Küçük Hesaplar’da Gülme Efekti Var, Güldürme Becerisi Eksik

Follow me

Yeni başlayan dizileri özellikle izlemeye çalışıyorum ancak Küçük Hesaplar’ı bir dakika bile izleyememiştim ta ki bu akşamki kolaja dek. Dizinin ilk sahnesiyle beraber aklıma birkaç dizi geldi. Bu diziden esinlenildi demiyorum, ancak bir şekilde çağrışım yapmış olacak ki The Big Bang Theory ve Coupling arası bir dizi izlediğim izlenimine kapıldım ilk andan. Takım elbisesiyle cazibesini test eden, sürekli ilişki uzmanlığı yapan karakter ise How I Met Your Mother dizisini ve doğal olarak Barney’i düşürdü aklıma…

Oldum olası gülme efektini sinir bozucu bulduğumdan mıdır, yoksa gerçekten mizah anlayışım uyuşmadığından mıdır bilmem gülemedim dizinin efektli sahnelerine. Dizinin ilk bakışta en sorunlu bulduğum yanı ise alışılmadık zoomlar. Bir in bir out derken izleyen ekran başında yoruluyor. Daha önce bol reytingli dizileri yöneten sektörün bilinen bazı yönetmenlerinin de sık sık kullandığı bu teknik bu durağan ilerleyen hikayenin içinde fazla hareketli kalıyor.

Dizinin hiç mi iyi yanı yok derseniz, elbette var. Dizinin genç oyuncuları ve internet jargonu üzerinden yapılan bazı espriler beğenimi kazandı. Ali Yoğurtçuoğlu’nun Emre Karayel’e olan aşikar benzerliği önce kafamı karıştırsa da sonra farklı mimiklerinden kişisel becerilerini ayırt ettirdi. Sosyal ağlarda “kıvırcık saçlı olan” olarak anılan Deniz Alnıtemiz ise bir yerlere geleceğinin sinyallerini belirgin şekilde veriyor.
Dizi istenilen başarı grafiğini yakalayamasa da bu genç oyuncular başka projelerle kısa sürede ekranda yeniden yer bulacaklardır, önceden haber vereyim…
sudan bıkmış balıklar dizi müziği
Sudan Bıkmış Balıklar Oyuncular İçin Doğru Tercih
Sudan Bıkmış Balıklar dizisi hakkındaki görüşlerimi ilk bölümün ardından yayınlamıştım hatırlarsınız. Ancak yazıda uzun olacağından değinmediğim bir nokta vardı; o da dizinin oyuncuların kariyerlerine olası etkileri… Bildiğiniz üzere başrollerde iki genç isim var, Burak Sağyağar ve Ezgi Eyüboğlu…
Burak Sağyaşar’ı daha önce ekranda Küçük Kadınlar ve Karadağlar dizileriyle izlemiştik, Ezgi Eyüboğlu ise modellik tescilinin yanı sıra Kalbim Seni Seçti dizisi ve ardından Muhteşem Yüzyıl’la ekrana gelmişti.
Bu diziden önce Burak Sağyaşar deyince aklıma hap karanlık, dramatik bir sahne geliyordu. Ya ağlayan biri oluyordu o sahnede (Küçük Kadınlar için pek de yabancı olmayacak bir anımsama) ya da sert bakışmalarla anlaşan insanlar (Nedense Karadağlar hep karanlık bir atmosfer ve sert bakışlarla yer etti zihnimde)… Bu açıdan bakıldığı zaman eğlencelik bir aşk hikayesi, deniz fonunda geçen bir yaz dizisi Burak Sağyaşar’ın hafızamdaki yerini tazeledi. Güler yüzlü bir manzara ekledi oyuncunun zihnimdeki kariyerine. Benim gibi düşünen başkaları da olacaktır zannediyorum. Dizinin tüm artılarını geçerek belirtiyorum ki, diğer tüm artıları yoksaysak, dizi başarılı olamasa bile Burak Sağyaşar doğru bir tercih yaparak bu diziye imza atmıştır. Hafızalardaki yerini tazelemiştir, hem de gülen, gülümseten bir fotoğraf karesini izleyicinin aklına nakşetmiştir.
Gelelim Ezgi Eyüboğlu’na… Ezgi Eyüboğlu Kalbim Seni Seçti’de etkin bir roldeydi, ardından ön plana çıkarak Muhteşem Yüzyıl’da rol alması da bunun göstergesi zaten ancak gerçekten “esas kadın” olduğu ilk dizi Sudan Bıkmış Balıklar oldu. Usta bir yönetmenin, uzun ekran deneyimi olan dizilerin yapımcısı bir firmanın imzası olan bir işle “başrol” etiketi alması güzel oyuncu için iyi bir referans.
İki oyuncunun seslerinin güzelliği ayrıca dikkat çekti, izleyiciyle yeni tanışan bu yeti de fark yaratacakları bir alan yaratabilir onlar için…
Sudan Bıkmış Balıklar tutmasa bile (ki ben karamsar bir tablo görmüyorum dizinin önünde) oyuncular bu dizide iyi ki yer almışlardır, doğru tercihtir, dizinin yolu açık olsun temennisinin yanında bu dizi oyuncularının da yollarını biraz daha açacaktır. Bilginize…

Sudan Bıkmış Balıklar, Hangi Dizileri Hatırlattı?

Follow me
Sudan Bıkmış Balıklar ilk bölümüyle ekrana geldi, ben de dizinin yayın anında sosyal ağlarda yapılan yorumları diziyle beraber takip edip hem diziden hem de yorumlardan notlarımı aldım. İlk andan itibaren samimiyet taşıdığı belli olan dizi bana izlerken iki diziyi anımsattı, ikisini de farklı nedenlerle elbette…

Selim ile Zeynep’in zıtlaşmayla başlayan yakınlaşması, muhafazakar ailenin onlara gelecek vaat eden kızlarını kollaması, yakışıklı müzisyen Selim’in sevgilisini bırakıp kaza yaptığı Kaş’ta aşkı bulması vs vs… Klişeler üzerine kurulu, dizi terminolojisinde “reyting anahtarı” tüm noktaların değinildiği dizinin bir diğer “işi bilen insanların yaptığı dizi” olduğunu gösteren özelliği ise künyesiydi. Deniz Yıldızı adlı gençlik dizisiyle haftanın her günü reyting listesinde ilk 10’da yer alan Focus Film’in yapımcı olarak varlığı, Küçük Sırlar ve Melekler Korusun dizileriyle gençlerin objektifine en iyi aracı olan isimlerden biri Cevriye Demir’in yönetmenliği bu işbilirliğin göstergesi.

Gelelim dizinin bana neden ve hangi işleri hatırlattığına…

Dizideki muhafazakar aile çizimi, genç kadının üniversite ile şehir değiştirecek olması, yakışıklı gencin büyükşehri temsili, bir ebeveyn eksikliği ve en çok da dizinin “havası” bana Melekler Korusun’u anımsattı.
Onlarca bölüm yayınlanan, 2 kez (hatırladığım kadarıyla) iki farklı kanalda gündüz kuşağında bile fena izlenme oranları almayan, gençlik dizileri içinde aldığı ödülü en çok hak edenlerden biri olan Melekler Korusun benzetmesi burada kötü algılanmasın lütfen. Ancak o dizide de eleştirdiğim “muhafazakar aile” üzerinden pompalanan muhafazakar mesajlar ilk bölümden bile bu dizide de kendini gösterdi. Şortlu kızını evdeki delikanlıdan kollayan baba, genç kadının bir erkekle gezmesinin kara leke olarak görüleceği öngörüsü ve “senin başını öne eğecek bir şey yapmamıştır” savunması gibi diyaloglarda var olan mesajlar ideolojik makineler olan diziler içinde bu diziden de ilerleyen günlerdeki yazılarımda sıkça bahsedeceğimi kesinleştirdi. (İlk bölümden çok fazla analize girmeyelim diyorum…)
Aklıma gelen ikinci dizi ise Adını Feriha Koydum oldu. Hedef kitlesinin yakınlığı sosyal ağlarda “Yeni Feriha’mı buldum” yorumlarından da anlaşılıyordu. Üniversitede muhtemelen yeni bir çevreye karışacak kasabalı kızımız muhtemelen önümüzdeki bölümlerde Fatmagül imajından da sıyrılacak. Şehirli-kasabalı kıyasının bir şekilde yaşanacağı Selim karakterinin sevgilisi ve onun arkadaşlarından anlaşılıyor. Hem bu açıdan hem de dizideki kör kütük aşk anlatımından yeni dizimizdeki karakterlerin “Emir – Feriha” ikilisini anımsattığına şaşırmamak gerek.
Ailenin küçük kızının İstanbul’u fırsatlar şehri olarak görmesi, magazin programındaki hayatlara özenmesi, barlarda sarhoş olması gibi sahneler ilerleyen bölümlerde hangi damar üzerinden enjeksiyon yapılacağını da şimdiden hissettirdi. Kuşak çatışması, vizyon farklılıkları, şehir insanlarının karşılaştırması gibi detayları da Sudan Bıkmış Balıklar’da göreceğiz şimdiden belli.
İlk bölümden izleyenleri güldüren ufak tefek yanlışlıklar da yok değildi, ÖSYM’nin tercih listesine “İstanbul Hukuk” yazılması böyle bir ayrıntıydı. Evet kayda bile değmeyen bir ayrıntı gibi gelebilir size ancak “İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi” yazması gerektiğini de not düşmeden geçmek istemedim.
Gelelim dizi için yapılan yorumlara, dizi hakkındaki eleştirilerin temelini ismi oluşturuyordu. Gözlemlediğim kadarıyla en çok verilen referans ise “Eve düşen yıldırım” oldu. Down sendromlu bir gence oyuncu kadrosunda yer veren dizinin alkışı hak ettiği konuşulurken bir yandan da dizideki aileyi kendi ailesine benzetenler çoğunluktaydı. Bu da gerçekçiliğin yansıması tabii… Diziye yorum yazan çoğu sosyal ağ kullanıcısının “teenager” olduğunu ve kadın popülasyonuna dahil olduğunu da yazayım zira Burak Sağyaşar’ın fiziksel özellikleri uzunca konuşuldu sosyal medyada.
Dizi jeneriğinde görünen Cahit Beykay ismi bizi gelecek bölümlerde sürprizlerin de olacağının işareti, eğer yaz günlerinde Yeşilçam kokulu bir aşk hikayesi izlemek isterseniz Sudan Bıkmış Balıklar iyi bir alternatif olabilir. Aklınızda bulunsun…