ikinci sınıfta bırakma kararı aldım. Açık konuşmak gerekirse okumak istediğim bir bölüm değildi. Kayıp Şehir dizisiyle birlikte Ümit Çırak’tan oyunculuk atölyesinde eğitimime başladım. Onu da Karagül dizisi yüzünden bırakmak zorunda kaldım.

Kendini nasıl geliştiriyorsun, doğal bir yeteneğin yansımasını mı izliyoruz biz yoksa bir sırrın var mı?

Diziden vakit buldukça kitap okumaya ve film izlemeye çalışıyorum. Bildiğiniz gibi Gaziantep’te çekim yapıyoruz bu yüzden yeni çıkan oyunlara da gidemiyoruz. Yani yaptığım ekstra bir şey yok. İltifatınız için çok teşekkür ederim. Öyle bir sırrım yok. Zaten bir sırrım olsa bile bunu size söylemezdim diye düşünüyorum. (Gülüyor)

Mert Yazıcıoğlu Röportajı
Mert Yazıcıoğlu Röportajı

Açıköğretimde okuduğun doğru mu?

Evet açıköğretim Fotoğrafçılık ve Kameramanlık okuyorum.

İlk rolü uykucu şirin olan bir çocuğa dönerek soruyorum şimdi Karagül’ün prensi olmak nasıl bir duygu?

Karagül konusunda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü böyle büyük bir işi, daha üç-dört aylık set tecrübesi olan, iki senelik eğitiminin dört ayını tamamlamış on dokuz yaşında bir gence teslim etmek cesaret ister. Bana tekrar teşekkür etmek düşüyor sadece.

Oyun boyunca uyudun mu cidden merak ettim.

Aklımda kalan hikaye şu; Oyunun başında uykucu şirin uyur. Herkes zehirli keki (bizde zehirli börekti tabii) yer. Bir tek uykucu şirin yemez. Oyun sonunda uyanıp bütün köyü Gargamel’in elinden kurtarır. Hatırladığım kadarıyla hikayesi buydu.

Çocukluktan devam edelim, bir insan neden iş makinesi operastörü olma hayali kurar?

Nasıl bir çocukluk geçirmişsem artık neden olduğunu bilmiyorum. Ama bizim ülkemizde herkes iş makinesi çalışırken onu izlemeyi sever. Ben çok gördüm elinde çay,oturup bina yıkılışını izleyen insanları. (Bunlardan biri de benim) Ondan olsa gerek. Beni neden izlemesinler ki diye düşünüp iş makinesi operatörü olmak istemişim herhalde. (Gülüyor) Bir düşününce yaptığım işle biraz benziyor aslında.

karagül baran röportaj
karagül baran röportaj

KARAGÜL’ÜN BAŞARISINDA EN BÜYÜK PAY ONUN…

Herkesin hayatında kırılma yaratan isimler vardır, sende bu isimler kimler?

Ahmet Cemal. Ümit Çırak Atölyesi’nde eğitim alırken Ahmet Cemal kültür tarihi hocamızdı. Derslerimiz inanılmazdı.Ben tam hayır,olmayacak derken çok elimden tutmuştur. Kırılma noktası yaratan isim diyorsak sadece Ahmet Cemal. Saygılar…

Ünlü bir senaristle off the record bir sohbetimizde Karagül’ün tutma nedeninin genç oyuncular ve hikayeleri olduğunu düşündüğünden bahsetmişti. Buna katılır mısın? Başarının sırrı sence ne?

Karagül’ün başarısının sırrı için somut bir cümle kuramam. Çok klişe olacak ama Karagül’de çalışan herkesin bu başarıda payı var. Fakat en büyük payda Yönetmenimiz Murat Saraçoğlu’na aittir.

ROL GEREĞİ RUJ SÜRMEM GEREKİRSE SÜRERİM”

Hayranların ruj sürdüğünü zannediyormuş, sen de o post yüzünden “tabii ki hayır” diye açıklama yapmışsın. Burada maço bir tavır seziyorum, serde biraz maçoluk var mı? Oyuncu ekranda öyle olması gerekiyorsa ruj da sürmez mi, gerekirse sürmez misin?

Ruj sürüyor mu sürmüyor mu meselesi o kadar büyütüldü ki bende artık bir cevap vermeliyim diye düşündüm. Maçoluk değil de açıklama yaptım diyelim. Eğer canlandırdığım karakter gereği ruj sürmem gerekirse tabi ki sürerim. Ancak Baran Şamverdi karakteri ruj sürüyorsa bir sıkıntı var demektir. Bakalım,belki bir gün bir Pedro Almodovar filminde olabilir… Bilemeyiz..

Söz konusu şehir dışı işse, kesin bir playstation ekibiniz vardır. Kimler var o grupta?

Biz daha çok Can Atak’la tavla oynamayı tercih ediyoruz. Çok çekişmeli geçiyor. (Gülüyor)

Müzikle de ilgin olduğunu duydum, enstrüman çalıyor musun? Sesin güzel mi, ilgi ne boyutta?

Enstrüman çalmayı çok istiyorum ama daha hiç yol katedemedim. Sesim güzel mi, hayır berbat. Müzik dinlemeyi çok seviyorum. İnsanın ruh halini saniyesine değiştirebilen bir şey. İlaç gibi. Düşünce yapınızı değiştiriyor.

Çok okuyan biri olduğun izlenimine kapılıyorum, neler okursun?

Dediğim gibi setten vakit kaldıkça mutlaka kitap okumaya çalışıyorum. Bilim içerikli kitaplara karşı daha bir ilgim var ama elime geçen her kitabı okurum.Şuan da Marlon Brando’nun Annemin Öğrettiği Şarkılar ve Linda Seger’in yazdığı Senaryoda Unutulmaz Karakterler Yaratmak adlı kitapları okuyorum. Yani mesleğimle ilgili kitaplar.

Başucu kitabın hangisi?

Başucu kitabım ”Peter Watson – Fikirler Tarihi:Ateşten Freud’a”.

Mert Yazıcıoğlu kimdir
Mert Yazıcıoğlu kimdir

MARLA SINGER İLE AŞK YAŞAMAK İSTERDİM”

Varsayım soruları sormak istiyorum birkaç tane: Daha önce uyarlanmamış bir kitabı seçme şansın olsa hangi kitapta hangi rolü oynamak istersin?

Uyarlanmışı söylemek istiyorum. Anthony Burgess – A Clockwork Orange – Alex . Çok isterdim. Sonuçta yönetmen Stanley Kubrick!

Bir roman karakteriyle aşk yaşayabilecek olsan kimi seçerdin?

Chuck Palahniuk – Dövüş Kulübü – Marla Singer ama filmdeki Helena Bonham Carter’ ın oynadığı Marla Singer’dan bahsetmiyorum. Benim hayalim daha farklı. Sonuçta romanı okuduğunuzda herkesin kafasında başka bir Marla Singer’ı oluyor.

Hangi konuda, kimin iltifatını duymak istersin?

Ben rahmetli Babamdan dünyanın en güzel cümlesini duydum. “Bir kez daha dünyaya gelsen, seni yine böyle yetiştirirdim.” dedi. Bunun üstüne bir cümle söylemek anlamsız olur.

Google’da hakkında en çok arananları da cevaplandıralım mı?:

Mert Yazıcıoğlu boyu kaç?

1.78

Mert Yazıcıoğlu Kimin Oğlu?

Babam Ayhan Yazıcıoğlu

Recep Yazıcıoğlu ile akrabalığın var mı?

Recep Yazıcıoğlu ile bir akrabalığım yok.

Şiven özellikle başarılı bulunuyor, gerçekte nerelisin?

İstanbul’da doğup büyüdüm.

Karagül İle Ekranlara Dönen Bülent Polat: “Hayat Hem Komedi, Hem Drama”

Hafızalarımızda Avrupa Yakası’nın Şesu’su olarak yer eden, şimdilerde Karagül’ün kötü Sabri’si Bülent Polat ile Cine Dergi için oyunculuktan hayata, Amerika geçmişinden Karagül’e kadar pek çok konuya değindik. Entelektüel birikimi kadar esprili üslubuyla da dikkat çeken oyuncuyu yakından tanımak ister misiniz?

Bulent Polat
Bulent Polat

Karagül zirvedeki yerini o kadar sağlamlaştırdı ki rekordan rekora koşuyor bu başarının nedeni ne? Diğer dizilerden farkı ne?

Hikayesini seyircisine çok iyi ulaştırıyor. Bu hikaye anlatımına iyi oyuncu kadrosu, yönetmen ve profesyonel bir set ekibi eklenince sonuç başarılı oluyor. Tabi en önemlisi yapımcımız Şükrü Avşar’ın proje üzerindeki titiz çalışması. Set ortamı oyuncunun üretimi için uygun koşulları taşıyor Karagül setinde. Senaryo oyuncunun ki rolünün ağırlığı ne olursa olsun performans gösterebileceği şekilde yazılıyor. Monologu bol olan bir senaryo:) Sevgi ve saygının hakim olduğu bir set.

Bir projeye hazırlanırken, oyunu sahneye koyarken izleyici hayaliniz oluyor mu? Örneğin Karagül’de sizi kim sevsin, kim izlesin istersiniz?

Benim hayal gücüm tamamen hikaye ve karakteri derinleştirmek için çalışır. Kendi seyircisini bulur anlattığımız hikaye. İnsanı insana insanca anlatma gayreti içinde olurum :) Karagül’ü ilk anam babam ve eşim izlesin sevsin isterim. En önemlisi onlar, onlar inanıp sevgimi seyirci de sizi aileden biri sayıyor ve seviyor.

Okumaya devam et Karagül İle Ekranlara Dönen Bülent Polat: “Hayat Hem Komedi, Hem Drama”

Karagül’ün Serdar’ı Burak Çelik: Yakışıklığım Yeteneğimin Önüne Geçmemeli

Burak Çelik’in şöhret yolculuğu Best Model yarışmasıyla başladı… Tescilli yakışıklı Karagül ile oyunculuğa adım attı. Karizmasıyla iki kardeşi de aşka düşüren Karagül’ün Serdar’ı Burak Çelik ile Halfeti’yi, Karagül’ü, oyunculuğu ve hayata bakışını konuştuk. Dipnot Tablet Dergi’den Gizem Kaboğlu’nun sorularını yanıtlayan genç oyuncuyu daha yakından takımak ister misiniz?

Burak Çelik
Burak Çelik


Okumaya devam et Karagül’ün Serdar’ı Burak Çelik: Yakışıklığım Yeteneğimin Önüne Geçmemeli

Karagül Yeni Sezona Nasıl Başladı?

Karagül dizisinin sezon açılışı olan 13. bölüm hızlı başladı bölüm ortalarında tempo düşse de, dizi son dakikalarda toparladı.

Beni çok fazla çeken, ekrana kilitleyecek türden bir hikaye değil Karagül’ün hikayesi. Bilirsiniz entrikalı hikayeler kalbimi sıkıştırıyor. :) Konumuz bu değil, dizinin neden çok izlendiğini, tuttuğunu daha önce yazmıştım. Bu kez başka konulara değineyim istiyorum.

Dizide Hilal Altınbilek izlediğim her bölümde dikkatimi çekiyor. Bir oyuncunun iyi olup olmadığına birkaç farklı rolü izlenmeden karar vermek doğru değil. Önceki projelerinin sadık izleyicisi olduğunu söyleyemem ama umarım bundan sonraki işleri beni yanıltmaz. Bu kadında “ışık” var. Yerli Mina Kulis olur vallahi…

İkinci sezonda Karagül nasıl sürer diye sorarsanız. Bu sezon bu iş hangi noktadan yürütülür diye düşünürken yanıtı senaristler verdi. Baran karakterinin git gide sivrilmesi bu sezonun çıkış yolu olacak gibi. İlk bölümden tahminim: bu sezon Baran ile Kendal’ın arasının gerginleştirilecek. Kendal’ın yumuşak karnı olan Baran bir de Narin’in değil Ebru’nun oğlu olduğunu öğrenirse dengeler tamamen değişir. Hoş öğrenmese bile bir şekilde saf değiştirecek ve Ebru’nun tarafında durmaya başlayacak gibi geliyor bana. Fırat’ın da kızı çıkar gelir, geçmişi deşilir, cinayet sırrı ortaya dökülür. Bir de Fırat ile Ebru’nun arasındaki “elektrik” masum ve engellerle dolu bir aşka evrildi mi tamam… Zaman ne gösterir bilemem ama bu tansiyon diziyi ikinci sezon yürütür.Tabi bunlar tamamen tahmin. Son sahne ayrıca heyecan doluydu ve merak uyandırdı, sanki sezon finali bu bölümmüş gibi geldi izlerken. Neyse ki izleyici yeni bölüm için yalnızca 1 hafta bekleyecek.

Karagül’de devamlılık sorunu olarak tek dikkat çeken nokta dizinin belli bir bölümünden sonra Mesut Akusta’nın gözüne kan oturmuş olmasıydı. Bir sahnede sağlıklı olan göz, 5 dk sonra yumruk yemiş gibi kanlanmıştı. Olabilir, makyaj da çözüm değil ne yapsaydık diyebilir elbette ekip. “Kendal ağam gözüne ne olmuş” diye eklenecek ufacık bir replik ve buna karşılık verilecek Kendalvari bir “Sana ne? Bir bu eksikti, durup dururken… Hal mi bıraktınız insanda” konuşmaları bu gerçeklik sorununu ortadan kaldırırdı halbuki. :) Bunlar detaylar tabii, bu arada geçmiş olsun demeyi de ihmal etmeyeyim.

Mesut Akusta
Mesut Akusta

Tansiyonumu yükselten senaryo detaylarına gelirsek. Dizinin ağalık üzerinden yürüyen hikayesi bir ayağını daha muhafazakar temele dayıyor. Annelik hikayede kilit unsur. Çocuğu olmadığı için başkasının çocuğuna annelik yaparak kimlik edinen Narin’de olduğu gibi dizide anneliğin kadına statü kazandırdığı ortada. 10 dakikada bir “analar sabreder”, “anamsın benim”, “ana dediğin böyle olur” gibi cümleler sarf edildi hikayede. Hele Kadriye Hanım’ın (Şerif Sezer) şu sözleri izlerken ağzımı açık bıraktı: “Kadınlıktan analığa ilk adım acıyla atılır doğum sancısı gibi. Ana olmak acıya şerbetli olmaktır. Sen bu sabah acıdan kaçarak analık imtihanından sınıfta kaldın. Ana mısın ispat et o vakit? Analık haktır sen bunu hak ediyor musun?” Anneliğin bu kadar yüceleştirilmesi bana çok tehlikeli geliyor. Kadınlığın öncesine konulan bu şart ister istemez bir baskı unsuru oluyor. Çocuk doğuran kadının değerlendiği dizileri her hafta izler, bu sözleri aforizma gibi tek tek sosyal ağlara yazarken, annelik gereği bu kadar üstelenirken “üç çocuk yapın” diyen Başbakan’a isyan etmek ne kadar da tutarsız değil mi? Neyse…

Dizinin yeni bölümü başlamadan özetinde dikkatimi çeken bir ayrıntıyı da paylaşmam gerek. Dizi biliyorsunuz Halfeti’de çekiliyor. Özet sahnelerinde İstanbullu Ebru (Ece Uslu) yörenin yerlilerini tehdit eden Kendal’ı (Mesut Akusta) şikayet etmekle tehdit ediyordu. Ancak asker geldiğinde yerli halk susmayı tercih ediyordu. Ağadan korkuya mı böyle davranıyor bu insanlar, yoksa senaristler gerçekten bölge halkının askerle olan ilişkisini mi resmetmeye çalıştı yoruma açık. Ancak Halfeti’nin çekim yeri olması ile yörenin politik önemi düşünüldüğünde bu sahne bana çok çok ilginç geldi yazmadan geçmeyeyim.

Karagül’ün reytingleri nasıl gelir sorusuna cevabım ise şöyle. Dizi başlarda iyi dirense de anlık SBT reytinglerine göre Medcezir’in gerisinde kaldı ancak dizi biter bitmez reytingini artırarak diğer rakiplerine fark attı.

Karagül Dizisi: Sırtı Ağa Dizilerine Dayalı Bir Kadın Hikayesi
Karagül Dizisi: Sırtı Ağa Dizilerine Dayalı Bir Kadın Hikayesi
Karagül'ün Başarısı Tesadüf Değil
Karagül’ün Başarısı Tesadüf Değil

Karagül Dizisi: Sırtı Ağa Dizilerine Dayalı Bir Kadın Hikayesi

Gelin beraber sezon başına gidelim. Bundan yalnızca 6 ay önce yeni başlayacak dizilerin konuları elimizde şunları yazıyorduk “kameralar arka sokaklara döndü.” Örnek olarak da Şubat, Kayıp Şehir, Ağır Roman vardı elimizde.

Karagül Dizisi: Sırtı Ağa Dizilerine Dayalı Bir Kadın Hikayesi

Sezonun sonuna geldiğimizde elimizde kalanlara bakarsak eğer, sanırım bir yanılgının altını çizmekte fayda var. Yanıldım… Sokak hikayeleri izleyiciyi ekrana bağlayamadı, Lale Devri ve Yer Gök Aşk gibi konak ve zenginlik hikayeleri hala sürerken biraz önce saydığım diziler içinde reyting rekorları kıranlar yok. Hatta bu dört diziden sağ kalan tek iş Şubat, onun da reytingleri sonunun yaklaştığını belirtiyor. Evet, Ağır Roman beğenildi, Kayıp Şehir kendi kitlesini yarattı ancak fırtınalar koparmadı… Nedeni nasılı başka bir yazıda uzun uzun anlatılabilir ancak anlaşılan o ki, yapımcılar da bu durumun farkına vardı ve hikayeleri yeniden zenginlere çevirdi.

İntikam yalıda, Bir Aşk Hikayesi bir köşkte geçiyor malumunuz, Karagül de bize geniş avlulu evlerde, ağa adı taşıyan erkeklerle dolu bir hikaye anlatacak. Kadınların evde hizmete koştuğu, her odadan birinin çıktığı kalabalık ve entrikası bol bu yaşam biçimi Asmalı Konak’tan bu yana onlarca dizide boy gösterdi zaten. Karagül’ün yalnız bu açıdan değil casting tarafından da ağa furyasından etkilendiği aşikar. Zira dizinin başrollerini Zerda ve Bulutların Ötesi dizilerinde birlikte rol alan Yavuz Bingöl ve Ece Uslu paylaşıyor. Ana karakterlerden bir diğeri Özlem Conker de Kınalı Kar’ın hanımağasıydı hatırlatırım, tabi ilk bölümün konuk oyuncusu Özcan Deniz’in de oyunculuk kariyerinin Asmalı Konak ile başladığının altını çizerek.

Yoksulluk kültürü izleyiciye hiç çekici gelmedi diyemiyorum ancak ivmenin çoğunlukla bu tarafa döndüğü yanılgısı sezon başında ben dahil birçok TV yazarının görüşüydü. Şimdi ise dizilerden bildiğimiz konak-köşk hayatlarının yeni edisyonları, zenginliği ve otorite kavgalarını anlatan diziler türeyip duruyor. Elbette hikayeler farklı ancak benim odağım “insanlar bu hikayeyi neden izler” tarafında. Yani zenginlik anlatan dizilerin “imrendirici” ve “tatmin yaratıcı” yönü olduğunu yazmak artık malumun ilamı oluyor.

Defalarca kaleme aldığım üzere izleyicinin sınıf atlama özlemi, bu hevesi dizilerdeki hikayelerle can buluyor, izleyici topluyor. Bir yandan zengin hayata imrenilirken, yaratılan ilüzyon gerçeküstü bir gerçeklikle var olduğundan izleyiciyi ekrana kilitliyor, bir yandan da her dizide var olan mücadeleci karakterlerin yaşam savaşı izleyicide özdeşim sağlıyor.

Karagül de bu kapıdan ekmek yiyecek belli… Bir de Ece Uslu’nun canlandırdığı ana karakterimizin eşinin ailesiyle gireceği mücadele ve ayakta kalma savaşını izleyeceğiz. Özetle aslında bizi bir kadın hikayesi bekliyor ikinci bölümden itibaren. Kadın hikayelerinin çoğu örneğinin başarısızlıkla sonlandığı Tvlerimizde Karagül’ün farkı yukarıda da bahsettiğim bildik ağalık göndermelerine sırtını dayaması. Bu formül ne kadar tutar, izleyici bu diziyi ne kadar kabullenir göreceğiz ancak benim görüşüm bu tip dizilerin başlamasının bile bir değişimin ve yanılgının göstergesi olduğu.

Dizilerin modası geçiyor mu derken reality şovların reytinglerinin düşmeye başlaması yeniden dizilerin yükselişe geçeceğinin habercisi şu günlerde. Bakalım Karagül’e bu pastadan ne kadar pay düşecek?