Mehmet Aslantuğ’u Tanıyor musunuz? 4 Yaşında Babasını Kaybetti…

Follow me

Racon Ailem İçin ile ekranlara dönen Mehmet Aslantuğ’u daha yakından tanımak ister misiniz?

Mehmet Aslantuğ Kimdir?
Mehmet Aslantuğ Kimdir?

25 Eylül 1961 tarihinde dünyaya gelen Aslantuğ çiftçi bir ailenin 5. ve son çocuğuydu. Samsun’un Çarşamba ilçesinin Dikbıyık mahallesinde doğdu. Dört kızkardeşi bulunan Mehmet Aslantuğ 48 yaşında olan babasını kaybettiğinde henüz dört yaşındaydı. Manken ve oyuncu eşi Arzum Onan ile Can adında bir çocukları olan Aslantuğ baba olduğunda neler hissettiğini şöyle anlatmıştı: “O zamanı hayal meyal hatırlıyorum. Can doğduktan sonra Arzum’a ‘Benim babadan aldığım somut bilgiler yok. Sezgisel davranacağım. O yüzden babalık nasıl bir şey, ben bulacağım’ demiştim.”

Mehmet Aslantuğ Çocukluk
Mehmet Aslantuğ Çocukluk

Her fırsatta etnik kökenin bir ayrıcalık olmadığını belirten, demokrat duruşunun altını çizen ünlü oyuncu anne tarafından Ubıh, baba tarafından ise Çerkes kökenli.  Çocukluk ve ilk gençlik yılları Terme’de geçen başarılı oyuncu İşletme eğitimini yarım bırakarak profesyonel oyunculuğa adım attı. Okumaya devam et Mehmet Aslantuğ’u Tanıyor musunuz? 4 Yaşında Babasını Kaybetti…

O HİKAYEDEKİ MAL: ENGİN GÜNAYDIN

Follow me

Bu ne biçim başlık diyebilirsiniz, ancak Engin Günaydın ile tanışmam “O Hikayedeki Mal Benim”e yani sahnelediği tek kişilik gösterisine dayanıyor. Kimi için Yeraltı, kimi için Vavien’den bir sahnenin aktörü, bazınız Burhan abi diyor kimi için Gül ağa, bazınız için iyi oyuncu, kiminiz onun adını hala Erol Günaydın’la karıştırıyorsunuz. Gelin Engin Günaydın’ı beraber tanımaya çalışalım.

Engin Günaydın Kimdir?
Engin Günaydın Kimdir?

Her fırsatta gönderme yaptığı üzere memleketi Tokat Erbaa Engin Günaydın’ın… Gözümelalar diye bilinen aileden. 29 Ocak 1972 doğumlu. Beş kardeş, dört erkek bir kız… Kardeşler ne kimlerden derseniz, bir tanesi elektrikçi, biri Tekel’de işçi, bir tanesi elektrikçiymiş vefat etmiş, abla da ev kadını. Lisede aldığı ödülle okullararası yarışmada yeteneğini izleyiciyle buluşan oyuncu, önce Hacettepe sonra Mimar Sinan Üniversiteleri’nin sahne tozunu yuttu. Otogargara, Bir Demet Tiyatro, Zaga, Avrupa Yakası, Galip Derviş projelerinin yanında Vavien, Yeraltı gibi sinema filmlerini de biyografisine altın harflerle yazan Günaydın, En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine de sahip.

Okumaya devam et O HİKAYEDEKİ MAL: ENGİN GÜNAYDIN

AŞKIN SAVAŞÇISI ROMEO’DAN SEVDASI ALABORA BEYAZ ATLI PRENSE: Kadir Doğulu

Follow me

Kadir Doğulu şimdilerde hepimizin aşina olduğu bir isim. Onu ilk nasıl tanıdığımızı hatırlıyor musunuz? Oraya gelmeden gelin hikayenin en başına dönelim.

Kadir_Dogulu
Kadir_Dogulu

19 Nisan 1982’de Mersin’de dünyaya gelen genç oyuncu 2000 yılından bu yana İstanbul’da. Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nü bitiren Doğulu’nun tam adının ise Abdülkadir Doğulu olduğu biliniyor. Beş kardeşin ikinci olarak hayata merhaba diyen Kadir Doğulu’nun kendisi gibi tanınmış bir isimle daha kardeş olduğunu artık bilmeyen yok. Bu tarz benim’in yıldızı stil danışmanı ve kuaför Kemal Doğulu’nun bir küçüğü olan Kadir Doğulu’nun tanınma macerası ise başka bir referansı beraberinde getiriyor. Hande Yener…. O noktaya elbette geleceğiz biraz daha aileden bahsedelim istiyorum. Annesi ev hanımı, babası işçi emeklisi olan Doğulu kardeşler babaları ABD’ye gidince küçük yaşta iş hayatına atılmış. 10 yaşında mahalle esnafının yanında işe başlayan Kadir, İstanbul’a ilk geldiğinde Frape, Refika, Cafe City ve Buz gibi pek çok mekanda garsonluk yapmış. Salomanje’nin mutfağında görev alan Doğulu,  House Cafe’nin ise eski işletmecisi.

Okumaya devam et AŞKIN SAVAŞÇISI ROMEO’DAN SEVDASI ALABORA BEYAZ ATLI PRENSE: Kadir Doğulu

Uluslararası Emmy Ödüllerine Aday Olan Tuba Büyüküstün ‘ü Tanıyor musunuz?

Follow me

Türkiye’nin en güzel kadınlarından biri… Yalnızca Türkiye’de değil uluslararası arenada değer gören bir oyuncu. Bu haftaki porte konuğum tam adıyla Hatice Tuba Büyüküstün.

Tuba Büyüküstün Emmy
Tuba Büyüküstün Emmy

5 Temmuz 1982 yılında İstanbul’a armağan olan Büyüküstün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sahne Dekorları ve Kostüm Tasarımı bölümünden mezun. Bankacı bir anne ile elektronik mühendisi bir babanın tek çocuğu… Bu güzellik nereden geliyor diye soranları aydınlatayım babası Giritli, annesi Kırımlı… Babaannesi tarafından büyütülen Tuba Büyüküstün’ün gençliğine kadar kız arkadaşları olmaması, onların sohbetleri yerine kitap okumayı tercih etmiş olması sizleri şaşırtabilir. Anlaşılmayı ve anlamayı önemsediği her söyleşisinde ünlemlenen Büyüküstün’ün muhabirlerce en dikkat çeken yönü ise sakinliği ve duygusallığı… Öyle ki zaman zaman eşi Onur Saylak’a, annesi ve babasına mektuplar yazdığını not düşüyor genç kadın bir söyleşisinde…

Okumaya devam et Uluslararası Emmy Ödüllerine Aday Olan Tuba Büyüküstün ‘ü Tanıyor musunuz?

Şehla Diye Konservatuvara Alınmadı, O Şimdi Ozan Güven…

Follow me

“Pek Yakında” sinema camiasının bugünlerdeki gündemi, elbette Altın Portakal sarsıntısının ardından… Filmden istifade sizleri hem sinema hem de TV dünyasının yüzlerinden Ozan Güven’i biraz daha yakından tanımaya davet etmek istiyorum. Haydi başa dönelim, bakın Ozan Güven’in hikayesi nasıl başlamış…

Ozan Güven İkinci Bahar
Ozan Güven İkinci Bahar

Kardeşlerin en küçüğü olarak 1975 yılında dünyaya geldi Ozan Güven. Almanya’da, Nümberg’de… Babasını 7 yaşındayken dedesi gibi bir trafik kazasında kaybeden yakışıklı oyuncu çocukluğunda kendisine teyzesinin baktığını anlatıyor basına… Ailesi Bulgar göçmeni olan Güven’in Türkiye macerası ise 1981 yılında başlamış, 20 yıl Almanya’da geçtikten sonra Türkiye’ye dönmeye karar veren aile ile ilkokul birinci sınıf sonrasını Türkiye’de geçirmiş başarılı oyuncu. Önce rota İzmir’i gösterirken sonrasında İstanbul, önce İzmir Belediye Konservatuvarı, ardından ise Şahika Tekand Stüdyo Oyuncuları ve Mimar Sinan Modern Dans bölümü… Şimdi dans da nereden çıktı diyenlerdenseniz, şehla olduğu için konservatuvara alınmadığını eski bir röportajında tarihe not düşmüş kendisi ve eklemiş “Şaşıyım diye konservatuvara alınmadım ama şimdi tutup da, “Yıllar geçti ve şaşı olmama rağmen bakın nasıl da oyuncu oldum” deme gereği duymuyorum. Çünkü henüz bir şey yaptığımı düşünmüyorum.” Sizi bilmem ama ben 15 yıldan fazla zamandır hayatımızda olan bir oyuncunun artık bu anısının ve sonrasındaki başarısının manşete taşınması gerektiğine inanıyorum… Okumaya devam et Şehla Diye Konservatuvara Alınmadı, O Şimdi Ozan Güven…

Binnur Kaya Portresi, Rolleri İddialı Kendi Naif Bir Kadın

Follow me

Ekranların dikkat çeken isimlerinin portrelerini sizlere sunmayı görev edindim, bu ayın portresi Binnur Kaya efendim. Gelin hikayenin başına dönelim.

Binnur Kaya Portre
Binnur Kaya Portre

1972 yılında Ankara’da doğdu Binnur Kaya, babası muhabir Mustafa Kaya’ydı. İki kız kardeş olarak büyüyen Binnur, bir ablaya sahipti. O zaman yılın gazetecisi ödülünü alan babasının uğuru olarak büyütülen Kaya’nın çocukluk kahramanları ise ‘Heidi’ ve ‘Şeker Kız Candy’di. Röportajlarında sıklıkla hafıza probleminden yakınan ünlü oyuncunun Ankara’yı anarken insan hafızasının en kalıcı öğesini vurgulaması hafifçe yüzümü güldürüyor bilgi toplarken: “Çocukluğumun bütün kokuları Ankara’da…” İlkokulda ve ortaokulda en büyük hayali yan flüt çalmak olan başarılı oyuncuyu tiyatroya itenin ise komşuları olduğu söyleşilerinin değişmez anekdotu. Bilkent Üniversitesi sahne sanatları mezunu olan Binnur Kaya sonrasında ise rotasını İstanbul’a çevirdi.

Okumaya devam et Binnur Kaya Portresi, Rolleri İddialı Kendi Naif Bir Kadın

Ekranın Hulusi Kentmen’i: Bir Ahmet Mümtaz Taylan Portresi

Follow me

Adı geçtiğinde izleyicinin yüzüne tebessüm konduran oyunculardan biri. Kimin portresini yazmalıyım diye düşünürken aklıma ilk düşen kişi Ahmet Mümtaz Taylan. Gezi parkı isyanının ilk günlerinde sağduyu  çağrısı yaptığı açıklamaları ile aklınıza geliyor kiminizin, kiminiz Başbakan Erdoğan’ın sanatçı toplantısı kadrosundakilerden olarak adını geçiriyor, kiminiz Leyla ile Mecnun’un İskender’i ile anımsıyor, kiminiz için tanrı olmayan köşe yazarlarından kalbi kaleme dokunanlardan biri olarak bahsediyor.

Ahmet Mümtaz Taylan Kimdir?
Ahmet Mümtaz Taylan Kimdir?

Tek kimliğe sığamayanlardan olan Ahmet Mümtaz Taylan, NATO’nun baş ressamı annenin hukukçu ve madenci bir babanın çocuğu olarak 1965 yılında doğdu. Babasının öz annesinden sonra yaptığı ikinci evliliği ile kendi deyimiyle iki anne verdi hayat ona… Şimdilerde “baba denen eksikli bir birey” aynı zamanda, bir kızı var. Sektörde Cumartesi günleri çalışmamayı sözleşmesine yazdıran tek oyuncu olarak bilinen Taylan, kızıyla geçirdiği için Cumartesileri tapulu bir baba. Röportajlarından, yazılarından biliyorum bu detayları. Köşe yazılarında sık sık bahsediyor hayatına dokunanlardan, çocukluğundan, ilkgençliğinden… İlk tıraşından başlıyor anlatmaya, Can Yücel’den, Nazım Hikmet’ten bir dize sıkıştırıyor satır arasına ve bambaşka bir hikayeyle, annesinin hazırladığı rakı sofralarıyla noktalıyor metni. Sizi bilmem ama ben birbirinden ayrı olan ancak bağlantıyı anlatanın izahıyla kurabileceğimiz anılar, notlar ve şiirleri kullanımıyla Ercan Kesal benzerliği yakalıyorum yazılarında.

Okumaya devam et Ekranın Hulusi Kentmen’i: Bir Ahmet Mümtaz Taylan Portresi

Şebnem Bozoklu; Yüzümüzü Güldüren, Güzel Güzel Kadın

Follow me

Ekranların sevilen yüzlerinden her ay bir portre ile sizleri buluşturmak gelenek oldu artık, portrenin yanında başarısının sırrını irdelemek de elbette. Bu kez ibre Ulan İstanbul’un bıçkın Yaren’i Şebnem Bozoklu’yu gösteriyor. Canım Ailem’in Meliha’sı olarak geniş kitlelerce tanınsa da ekran macerası Selena dizisine kadar dayanıyor. Emret Komutanım ve Derman dizilerinde rol aldığını hatırlattığımda “nasıl fark edememişiz” dediğinizi duyar gibiyim. Canım Ailem’den sonra Bizim Yenge ve Cesur Hemşire dizilerinde Şebnem Bozoklu adını gördüğümüzü belirtirken gelin ünlü oyuncunun başarısının sırrını irdeleyelim diyorum…

Şebnem Bozoklu Ulan İstanbul
Şebnem Bozoklu Ulan İstanbul

Şebnem Bozoklu yaşıtlarıyla değil, Perran Kutman, Binnur Kaya, Füsun Demirel gibi deneyimli oyuncularla kıyaslandı ve kıyaslanıyor. Elbette bunda tanındığı projede yaşı büyük bir karakteri canlandırmasının etkisi olsa da bu isimlerin anılmasının bir nedeni de sıcak diziler ile özdeşleşmesi oldu. Bizim Yenge de Ulan İstanbul da bu açıdan bakıldığında denklemi tamamlayan öğeler. Adı geçen ancak anlaşılamayan aksiyon ve dram projeleri olduğunu da belirtirken Karagül’ün ilk castında yer alan ismin Bozoklu olduğunu da hatırlatmakta fayda görüyorum. Her ne kadar ısınamadığım Cesur Hemşire gibi bir projede yer alsa da genel anlamda aynı hedef kitleye uygun iş seçimleri yapan Bozoklu, her ismin bir marka olduğu varsayımıyla ilerlersek doğru bir marka konumlandırması yapıldığının örneği. “Cebimde daha çok yetenek var” dercesine Soğuk adlı filmde ve Festen gibi pek çok farklı oyunda yeteneklerini sergileyen oyuncunun ekranda ise birbirini anımsatan daha doğrusu birbirinden referans alınabilir işlerde rol almasının tesadüf olmadığını ve doğru menajerle buluşmanın sonucu olarak karşımızda olduğunu düşünüyorum.

Okumaya devam et Şebnem Bozoklu; Yüzümüzü Güldüren, Güzel Güzel Kadın

Bir Fenomen Doğuyor: Büyük Hilmi!

Follow me

O nam-ı diğer Büyük Hilmi… Köpekle adam döven, petrol günü yapan, düğün davetiyesine 1500 lira istenince 1000 lirayı 20’şer lira şeklinde zarflara koyup dağıtan zihni sinir iş adamı, baba figürüne ihtiyacı olan oğluna Amerika’dan baba maketi gönderen Hilmi Kazmıkçı… Müteahhit, taksi plakası sahibi, cafe işletmecisi, petrol ofisi sahibi ve kendinden üçüncü tekil şahıs olarak bahsettiği “Hilmi bunu beğendi” cümlesiyle ekranların son fenomeni.

Büyük Hilmi
Büyük Hilmi

Okumaya devam et Bir Fenomen Doğuyor: Büyük Hilmi!

Herkes onu konuşuyor, peki kim bu Murat Menteş?

Follow me

Normalde TV yazıları ve yazdığım kısa öyküler dışında yazılarımı bu blogda arşivlemiyordum ancak geçtiğimiz haftalarda Dipnot Tablet dergi için bir portre hazırlamıştım onu da sizlerle paylaşmak istedim. Dipnot.tv Tablet Dergi 126. sayıda yayımlanan Murat Menteş portresi:

Murat Menteş Kimdir
Murat Menteş Kimdir

Gezi Direnişi üzerine kaleme aldığı gazetesi Yeni Şafak’ın diğer yazarlarına alternatif bir görüş sunan yazılarla sosyal ağlarda hedef noktası oldu önce. Ardından bir hafta sonu Türkiye’nin en çok satan iki gazetesinde birden röportajı yer aldı. Hürriyet Gazetesi’nde Ayşe Arman okurları karşı mahallenin aykırı yazarının popüleritesiyle tanışırken, Radikal Gazetesi okurları Gezi Direnişi sırasında üç başörtülü genç kadına mikrofon uzatan Yeni Şafak yazarının izlenim ve görüşlerine aşina oluyordu. O günlerde Menteş’in dergilerde yazılarının yayımlandığı ilk yazarlık günlerinden bugüne dek en popüler olduğu mecralardan birinde, Ekşi Sözlük’te ise gündem Ayşe Arman ile verilen gözlüklü pozlar ve Refah Partisi gençliğinin 1994′teki diyolog arayışını nasıl olur da Gezi Direnişi ile benzeştirebildiğiydi.

Herhangi bir konuda yorum yaparken özellikle tarafgirlik yapmamaya çalıştığını her röportajında üsteleyen Murat Menteş’e bu kez her “taraf”tan eleştiri geliyordu. Siyasi isimlerin danışmanlığını yapan kimi akademisyenler “Murat Menteş ne zaman siyasi konularda muhatap alınır oldu” diyerek Gezi yorumunu eleştirirken, sadık okurlar “popülerleşen Murat Menteş kimliği”nden memnuniyetsizliklerini veya Murat Menteş’in haklı tutumlarını yorumluyordu. 2013 yılının Haziran ayından bu yana bu ismi duymayan kalmadı. Peki, herkesin konuştuğu, tartıştığı, eleştirdiği Murat Menteş kimdi, nasıl popülerleşmekteydi, nasıl siyasi bir muhatap haline gelmişti?

Murat Menteş Biyografi
Murat Menteş Biyografi

“Kelimeler nimettir, nimetle oyun olmaz”

1974 yılında İstanbul’da doğan yazar, çocukluğunda bisiklet tamirciliği yaptı. Adını Cüneyt Arkın’ın canlandırdığı Kara Murat karakterinden alan Murat Menteş’in romanlarını okuyanların şaşırmayacağı gibi henüz o yaşlarda edindiği gerçeküstü bir kimlik daha vardı. Kendisi her ne kadar “kelimelerle oyun oynayan yazar” tanımına karşılık “kelimeler nimettir, nimetle oyun olmaz” dese de hayatla oyun oynamaya küçük yaşta başlamış, sihirbazlık numaraları öğrenmişti. Bir başka merakı boksa ise kısa sürede ringlere veda etti. (Şimdilerde bu merakla kitaplarındaki aksiyon dolu dövüş sahnelerinde karakterlerine ter attırdığı düşünülebilir elbette…)

Şiir, sinema yazıları ve denemeler yazarak kalemini okurlarıyla tanıştıran Menteş, Şehrengiz, Gerçek Hayat, Cafcaf, Nokta gibi dergilerde yazar olarak yer aldı, yazı işleri müdürlüğü yaptı, Afillifilintalar.com adlı blogta yazılar yazarak kollektif edebiyat anlayışına göz kırptı, Star Gazetesi için hafta sonu söyleşileri hazırladı. Kuzgunun Gölgesi (şiir, Yediiklim Yayınları, 1999), Kaosa Mütevazi Bir Katkı (deneme, Şule Yayınları, 2001), Aynalı Barikatlar (deneme, Şule Yayınları, 2003), Dublörün Dilemması (roman, İletişim Yayınları, 2005), Korkma Ben Varım (roman, İletişim Yayınları, 2009), Garanti Karantina (şiir, Sel Yayıncılık, 2010) ve Ruhi Mücerret (roman, April Yayıncılık, 2013) kitaplarına imza atan Murat Menteş kitaplarının adı kadar kapaklarıyla da ilgi odağı oldu.

Murat Menteş Dublörün Dilemması
Murat Menteş Dublörün Dilemması

İlk romanı Dublörün Dilemması’nın kapağında Alper Canıgüz, Onur Ünlü ve İhsan Gökdemir’in resimlerine yer veren yazarın ikinci kitabı Korkma Ben Varım kapağıyla çizgi roman severlerin dikkatini çekmiş, Ruhi Mücerret’in “yanardönerli” Cüneyt Arkın ve Orhan Gencebay fotoğraflı kapağı ise okurun sürprizlere hazır olması gerektiğinin işaretini vermişti. Muhafazakar kesimin pencereleri olarak bilinen Ülke TV, TVNet ve Yenişafak’ta kendine yer bulan yazar ile “karşı mahalle ile okurlarının” tanışmasının kitapları vasıtasıyla olduğunu söylenebilir. Öyle ki sosyal ağ ve kendisinin de yazarları arasında bulunduğu sözlüklerde Murat Menteş hakkında en çok yazılan cümlenin “Yeni Şafak yazarı olduğunu yeni öğrendim” olması bu okurların istisna olmadığını gösteriyor.

Yeni Şafak’ın Turuncu Pantolonlu Yazarıydı

Yazılarında muhafazakar kesimi eleştiriye de yer vermesi, Gezi olayları sırasında gazetesince hedef gösterilen sanatçı için aynı gazetede “Memet Ali Alabora tertemiz bir adamdır” yazısını kaleme almasıyla dikkatleri üzerine çeken Menteş’in Tvnet’e, ardından Ntv’ye konuk olduğunda Gezi Direnişi için konunun yalnızca ağaçlar olmadığını, gençlerin “baba değil kanka devlet” istediğini ve yalnızca yaşam tarzlarına müdahaleden hoşlanmadıklarını dile getirmesi “dış mihrak” ve “örgüt” açıklamalarının tartışıldığı İslamcı kesim içinde de alternatif oluşturuyordu. Siyasi yorumlarıyla öne çıkan, Yeni Şafak’ın turuncu pantolonlu yazarı olarak nam salan ve kendisini röportajlarında müslüman olarak tanımlamaktan çekinmeyen Murat Menteş’in “Türkiye’yi çok seviyorum ama bir türlü beğenemiyorum” sözleri ise neden romanlarının yanında siyasi yazılarla da varlık gösterdiğinin işaretiydi. Yazarak kendine varlık alanı yarattığını söyleyen yazarın romanları ise politikanın gerçekliğinin yanında okurlara fantastik bir dünyanın kapılarını aralıyordu.

Murat Menteş Özgeçmiş
Murat Menteş Özgeçmiş

Yaşasın Hızla Tüketilen Aforizmalar Çağı!

Neredeyse her paragrafta aforizmalara yer veren, sık sık kitap, film ve şarkılardan alıntılarla okuru kültürel bir seyahate çıkaran Menteş romanları kimi okurlarca pulp fiction akımının içinde sayılırken, kimilerince sinematografik eserler arasında sınıflandırılıyor. Kitaplarında kısa cümlelere yer veren, akıcılığı espri ve merak üzerinden besleyen Murat Menteş kendi deyimiyle “Romanı saatte 300 km hızla giden bir spor araba gibi tasarlayarak okura sıradan bir gizemden fazlasını sunuyor. Aforizmaları sosyal ağlarda “140 karaktere sığabilen” anlatıların gözdesi haline gelen yazarın popülerliğinin 2013 yılına, sosyal ağların kendi gündemini yarattığı döneme denk düşmesi de tesadüf sayılmaz. Kitabını reklam filmiyle tanıtan, muhafazakar kesimin yazarı olarak yaftalanırken erkek dergisine röportaj veren, popüler yeni bir tür yazarlık örneği gösteren Menteş’in Leyla ile Mecnun dizisinde birkaç saniye de olsa rol alması bu nedenle okurlarına şaşırtıcı geldi.

Kitaplarında sisteme muhalif karakterler işlerken, kapitalizmin aşkı da öldürdüğünü anlatan, Orhan Gencebay çalarken arabadan inilmeyeceğini öğütlerken, Coca Cola treni ile Pepsi gemisinin çarpışmasını okura anlatan Menteş’in edebiyata getirdiği bu sürprizli üslup ilginç karakter isimlerinin bile yadırganmamasını olmasını sağladı. Şebnem Şibumi, Nuh Tufan, Ruhi Mücerret, Nazlı Hilal bunlardan yalnızca birkaçı… Murat Menteş romanları sınırlı vaktini ve yoğun zihnini okuduğu kitaba birkaç saatliğine ödünç veren okur için gözü satırlarda dolaşırken yüzüne oturan gülümsemeyi afili bir afozimayla paylaşmaktan çekinmediğinden popüler, sık sık bölümlere ayrılan hikayedeki akıcılık ve kolay takip edilebilirlik sebebiyle zihinlerde hoş bir hatıra olarak kalabiliyor.

Murat Menteş
Murat Menteş

Her gün sokakta görebileceğimiz kadar sıradan dertleri olan ancak olağanüstü olaylar veya üstün teknolojilerle çevrelenen insanların gerçeküstü hayatını anlatan yazarın kurgusu hem samimi hem de bir o kadar hayaller dünyasına ait. Romanlarıyla övgü dolu sözler alan ancak siyasi yazı ve yorumları sonrası kimi köşe yazarlarınca desteklenirken kimilerince “hayal kırıklığı” olarak tanımlanan Murat Menteş, Ayşe Arman röportajı sonrası kimi okurlarının gözünde popüler bir isme dönüştü, benzetmeseverlerce Ahmet Hakanlaşmakla yaftalandı ve bu tartışmalar içinde daha da ünlü oldu. Ayşe Arman röportajının 3 gün sonrasında yazarı olduğu Yeni Şafak’tan istifa eden Menteş, şimdi her mahalleden birilerinin sevdiği birilerinin yargıladığı ama herkesin tanıdığı mahallenin “ünlü” ağabeyi…

GİZEM MERVE KABOĞLU

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ