POYRAZ KARAYEL’İN ZÜLFİKAR’I CELİL NALÇAKAN: BENİ TERK EDEN, ALDATAN TÜM KADINLARA TEŞEKKÜR EDERİM

Poyraz Karayel’in sistem eleştirisi dolu monologlarıyla efsaneleşen karakter Zülfikar’a can veren Celil Nalçakan ile kahkaha dolu bir sohbet gerçekleştirdik. Çocukluktan başladık bir rakı masası ütopyasıyla sohbeti sona erdirdik. Kendisini terk eden tüm kadınlara teşekkür edecek kadar alışılmışın dışında biri, çokça muhalif, sıklıkla yüzünde gülümseme taşıyan, naif bir Celil Nalçakan ile tanıştırmak istiyorum sizleri. Bu ilginç röportajın kıssaden hissesi ise değiştirilemez bir anayasa maddesi önerisi: “Sevenleri üzmeyin efendiler!”

Celil Nalçakan Röportajı
Celil Nalçakan Röportajı

Ben kısaca bir özetleyeyim okurlara, 7 sene jeoloji mühendisliği okumuş, sonra turizm ve otelcilik eğitimi almaya karar vermiş, en sonunda oyunculukta karar kılmışsınız. Hatta siz İstanbul’dayken aileniz Balıkesir’de sanıyormuş… Oyuncu olmanızda Zeki Alasya’nın da katkısı büyükmüş. Hayatınızda başka kimler kırılma yarattı, biraz kısaca geçmişten o kırılmalardan bahsedelim mi?

Edelim, Yılmaz Erdoğan’ın çok güzel bi lafı vardır: “onlar bilet alıyor, ben intikam alıyorum” der, gençken, tiyatrocu olamayacağını söyleyenleri kastederek… Ben de, zamanında beni terk eden, giderken cümlelerimi çalan, aldatan tüm kadınlara teşekkürü bir borç bilirim (Gülüyor)

İlginç… Tamam hadi çocukluğa gidelim. Annenize yıllarca “yenge” dediğiniz, üst kat komşunuza anne dediğinizi duydum. Neden, çok ilginçmiş bu?

Ben memur bir ailenin çocuğuyum. Kreştir, anaokuludur, bakıcıdır öyle şeylere ayrılacak bir para yoktu aile bütçemizde… Annemin de babamın da çalışması gerekiyordu. E haliyle işe giderken, üst komşumuza bırakılıyordum. Üst komşumuzun çocukları, anneme “sema yenge” diyordu… Ben de bir süre sonra, sema yenge demeye başladım. (Gülüyor)

Poyraz Karayel Zülfikar Kimdir
Poyraz Karayel Zülfikar Kimdir

Okumaya devam et POYRAZ KARAYEL’İN ZÜLFİKAR’I CELİL NALÇAKAN: BENİ TERK EDEN, ALDATAN TÜM KADINLARA TEŞEKKÜR EDERİM

DİZİ DEYİP GEÇMEYİN, DİZİLERİN BİR DE SOSYAL MESAJLARI VAR

Geçtiğimiz hafta Kördüğüm adlı dizide bir Suriyeli kadın aile evine sığındı, kocasının Ege’de boğulduğunu, çocuklarıyla sokakta kaldığını anlatan kadının bakımına destek olan aile çocuklarını hastaneye götürdü, ona yardım etti. Hatta dizimizin ana karakteri Ali Nejat (İbrahim Çelikkol) bir tomar para vererek kadına yardım eli uzattı. İzleyicinin zaten günlük hayatında gördüğü ve yüz çevirdiği bu dramın ekranda reyting getirmesine ihtimal verniyorum, aksine diziye kan kaybettireceğini düşünüyorum ancak elbette her şey izlenme oranı değil. Bu hamleler desteği, öne çıkarılmayı hak ediyor. Bu vesileyle bugüne kadar ekranda hangi sosyal mesajları gördük hatırlamak ister misiniz? Kimi organ bağışını gündeme taşıdı, kimi mezhep ayrılığı üzerine nefret söylemlerine karşı eleştiri getirdi, biri seks işçileri ile empati kazandırırken bir diğeri sokak çocuklarının sorunlarını ekrana taşıdı. İşte o dizilerden bazıları:

kordugum

Dolunay: Sema Ergenekon’un kaleme aldığı dizi 2005 yılında atv ekranlarına geliyordu. Dizi sokak çocukları için mücadele eden bir gönüllünün aşkla karşılaşmasını konu alıyordu. Sokak çocuklarının, tiner bağımlısı çocukların suça meylinin ana haberlerde sıklıkla yer bulduğu dönemde dizinin rehabilitasyon ve hayata kazandırma önerileri dikkat çekmişti. “Onların” da çocuk olduğunu hatırlatan dizinin ekran ömrü uzun olmasa da akıllarda yer etti. Dizinin başrollerini Tan Sağtürk ve Yeşim Büber üstleniyordu, dizinin dillere dolanan şarkısı ise Erhan Güleryüz imzalıydı. Ayrıca projede gerçek sokak çocukları rol alıyordu. Dizi yayınlandığını dönem devlet baknı Nimet Çubukçu tarafından takdirle karşılanmış, dizi ekibi Başbakanlıkça ağırlanmıştı. Dizinin yönetmeni Hakan Mumcuoğlu’nun açıklamasına göre dizi devam etseydi çekim için kullanılacak vakıf binası sokak çocuklarına destek olunacak bir merkez olarak belediyeye bağışlanacaktı ancak olmadı.

güldünya
güldünya

Güldünya: Adını töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören’den alan dizi, 2008 yılında Star tv ekranlarına geldi. Kadına şiddetin gittikçe arttığı gündem içinde sığınma evlerinin önemine dikkat çeken dizinin başrollerinde Erhan Emre, Sanem Çelik ve Songül Öden yer alıyordu. Hikâyede Sanem Çelik, bağımsız, şehirli, güçlü bir kadın olarak ekrana geliyordu. Çelik’in canlandırdığı Gizem Özsoy, uzak olduğu yaşamlara, kız kardeşinin yaşadığı tecavüz sonrası intihar etmesiyle yaklaşıyor, sığınma evlerini dolduran hemcinsleriyle tanışıyordu. Ömrü 5 bölüm olan dizinin senaristleri; Yıldız Tunç , Murat Lütfü , Mehmet Bilal , Ethem Yekta , Atilla Özel, yönetmeni ise Ömür Atay’dı. Dizi “Aile içi şiddet sorununu gündeme getiren bir ağıt, kamu vicdanını harekete geçirecek bir çığlık” olarak lanse ediliyordu.

bir istanbul masalı
bir istanbul masalı

Bir İstanbul Masalı: Başrollerini Ozan Güven, Ahu Türkpençe ve Mehmet Aslantuğ’un paylaştığı dizide Selim ve Demir’in annesi Behiye Hanım’ın koruyucu ailelik girişimleri dizide geniş yer bulmuştu. Ayşe adlı bir kız çocuğu Arhan ailesine katılırken yasal prosedürler kadar duygusal açmazlar da dizide yer edinmişti. Sosyal pek çok konuya parmak basan dizi Türkiye’de ilk kez karikatür olmayan bir gay karakteri (Zekeriya) ekrana taşırken, cinsel yönelimini açıklaması üzerine baskı hissetmesi detayına kadar senaryoda konuya yer ayrılmıştı. Ayrıca dizide İsmail Hacıoğlu’nun can verdiği Ozan da sağır bir kıza aşık olmuş, işaret dili kullanımı ve sağır birinin yaşadığı zorluklar hikaye içinde anlatılmıştı. Dizinin senaryosunu Sertaç Ergin, Neşe Şen, Gökhan Horzum, Gaye Boralıoğlu ve Aydın Üredi kaleme alıyordu.

suskunlar
suskunlar

Suskunlar: Pozantı cezaevinde çocukların yaşadıkları, maruz kaldıkları şiddeti hatırlamamak elde değil. İşte tam da o dönemde ekrandaydı Suskunlar. Dört yakın arkadaşın kaza sonucu hapse girmesi ile başlayan hikaye yıllarca süren suskunluk ile devam ediyordu. Cezaevinde tecavüze uğrayan, darp edilen, işkenceye maruz kalan çocukların intikamı dizinin ana konusunu oluştururken çocukların yaşadıkları ekrana getiriliyordu. 2 sezon süren projenin başrollerini Murat Yıldırım, Sarp Akkaya, Güven Murat Akpınar, Aslı Enver, Berk Hakman ve Pelin Akil paylaşıyordu. Pınar Bulut ve Anıl Eke’nin kaleme aldığı dizi şiddet sahneleriyle tartışma yaratmış, gerçekle yüzleşmeye aracı olmuştu.

sahra
sahra

Sahra: Serkan Emiroğlu… O Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Sahra dizisinde Mithat’ın down sendromlu kardeşini canlandıran Emiroğlu gerçekten de down sendromluydu. Başrollerini Arzum Onan ve Serhat Tutumluer’in canlandırdığı dizide genç oyuncunun başarılı performansının yanı sıra down sendromu hakkında bilinçlendirici detaylar da dikkat çekiyordu. Ayça Mutlugil, Nuran Devres ve Nuray Uslu’nun kaleme aldığı dizinin konusu şöyleydi: Dizide üvey kardeşi Nil’in (Neslihan Yeldan) planladığı korkunç bir kazanın ardından herkesin öldü sandığı Sahra’nın (Arzum Onan) iyileştikten sonra Türkiye’ye dönmesi ile kocası Sinan (Okan Şenozan) ve üvey kardeşinden intikamı konu alınıyordu. Sahra yıllar sonra Mithat (Serhat Tutumluer) ile yeniden aşka kapılarını açıyordu.

Uçurum Dizisi
Uçurum Dizisi

Uçurum: Yabancı kadınların Türkiye’de seks işçiliğine zorlanması, şiddet görmesi ve borçlandırılarak pasaportlarına el konulması ana haberlerin gündemlerini arasında arka sıralarda yer alıyordu. Uçurum ise konuyu prime time kuşağına taşıdı. Dizide Moldova’dan İstanbul’a çalışmak için gelen doktor Eva ve kardeşi Felicia’nın, Yaman’ın yönettiği fuhuş çetesinin eline düşürülmesi ve buradan bir şekilde kaçan Eva’nın kardeşi Felicia’yı kurtarmaya çalışması anlatılıyordu. Diziyi Kerem Deren yazıyordu. Atv ekranlarına gelen projenin başrollerinde Mehmet Ali Nuroğlu, Lavigna Longhi, Funda Eryiğit, Esra Ronabar,Erdal Yıldız, Denise Capezze, Birkan Sokullu ve Selçuk Yöntem yer alıyordu. Dizinin yönetmenlerinden Ali Bilgin bazı sahneleri çekerken acı çektiğini itiraf etmiş ve dizinin aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olduğunun altını çizmişti.

Türkan: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu, Prof. doktor Türkan Saylan’ın hayatını konu alan dizi yalnız hastalıkların toplumsal algısını değil, kadınların okutulması konusunda da sosyal sorumluluk üstleniyordu. Ayşe Kulin’in Tek ve Tek Başına Türkan adlı eserinden esinlenilen projenin başrollerinde Pınar Öğün, Uğur Polat ve Özgürcan Çevik yer alırken senaryosu Oya Yüce imzası taşıyordu. Ergenekon operasyonu kapsamında evi aranan ve dernek yetkilileri gözaltına alınan Türkan Saylan’ın dizisi de 26 bölümde ekrana veda ederken sinema filmi olarak beyazperdede bir nev-i final yapmıştı. Dizide Berivan adlı çocuk Türkan Saylan tarafından okutuluyor, lepralı hastalar tecrit uygulamasından kurtularak insan haklarına uygun şartlarda tedavi altına alınıyordu.

küçükgelin

Hayat Devam Ediyor/Küçük Gelin: Her iki dizi de çocuk gelin sorununa parmak basıyordu. Hayat Devam Ediyor’un senaryosunu Mahsun Kırmızıgül kaleme alırken başrollerini Meltem Miraloğlu, Fikret Kuşkan gibi isimler paylaşıyordu. Dizi reyting rekorları kırarken dizi yalnız cinsel istismarı değil, aile içi şiddet konusunu da gündeme taşıyordu. Dizinin oyunlarından Şenay Gürler “Bu sorunda çözüm arayışında bulunmak sadece bir kamusal görev değildir aynı zamanda insanlık görevidir.” açıklamasında bulunmuştu. Küçük Gelin ise Samanyolu TV’nin adeta reyting kozuydu. Kanalın kapanmasıyla yayın hayatı sona eren dizinin senaryosu Erkan Çıplak tarafından kaleme alınıyor, başrollerde ise Çağla Şimşek, Barış Çakmak, Bengi Öztürk ve Arda Esen bulunuyordu.

kayıp-sehir

Kayıp Şehir: Birden çok toplumsal sorunu gündeme taşıyan bir diziydi. “Öteki” bir çok kişiyle empati kurulması için emek harcamıştı. Seks işçiliği yapmış bir başrol vardı, iç göç yaşayan bir aile ise ikinci odaktı. Ailenin dedesi 6-7 Eylül hikayesinin de aktörüyken, Rum bir kadınla aşkı işleniyordu. Transeksüel bir karakter dizide marjinalleştirilmeden ekrana taşınırken daha ilk bölümde arabadan atılıyor, şiddetin nasıl meşrulaştırıldığı sorgulanıyordu. Dizide afroamerikan bir genç olan Daniel, “beyaz” bir genç kadına, Seher’e aşık olmuştu. Seher’in bu ilişkiden hoşnut olmayan annesi ise Daniel’ı polise ihbar etmiş. Genç adam polis kurşunuyla hayatını kaybetmişti. Daniel’ın ölümü üzerine dizinin senaristlerinden Murat Uyurkulak twitter hesabından kamuoyunca tepki uyandıran Festus Okey davasına gönderme yapıldığını ilan etmişti. Dizinin senaryosu Yıldırım Türker, Murat Uyurkulak, Seray Şahiner, Tuğrul Eryılmaz, Yelda Eroğlu imzalıydı. Dizinin başrollerinde Gökçe Bahadır, Nik Xhelilaj, İlker Kaleli, Nazan Kesal ve Uğur Polat yer alıyordu.

parampara-organ

Paramparça: 3 – 9 kasım tarihleri arasında gerçekleşen organ bağışı ve nakli haftasına bazı sahneleriyle destek veren Paramparça dizisi sosyal medyada da çok konuşuldu. Dizide Nuray’ın beyin ölümü gerçekleşmesiyle ailesi organlarını bağışladı. Uzun süredir doktorların organ nakli yapılması gerektiği uyarılarını göze alan Nuray’ın ailesi bu işe onay verdi ve Nuray’ın kalbi Deniz’in annesi uzun süredir kalp rahatsızlığı olan Nergis’e takıldı. Erkan Petekkaya, Nurgül Yeşilçay, Ebru Özkan, Barış Falay gibi isimlerin başrollerini paylaştığı dizi, Yıldız Tunç tarafından yazılıyor.

kasaba dizisi

Kasaba: Antakya’da çekilen dizi, mezhep ayrımını ve mezhepler üzerine nefret söylemini eleştirerek ilk kez ekrana taşıyordu. Neşe Cehiz , Mümtazer Türköne , Mine Baysan , Bilal Babaoğlu , Korhan Günay , Didem Ayberkin’in kaleme aldığı dizinin ömrü pek de uzun olmadı. Lale Yavaş, Murat Ünalmış, Talat Bulut’un başrollerini paylaştığı dizi Alevi bir işçi lideri olan Haydar Yağmur’un kasabaya gelmesiyle başlamış, mevsimlik işçilerin dramını da gözler önüne sererek izleyiciyi 60’lı yıllara götürecekti. Ancak ömrü vefa etmedi… Dizinin bitiminin ardından Alevi Bektaşi Federasyonları ‘kırk yılda bir bizimle ilgili bir iş yaptınız onu da kaldırdınız’ açıklamalarıyla gündeme geldi.

fatmagül

Fatmagül’ün Suçu Ne?: Vedat Türkali’nin aynı adlı romanından ekrana taşınan, senaryosunu Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun kaleme aldığı dizide tecavüz mağduru bir kadının mücadelesi konu alınıyordu. Dizi oyuncuları katıldıkları cinsiyet eşitliği projeleri ile dizi süresince konuya dikkat çekti. Dizideki hukuk mücadelesi, kadına şiddete karşı eylem sahneleriyle de desteklenirken, dizideki tecavüz sahnesi ise çokça tartışılmış ve şiddet eleştirilirken estetikleştirildiğine dair eleştiri okları diziye yöneltilmişti. RTÜK, Kanal D’de yayınlanan dizinin 1. bölümdeki sahneleri cezalandırırken, dizinin ikinci kez yayınlandığı Kanaltürk TV’de kesilmiş sahneler ekrana gelmesine rağmen koruyucu sembol kullanılmadan şiddet etkisinin devam ettiği gerekçesiyle yine ceza uygulanmıştı.

poyrazkarayel

Poyraz Karayel: En çok sosyal mesaja yer veren dizilerden biri de Poyraz Karayel… Dizide bugüne kadar fast fooda hayır, geçim derdi, çocuğa şiddete hayır, hayvan sevgisi, sermayenin eşitsiz dağılımı, uyuşturucuya hayır gündemleri ekrana geldi. Ethem Özışık’ın kaleme aldığı dizinin başrollerinde İlker Kaleli, Burçin Terzioğlu ve Musa Uzunlar yer alıyor. Dizide Celil Nalçakan’ın canlandırdığı Zülfikar karakterinin bol sosyal mesaj içeren tiradları da dikkat çekiyor.

son-cıkıs

Son Çıkış: Uyuşturucunun zararları üzerine yazılan senaryosuyla dikkat çeken dizi TRT1 ekranlarına geldi. Farklı yaş gruplarından gençlerin uyuşturucu ile imtihanını konu alan dizide Furkan Palalı, Sultan Ulutaş, Tolga Güleç, Dolunay Soysert, Deniz Barut, Orçun Koray Kaygusuz ve Hakan Vanlı rol aldı. Yeşilay Bilim Kurulu Üyelerinin desteğiyle senaryosu hazırlanan dizide Fatih Özcan ve Ekin Pandır imzası bulunuyordu. Ancak dizinin ömrü beklenenden çok daha kısa oldu.

Yazı ilk olarak mart 2016’da Dipnot Tablet Dergi’de yayımlanmıştır. Dergi ios ve android storelardan indirilebilir.

POYRAZ KARAYEL’İN SADRETTİN’İ ALİ İL: AŞKA İNANMIYORUM

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunu. Ihlamurlar Altında, Kırık Kanatlar, Küçük Kadınlar, Seni Bana Yazmışlar, Böyle Bitmesin gibi dizilerle ekrana geldi. Mahmut ile Meryem, Benimle Oynar Mısın, Adını Sen Koy, Başka Semtin Çocukları gibi filmlerle sinema kariyerini sürdürdü, o Ali İl… Poyraz Karayel’in Sadrettin’i, ekranların en sevilen kötüsü Ali İl ile buluştuk, sizler için söyleştik. Kariyerinden, iş deneyimlerinden hayata bakışına, hayallerinden aşka inancına kadar pek çok noktaya deyindik. Gülümseten, düşündüren bir söyleşi çıktı ortaya… Yüzünü tanıyorsunuz, hayata dair söylemlerine biraz sonra nail olacaksınız, dilerseniz ona kulak verelim:

ali il (2)

İki sene gümrük komisyoncusunda çalıştım sonra bir sene kokoreççilik yaptım. Büfem vardı ama sonra sıkıldım. Bir gün televizyonda dizi izliyordum “Bu işi bende yaparım” dedim…” böyle devam ediyor ve sonu oyunculuk… Bunlar sizin cümleleriniz, ben okuyunca şaşırdım. Çabuk sıkılan biri misiniz?

Hayır, aslında sabırlıyımdır ama orada söylediklerim zaten 12 sene öncesine aitti. O zamanlar oyunculuğa nasıl başladığımı anlatmaya çalışmıştım. Doğru mesleği ve ait olduğum dünyayı aradığım bir zamandı. Mesleğimi her şekilde ve sabırla yapmaya devam edeceğim.

Okumaya devam et POYRAZ KARAYEL’İN SADRETTİN’İ ALİ İL: AŞKA İNANMIYORUM

Dizi Karakteri De Kitap Okur!

Kiralık Aşk malumunuz yazın en çok izlenen işlerinden biri. Dizide uzun zamandır, Jane Austen’ınPride and Prejudice romanı ve uyarlama filmi üzerinden diyaloglar geçiyordu. Son bölümde de olan oldu, esas kızımız doğum günü hediyesi olarak Ömer Bey’e Gurur ve Önyargı olarak çevrilen o kitabın ilk baskısını hediye etti. Dizilerde edebi eserlerin yeri oldukça fazla, kimi zaman bir şiirle aşk ifade edildi, kimi zaman okunan bir kitap sahnenin tüm ruhunu, karakteri ifade ediyordu.

kiralık aşk
kiralık aşk

Aslında bu karakterizasyonun daki detaycılığı gösteriyor. Örneğin Behzat Ç’de Komiser Suna dönemin fırtınalar estiren kitabını, Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar”ını okumuştu. Ardından bir sahnede kitaplıktaki Nihat Genç’in “Anadolu Yazarını Dinliyor” kitabı dikkat çekmişti. Karakterin ne okuyacağına o kadar hakimdi ki senaristler, kitaplıkta duran da sahnede okunan kitap da izleyiciye karakterin ilgi alanları, hayat görüşü hakkında bilgi veriyordu.

Okumaya devam et Dizi Karakteri De Kitap Okur!

İKİ DİZİ TEK HİKAYE: POYRAZ KARAYEL VE RACON’UN ZOR DENKLEMİ

Poyraz Karayel ekranların fenomeni oldu. Racon ise yeni heyecanı olmasına rağmen düşük izlenme oranları sebebiyle çalan tehlike çanlarıyla haber oluyor bugünlerde. İki dizinin benzerliği aşikar, ikisinde de bir “baba” (mafya desek bildiğiniz mafyadan değil, karanlık adamlar diyelim), babaların onları istemeyen kızları, o babaların kendilerinin kötü yanlarını temsil eden laf dinlemez oğulları var. Bir de babaların oğullarının yerini dolduran sağ kolları var ki, bingo onlar da bu aileden uzak duran kızlarının aşık olduğu kişiler. Haydi incelemeye başlayalım.

poyraz-karayel-dizi
poyraz-karayel-dizi

NEDEN AİLENİN KIZLARI UZAKLAŞIYOR?

Her iki diziyi de analiz ettiğimizde Poyraz Karayel’de Ayşegül, Racon’da Yağmur’un aileden uzak olması dikkat çekici. İkisinin de ağabeyleri Sadrettin ve Adnan ise babalarının adeta söz dinlemez birer kopyası. Şöyle bakalım, her iki dizide de anneler göremiyoruz. Çocukluğundan bu yana mafya gölgesinde, baba izinde büyüyen çocuklardan erkek olanların haritası baştan belli. Rol modelleri antisosyal özellikler taşıdığı düşünülebilen, düzen içinde kendi düzenini kurmak isteyen, kendi adaletiyle racon kesen babaları…

Yani Sadrettin ve Adnan’ın kötü çocuk olmalarının nedeni babaları olabilir. Onlar babalarının kötü yanlarını yansıtan birer kopyası olarak yorumlanabilir, çocukluktan beri cinayet içinde büyüyen çocuklar bunun “raconunu” algılamadan önce şiddeti içselleştirmiş… İçlerindeki şiddeti “racon” gibi kurallarla kılıfına uyduran, bir nev-i savunma mekanizması kullanan mafya babalarımızın çocukları, kontrolsüz şiddet ile onların düzenine tehdit oluşturuyor. Kenan da Bahri de çocuklarını, yani aslında kendilerinin türevlerini dizginlemekle uğraşıyorlar.

Okumaya devam et İKİ DİZİ TEK HİKAYE: POYRAZ KARAYEL VE RACON’UN ZOR DENKLEMİ

YALANCI, ROMANTİK, YALNIZ BİR BABA: KARŞINIZDA POYRAZ KARAYEL

Poyraz Karayel geçtiğimiz hafta ekranlardan izleyicisine merhaba dedi. Dizinin analizine geçmeden önce konuyu bilmeyenler için not edelim:

Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Poyraz-Karayel-Dizisi
Poyraz-Karayel-Dizisi

Okumaya devam et YALANCI, ROMANTİK, YALNIZ BİR BABA: KARŞINIZDA POYRAZ KARAYEL