Yaz Dizileri Hakkındaki Görüşlerim Marketing Türkiye Ağustos Sayısında

Marketing Turkiye Ağustos sayısı için yaz dizilerini gözden geçirdim. Dergiye bayiilerden ulaşabilirsiniz.

BUGÜN CAN MANAY GİBİ SU İÇTİN Mİ SAYIN İZLEYİCİ?

Fi dizisi kısa sürede edindiği “tıklanma” oranlarının yanı sıra, sosyal medya etkileşimleri ile de gündem oldu. Serenay Sarıkaya, Mehmet Günsur, Ozan Güven, Berrak Tüzünataç gibi isimleri buluşturan proje geçtiğimiz yılların en çok satan serilerinden Fi, Pi ve Çi’den uyarlanarak Doğuş grubunun online platformu Puhutv.com’da gösterilmeye başlandı. Ay Yapım tarafından projelendirilen dizi, senarist Nükhet Bıçakçı’nın kaleminden, yönetmek Mert Baykal’ın gözünden izleyicilerle buluşmaya başladı.

Fi Dizisi
Fi Dizisi

Fi’nin Farkı Ne?

Tahminimce orta ve orta üst sınıf izleyicinin ilgisine mahir olan Fi hakkında konuşulanlara özellikle kulak kesilerek, izleyicilerini, hedef kitlesini soru yağmuruna tutarak dizinin izleyiciye ne verdiğini, izleyicinin ne bulduğunu düşünüyorum uzun zamandır. Fark ettiklerimi de notlar halinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle internetin özgür dünyasından kaynaklanan “sansürsüzlük” Fi’nin cezbedici temel noktasını oluşturuyor. O sansürsüzlüğün bile otosansür içinde gerçekleştiği dizinin göreceli cesaretinden belli oluyor o ayrı. Dizinin henüz ilk bölüm, ilk sahnesinde sigara içerek kadraja giren Can Manay son yıllarda bastırılan, meşru görülmeyen alışkanlıkların, yaşam tarzlarının izleyiciye vadedildiğinin sinyallerini veriyor. Ekran önce sevişmenin, ardından öpüşmenin, şimdilerde neredeyse el ele tutuşmanın yasaklandığı bir mecra haline gelirken, Fi’yi “aranan kan bulundu” çığlıklarının karşılığı olarak görüyorum. Sevişerek üreyen insan oğlunun dizilerde neredeyse mitoz bölünmeyi keşfetmesi istenirken şehirli, orta sınıf, beyaz yaka izleyiciye iyi bir alternatif sunan dizi, “umut” vaadiyle rakiplerinden ayrılıyor.

Fi Dizisi Tuttu Mu?
Fi Dizisi Tuttu Mu?

Fi İlk İnternet Dizisi Değil Ama…

Amatör ve yarı profesyonel çalışmaları bir kenara koysak bile, online platformların profesyonel yatırımla ekrana sürdüğü ilk iş Fi değildi. “Masum” her ne kadar ilgi uyandırsa da Fi kadar popülerleşmemiş, magazinleşmemişti. Elbette hikayenin aşk temasının etkisi bu popülerleşmede birincil önem taşıyor ancak bence önemli bir nokta daha var. Fi ne zamandır yerli dizilerde aidiyet arayan bir kesime çatı sundu. Özgürce ilişki yaşayan, alkol içen, sigara kullanan, çalışma hayatına entegre kesimin aidiyet bulacağı ve en önemlisi “yargılanmadığı” bir hikaye olan Fi bu nedenle diğer TV ve internet projelerinden çok daha popüler olarak fark yarattı.

Sadece Belgesel İzleyen “O” İzleyici, Fi İle Yerli Dizilerle Barıştı

Şehirli insanların ilişkilerindeki en büyük sorun malumunuz bağlanma problemi, tek gecelik birliktelikler, ilişkiye dönmeyen seksler veya seksin unutulduğu ilişkiler. Aldatmak, aldatılmak herkesin hayatının gündemi, ölümsüz aşk masalları tarih oldu, daha iyiyi bulabilir miyim sorusu tüm ilişkilerin azraili. Hal böyleyken hala unutulmaz aşk hikayelerinin ekranda pazarlanıyor oluşu konjonktür gereği, muhafazakar nüanslarla sunulan aşk soslu dramalar sektörün el mahkumiyeti. Uzayan sürelerden, değişen reyting ölçümlerinden, panelin özelliklerinden bahsetmiyorum bile. Tüm bu sebeplerle ekrana küsen ve “ben Türk dizisi asla izlemem yalnızca belgesel” diyen bir kesim online dizilerle beraber yerli TV yapımları ile barış imzaladı. İzleyicinin önüne getirileni izlemediği, seçim yaptığı ve edilgen konumdan daha etken konuma evrildiği bu yeni izleme alışkanlığı bir yandan da “öteki yerli dizi izleyicileri” ile ayrışmanın sembolü oldu. Türk dizisi izlediğini söylemeye “utanan” pek çok kişi, Fi izlediğini gururla haykırıyor. Sebebi bence tam olarak yeni statü sembolleri arayışları. “Fi’den başka yerli dizi izlemiyorum” demek aslında dizinin vadettiği o şehirli yaşam tarzına ait olduğunun da ifşası oluyor. Ötekileştirilen “sigara içenler”, arkadaşlarıyla birer kadeh içtiği zaman genel algıda “sarhoş” muamelesi görenler, seks hayatına dair seçimler nedeniyle “orospu” olarak yaftalananlar, ilişkisini evlilikle meşrulaştırmaya gerek görmeyenler işte bu popüler seçimleri ile de kendilerini tanımlıyorlar. Bu yüzden Fi, Masum’dan ayrılıyor. Çok ayrı türlerde işler olmalarının yanı sıra Fi’nin baskılanan yaşam tarzını ekrana getirmesi bu nedenle diğer internet işlerinden farklılaşmasının sebebi oluyor.

Fi sosyal medya
Fi sosyal medya

Instagram’da Araba Anahtarı Paylaşmak Out, Can Manay In!

Can Manay TV tarihinin en özel karakteri değil, Duru ve Deniz aşkı yeni bir fenomen doğurmuyor tam aksine hayatımızın içinde olan gelgitli aşkları, sorunlu erkek ve kadınları resmediyor. Cinsiyet rollerini yeniden üreten, cinsel yönelimdeki çeşitliliği görmezden gelen, aşkı idealize edip masallaştıran aslında “gerçekdışı” olan dizilerin yanında Fi, bizlere, şehirli insanlara baskılanan yaşam tarzımızı aynalıyor. Başarı da işte bu yalınlıktan ve gerçeklikten geliyor. Dizinin başarısını tartışırken çatışmasından, oyunculuklardan, yönetmenlik veya casttan önce vadettiği yaşam tarzına bakmanın daha doğru olduğuna inanıyorum. Yalnız bu hayatı yaşayanlar için değil yaşamak isteyenler için de cazibe sunan Fi, insanlara kendini “o sınıftan, yaşam tarzından” hissetmek için bir ev almak, ünlü olmak veya yakışıklı bir sevgili bulmaktan çok daha basit bir yol sunuyor. Artık instagramda araba anahtarıyla poz vermek out, #CanManaygibisuiçmek etiketine su içerken selfie koydun mu ondan haber ver sayın izleyici?

 

Cine Dergi – Haziran 2017

İnternet TV İzleme Alışkanlıkları Araştırması

Blogumda zaman zaman okuduğum TV üzerine kitaplara (ki küçük bir kısmına buradan ulaşabilirsiniz) ve makalelere haber olarak yer veriyorum. Geçtiğimiz haftalarda gördüğüm bir araştırma raporunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Malumunuz internet televizyonlarının izleyiciye sunduğu en büyük fark izleme özgürlüğü. Yayın akışının kişiselleştirildiği internet televizyonlarında hangi programın günün hangi diliminde izlendiği konusunda ilginç veriler mevcut. Netflix’in 22 ülkede, küresel çapta yaptığı araştırmada yayın temaları ve kategorileri listelenerek izleyici tercihleri raporlandı. Araştırmaya göre güne gülerek başlamak tercih ediliyor. Komedi yapımları gündüz saatlerinde tercih ediliyor. Öğlen dramalar, akşam saatlerinde ise korku ve gerilim türünde yapımlar izleyicinin tercihi oluyor.

lgbt sense8

Netflix’in sonuçlarına göre sabah 06:00 civarında  Fuller House, Unbreakable Kimmy Schmidt ve Grace and Frankie gibi komedi dizileri günün geri kalanından %34 daha fazla tercih ediliyor. Öğlen 12:30 – 14:00 arası ise %47 oranıyla drama tercihi en üst sıraya yükseliyor. Gilmore Girls A Year in the Life, The Crown gibi drama dizilerinin ardından 21:00’de Stranger Things, Sense8, Breaking Bad gibi yapımlar %27 daha fazla tercih ediliyor. Komedi ile başlayan gün yine komedilerle bitiyor. Saatler 23:00’ü gösterdiğinde Bojack Horseman, Master of None ve Love gibi komedi dizileri yeniden ekranda yer alıyor.  Netflix izleyicilerinin %15’i ise platformu akşam ve gece saatlerinde kullanıyor. 00:00 ile 06:00 arasında en çok izlenen yapımlar arasında Chef’s Table ve Planet Earth gibi belgesel seçenekleri de bulunuyor.

Haber Kaynağı: Bigumigu

Askeri Diziler Furyası Geri Döndü

Söz, Savaşçı ve İsimsizler art arda yayına girerek militarist dizi furyasını yeniden uyandırdı. Milliyetçi-militarist olarak sınıflandırabileceğimiz türün örnekleri daha önce de ekrana gelmişti. (Şefkat Tepe, Sakarya Fırat, Tek Türkiye, Güneydoğu’dan Öyküler vb.) Söz, İsimsizler ve Savaşçı gibi diziler, bu bildik formu yeniden sunuyor. Yükseliş nedenleri politik, sosyal ve ticari olarak üçe ayrılabilir.

Hatırlarsınız çözüm süreci döneminde akil insanlar heyetinin önerisiydi bu tür dizilerin yayından kaldırılması… Sonra hem iç hem dış politikada iklim değişti. 15 Temmuz’da bir darbe önlendi, Suriye operasyonları, patlamalar, tutuklamalar derken düşman safları belirginleşti, demeçler sertleşti. Şu an konjonktür gereği politik dilde milliyetçilik yükseliyor. TV de bu projelerle beklentiye yanıt veriyor. Genel anlamda bu projeler, kanalların referandum öncesi seçimini, sonrası politik duruşunu gösteren araçlar olarak yorumlanabilir, zira medyanın ve politik göndermeler içeren projelerin propaganda gücü göz ardı edilemez. Sosyal olarak bakarsak, izleyici tüm bu olayların içinde gerilmiş bir yay gibi. Başına çuval geçirilen askerlerin intikamını Polat Alemdar’ın aldığını hatırlarsanız eğer, bu kahramanlık hikayelerinin de toplumda nabız yavaşlatma görevi gördüğünü, izleyicinin de bu hınç sebebiyle projeleri takip ettiğini söyleyebiliriz. İzleyici  kahramanlarla özdeşim yaşıyor. Samanyolu TV’nin kapatılmasının ardından sahiplenilmeyen bir izleyici kitlesi var, bu kitlenin alışkanlığı bu tür diziler. Gündem gereği bu dizilerin sosyal medya etkileşimi de yüksek, Dağ filminin başarısını da dikkate alırsak, bu işler ticari olarak kanalları memnun edecek öngörüsüyle sete çıkıyor.

Bu dizilerin reyting karnelerine baktığımızda rekorlar görmüyoruz, iyi ama ortalama düzeyde reytingleri… Her dizi, reyting açısından ayrı avantaj ve dezavantajlar taşıyor. Askeri işler oldukları için tuttu demek biraz indirgemek olacaktır. Gelin her diziye tek tek bakalım.

soz dizisi
soz dizisi

Söz Dizisi Neden İzleniyor?

Söz’deki dil daha duygusal ve hikayenin kahramanının kişisel bir intikamı da var. Yavuz’un duygusunu izleyicinin daha kolay içselleştirebileceğini düşünüyorum, kadın izleyiciyi daha çok çekecektir. Poyraz Karayel ve Sana Bir Sır Vereceğim gibi dizilerin de senaristi olan Ethem Özışık imzası izleyicinin dilinden anlayan bir senaristi işaret ediyor. İzleyiciye duygu geçirmekte bir hayli iyi olan Özışık’ın kaleminin farkı diğer askeri dizilerle kıyaslandığında fark ediliyor. Dizimim sorunu ise belirsiz bir terör örgütü ile savaşması. Eylem tarzı IŞİD’i, dizideki profili PKK’yı anımsatan örgüt gerçek hayatta bir izdüşüm oluşturmadığından izleyici için kahramanlık “hayali” ve “kurgusal” olduğunu her sahnede ele veriyor. Ancak İsimsizler’e göre daha “merkezde” olan politik duruşu ile dizi daha çok izleyicinin ekranlarına konuk olabileceğe benziyor.

isimsizler
isimsizler

İsimsizler Diğerlerine Göre Daha Net

İsimsizler’in propaganda misyonu daha çok göze çarpıyor, İslami söylem, gerçek olaylara göndermeler, düşman temsili daha aşikar. Dizi, net duruşuyla avantaj elde ediyor. Söz’de görmediğimiz o net düşman safı bu kez belirgin, İsimsizler PKK ile savaşıyor, arada FETÖ göndermeleri de dizide yer alıyor. Milletvekili’nin polise tokat atması gibi olaylara değinen sahnelerle gerçekle bağ kuvvetlendiriliyor. Dizi bu anlamda “Biz silahı tutarız Allah hedefi vurur” gibi repliklerle hassasiyetleri direkt hedef aldığından, muhafazakar izleyiciyi adeta kalbinden vuruyor. Daha liberal görüşteki izleyici için bu dilin bir süre sonra sıkıcı geleceğini düşünsem de dizinin reytingleri şu an kanalını tatmin ediyor.

Savaşçı
Savaşçı

Ulusalcı Kanat için Savaşçı

Savaşçı, 15 Temmuz ile başlayan, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına isim vermeden değinen hikayesiyle daha ulusalcı bir bakış sergiliyor. İslami referanslardan azade bir anlatı olarak diğerlerinden ayrılıyor. Dizi daha önce Sakarya Fırat gibi askeri işler kaleme alan Süleyman Çobanoğlu’nun imzasını taşıyor. Çobanoğlu’nun askeri dizilerdeki deneyimi ve konudaki bilgisi dizinin akışında ciddi fark yaratıyor. Duygusal dramalar yerine olaylarla hareketlenen Söz’e göre daha erkek hikayesi odaklı, İsimsizler’e göre daha seküler olan diliyle Fox izleyicisinin beklentisini karşılıyor.

Savaşçı-Söz-İsimsizler-660x330

Bu Diziler Uzun Ömürlü Olur mu?

Sosyal ve siyasal olarak belirsizliğin arttığı dönemlerde kurgusal kahramanlıklara da ihtiyaç artıyor. Belirsizlik zamanla kayboldukça, siyasi politikaların sonuçları net sonuçlar verdikçe dizilerin de ekrandaki ömrü sona erecektir. Uzun vadede kalıcı olacaklarını düşünmüyorum ancak politikalara da bağlı olarak 1 sezon daha bu işleri ekranda göreceğiz gibi duruyor.

Yazı Cine Dergi Mayıs 2017 sayısında yer almıştır.

Bu Ay Ben de Marketing Türkiye’deyim

Marketing Türkiye dergisinin mayıs sayısında İsimsizler, Söz ve Savaşçı dizileri hakkındaki görüşlerimi okuyabilirsiniz. Dergiyi bayiilerde bulabilir, http://www.marketingturkiye.com.tr/ adresinde yer alan app store ve play store linklerinden dergiyi indirebilirsiniz.

 

 

8 Mart’a Özel, Dizilerin Unutulmaz 10 Kadın Karakterleri

Kadın mücadelesinin, erke karşı direnişin, kadın emeğini güçlendirmenin ve en önemlisi insan hakkını gözetmenin günü olan 8 Mart Kadınlar Günü çerçevesinde ekranların hatırlanmasını değerli gördüğüm unutulmaz 10 kadın karakterlerini analım istiyorum. Feministliği, direnişleri, azmi, cinsel özgürlük neferi demeçleri, erki dize getiren duruşu, mücadeleleri, komedisi ve dramı ile Türkiye televizyonlarının gördüğü unutulmaz 10 karakter şöyle:

Ana Dizisi
Ana Dizisi

Ana

Ayşen Gruda’nın can verdiği Ana, kadının fenninin kanlı canlı kanıtıydı. “Ana’ya bak anaya bedel 3- 5 babaya” sözleri ile efsaneleşen Ana, ekranların en efsane kadınları arasında saygıyla anılıyor. Ayşen Gruda ve Aykut Oray’ın başrollerini paylaştığı dizi 90’ların unutulmazları arasında sayılıyor. Yeniden izlemek isteyenler için dizinin bölümlerinin YouTube’da yer aldığını hatırlatmak istiyorum. Diziyi Kandemir Konduk ve Hilal Çelenk kaleme alıyordu.

Feride

Reşat Nuri Güntekin’in imzasını taşıyan eser birden çok kez ekrana uyarlandı. Küçük yaştaki bir kız çocuğunun öğretmen olma, okuma arzusuyla verdiği mücadeleyi anlatan karakter, geçmeyen bir sızının izlerini taşıyor. Fahriye Evcen ve Aydan Şener tarafından canlandırılan Feride, kadınların gasp edilen haklarından birini işaret ediyordu; eğitim hakkı… Birey olmak için çocukluktan başlayan zorlu mücadele edebi zeminde olduğu gibi ekranda da duygu seli ile karşılık buldu.

Mavi

Her kadın feminen olmalı klişesini yıkan ilk başkarakter Hırsız Polis’in Mavi’siydi. Özlem Düvencioğlu, kıvırcık saçları kanvas pantolonu ve kazakları ile “kadın” imajını değiştiren cesur karakterlerden biriydi. Hırsız olmasının da parantezini açmak gerek elbette. Dizinin senaristleri Gaye Boralıoğlu, Emine Algan, Gülden Çakır, Şerif Erol ve Neşe Şen’di. Dizi hırsız bir kadın ile polis bir erkeğin aşkını anlatıyordu.

Feriştah

Cinsel doyumsuzluğu ve iştahı ile tanınan karakter Bir Demet Tiyatro efsanesinin gözbebeğiydi. Demet Akbağ’ın canlandırdığı karakteri Yılmaz Erdoğan kaleme alıyordu. Televizyonda kadının cinsel isteklerinin konuşulabilir olmasını mizahi bir dille mümkün kılan karakter listede kendine elbette yer buluyor.

fatmagül

Fatmagül

Vedat Türkali’nin aynı adlı romanından ekrana taşınan, senaryosunu Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun kaleme aldığı dizide, tecavüz mağduru bir kadının mücadelesi konu alınıyordu. Dizideki hukuk mücadelesi, kadına şiddete karşı eylem sahneleriyle de desteklenirken, dizideki tecavüz sahnesi ise çokça tartışılmış ve şiddet eleştirilirken estetikleştirildiğine dair eleştiri okları diziye yöneltilmişti. Yine de Fatmagül tecavüzün gizlenmemesi konusunda TV’deki en önemli örneklerden biriydi.

Türkan

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu, Prof. Doktor Türkan Saylan’ın hayatını konu alan dizi, hastalıkların toplumsal algısını değil, kadınların okutulması konusunda da sosyal sorumluluk üstleniyordu. Ayşe Kulin’in Tek ve Tek Başına Türkan adlı eserinden esinlenilen projenin başrollerinde Pınar Öğün, Uğur Polat ve Özgürcan Çevik yer alırken senaryosu Oya Yüce imzası taşıyordu. Yayınlandığı dönem gereği de cesaret örneği olan dizi ve Türkan karakteri ile pek çok genç kızın okula gönderilmesi için aileler teşvik edilmişti.

Eva ve Felicia

Yabancı kadınların Türkiye’de seks işçiliğine zorlanması, şiddet görmesi ve borçlandırılarak pasaportlarına el konulması, ana haberlerin gündemlerini arasında arka sıralarda yer alıyordu. Uçurum ise konuyu prime time kuşağına taşıdı. Dizide Moldova’dan İstanbul’a çalışmak için gelen doktor Eva ve kardeşi Felicia’nın, Yaman’ın yönettiği fuhuş çetesinin eline düşürülmesi ve buradan bir şekilde kaçan Eva’nın kardeşi Felicia’yı kurtarmaya çalışması anlatılıyordu. Diziyi Kerem Deren yazıyordu. Atv ekranlarına gelen projenin başrollerinde  Mehmet Ali Nuroğlu, Lavigna Longhi, Funda Eryiğit, Esra Ronabar,Erdal Yıldız, Denise Capezze, Birkan Sokullu ve Selçuk Yöntem yer alıyordu. Dizinin yönetmenlerinden Ali Bilgin bazı sahneleri çekerken acı çektiğini itiraf etmiş ve dizinin aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olduğunun altını çizmişti.

Güldünya

Adını töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören’den alan dizi ve karakter, 2008 yılında Star tv ekranlarına geldi. Kadına şiddetin gittikçe arttığı gündem içinde sığınma evlerinin önemine dikkat çeken dizinin başrollerinde Erhan Emre, Sanem Çelik ve Songül Öden yer alıyordu. Hikâyede Sanem Çelik, bağımsız, şehirli, güçlü bir kadın olarak ekrana geliyordu. Çelik’in canlandırdığı Gizem Özsoy, uzak olduğu yaşamlara, kız kardeşinin yaşadığı tecavüz sonrası intihar etmesiyle yaklaşıyor, sığınma evlerini dolduran hemcinsleriyle tanışıyordu. Ömrü 5 bölüm olan dizinin senaristleri; Yıldız Tunç, Murat Lütfü, Mehmet Bilal , Ethem Yekta , Atilla Özel, yönetmeni ise Ömür Atay’dı. Dizi “Aile içi şiddet sorununu gündeme getiren bir ağıt, kamu vicdanını harekete geçirecek bir çığlık” olarak lanse ediliyordu.

kayıp şehir duygu

Duygu

Kayıp Şehir’in Duygu karakteri bence bu listede ismi en şanla anılması gerekenler arasında yer alıyor. Ayta Sözeri’nin canlandırdığı Duygu, bizlere trans kadınların gördüğü şiddeti, ötekileştirmeyi ve baskıyı anlatıyordu. Yıldırım Türker, Murat Uyurkulak ve Seray Şahiner’in kaleme aldığı dizi maalesef bugün hala kabuk bağlamayan yaralarımıza üflüyordu. Kayıp bir şehrin izini süren tüm karakterler gibi Duygu da izleyicilere toplumsal bir derdi içtenlikle anlatıyordu.

Sıdıka
Sıdıka

Sıdıka

O olmadan olur mu? Olmaz… Ekranların en sevilen direnişçi genç kadını oldu Sıdıka, annesine yetiştirdiği lafların içinde ne yoktu ki? Cinsiyetçiliğe de baş kaldırdı, ev içi ücretsiz emeğe de, cinsiyat ayrımcılığına da, eğitim hakkının elinden alınmasına da… Üstüne yüklenen rolleri tek tek sıyırıp atmak istedikçe annenin güdümlü terliği ile karşılaştı. Olsundu… Hasibe Eren’in canlandırdığı, Atilla Atalay’ın hayali karakteri Sıdıka üzerine çekilen dizi, 1997 yılında Show TV’de gösterilmişti. Sıdıka Saka’nın pencere başındaki hayatı televizyon karşısındaki milyonlarca kişiye hayat dersi verdi. Var ol Sıdıka…

 

Yazı ilk olacak Cine Dergi Mart 2017 sayısında yayınlanmıştır.

Kaçın Kurası Başlıyor…

Sevgili Engin Elgün ve Irmak Bahçeci ile beraber senaryo ekibinde yer aldığım Kaçın Kurası adlı dizi 23 Eylül’de saat 20.00’de ilk bölümüyle sizlerle… İyi seyirler…

620x409-1474031875084

Renk’in hayatı bir anda değişir!

Gönül ilişkilerine tövbe eden Renk, kendini tamamen işine vermiştir. Ancak Amerika’dan gelen Barış ani kararları, gamsız halleri, aksiyon dolu maceraları ile Renk’in siyah-beyaz hayatına rengârenk bir bomba gibi düşer. Renk’ten etkilendiğini inatla inkâr eden Barış ise 10 yıl önce geride bıraktığı ailesi ve geride kaldığını sandığı geçmişiyle karşılaşır. Kadın-erkek ilişkilerinden ısrarla kaçmaya çalışan bu ikili, yan yana geldiklerinde hiç de beklemedikleri bir durumun içine düşer. Barış’ın önünde iki yol vardır, hangisini seçeceği hem kendi hayatını hem de Renk’in kaderini belirleyecektir.

www.atv.com.tr/diziler/kacinkurasi 

ONUR HAFTASI’NA ÖZEL: DİZİLERDEKİ LGBTİ KARAKTERLER

20-26 Haziran itibarıyla 24. İSTANBUL LGBTİ Onur Haftası başlıyor. Bu sene de LGBTİ hareketi, temsiliyeti ve kimliği üzerine paneller düzenlenecek. Konu çerçevesinde etkinlikler, atöye, söyleşi, gösterim ve sergiler de izleyicilerle buluşacak. Ben de bu hafta yerli ve yabancı dizilerin LGBTİ karakterlerinden bahsedelim istedim. Haftaya yakışır bir izleme listesi yapmak isteyenler önerileri dikkate alabilir.

FEMİNEN VE ASEKSÜEL KARAKTERLER

kiralık aşk koray

Ülkemizde ekranda gay karakterlerin açık temsiliyeti ekranda ceza vesilesi. Son olarak Kılıç Günü dizisi bu sebeple ceza almıştı. Cezalar artıkça dizilerde ibreler daha karikatür, feminen ve aseksüel eşcinsel tiplere döndü. Romantik komedi dizilerde, Kiralık Aşk’ın Koray karakteri ve Kiraz Mevsimi’nin Olcay’ı feminen tavırları ile gay olarak algılandı. Diziler içinde hiçbir aşk ilişkisi ile gündeme gelmeyen karakterler herkesin bildiği ama dile getirmediği kimlikleri ile ekranda görünür oldu. Kiraz Mevsimi’nde Olcay’ı canlandıran Nezih Cihan Aksoy’un 2014 yılında Dipnot Tablet’e verdiği röportajda da karakterin cesaretinin altını çiziyordu: “Gündelik hayatta çok olmasına rağmen dizilerde LGBTİ bireyleri görmüyoruz. Bu açıdan Kiraz Mevsimi’ni ve oynadığım karakteri cesur buluyorum.” Cesaret vurgusunun nedeni ise TV dünyasında yaşanan eski tecrübelerdi. Mükemmel Çift dizisinde Yiğit’i canlandıran Tuğrul Tülek de ekranlarından en sempatik gay karakterlerinden birine can veriyordu. Dizinin ömrü uzun olmasa da bu rol nedeniyle başarılı oyuncunun TRT Çocuk’ta sunuculuğunu üstlendiği programla yollarının ayrıldığı açıklanmış, Tülek bu haberi, Twitter’dan “Mükemmel Çift dizisinde gay bir karakteri canlandırdığım için 1,5 yıldır TRT Çocuk’ta sunduğum programdan çıkarıldım. Hem de yayına son 5 dakika kala çıkan jet bir kararla! Yorum yok” sözleriyle duyurmuştu. Bu tür kötü deneyimler mevcut olsa da dizilerde akılda kalan ve umut ışığı yakan pek çok iş de ekranda yer edindi.

Okumaya devam et ONUR HAFTASI’NA ÖZEL: DİZİLERDEKİ LGBTİ KARAKTERLER

BU YAZ EKRANDA “AŞK” VAR

Yaz geldi, ekranlar şenlendi. Her kanalda bir romantik komedi bolluğu var ki sormayın… İyisi de var kötüsü de elbette. Öne çıkan projeler ise şöyle:

no309

TEK GECELİK “AŞK” OLUR MU?

“Türk halkı bunu sevmez” klişelerinin başında gelir… Hatta RTÜK’ün “aşksız seks” gerekçesiyle verdiği ceza bile TV tarihinde bulunur. Tabularımızı yıkma vaktimiz geldi dedirten iş ise NO:309 oldu. Furkan Palalı, Demet Özdemir ve Sumru Yavrucuk’un başrollerini paylaştığı dizi, hatırlamadıkları bir gece sonrası hamilelik ile birbirlerine bağlanan iki genci konu alıyor. Hamile olduğunu anlayan kadın, o geceki zengin adamı buluyor ve evlilik yolunda adımlar atılırken fakir kız-zengin oğlan çatışması hikayeyi besliyor. Kore uyarlaması olan dizinin en büyük handikapı ise Furkan Palalı’nın imajı. Dizi özellikle Sumru Yavrucuk’un performansı ile öne çıkarken, eğlenceli sahneleri ile yaz için keyifli bir seyir alternatifi oluşturuyor.

Tek bir uyarıda bulunabilirim, Furkan Palalı ekrandayken renk ayarlarıyla oynamayın, röfleli saçları ve renkli kıyafetleri stil gereği… İddiam o ki erkek başrol bu stilde olmasaydı dizi daha yüksek reyting alabilirdi, belki yol yakınken değiştirirler tabii… İnşallah… Umarım öyle olsun.

yüksek sosyete

2016 YAZININ KİRALIK AŞK’I BU DİZİ OLACAK

Geçtiğimiz yıl malumunuz Kiralık Aşk ortalığı kasıp kavurmuş, sezon boyunca da başarısını sürdürmüştü. Bu yılın bence en parlak işi ise Yüksek Sosyete. Başrollerini Hazar Ergüçlü ve Engin Öztürk’ün paylaştığı dizi rakiplerinden depar atarak sıyrılıyor. Senaryosuyla ayrışan projede Yazı Odası ve Pınar Bulut imzası bulunuyor. Dizinin genel hikayesi zengin kız fakir oğlan aşkı üzerine ancak tam tersiymiş gibi davranılıyor. Zengin kızımız hayatının aşkını bulmak ve ailesinin ihtişamlı hayatından uzaklaşmak için bir fala inanıp markette fakir biri gibi işe giriyor, fakir oğlanımız ise en yakın arkadaşının işlerini toparlamak için marketin patronuymuş gibi onun yerine geçiyor. İlk bakışta romantik komedi türünün içindeki klişeleri sıklıkla bulunduran dizinin en önemli ayrıntısı ile karakterlerin her birinin altının doldurulması. Diziyi izlerken Zuhal Olcay’ın canlandırdığı Süreyya Hanım’ın hezeyanları derinden hissettiğimiz, Cansu’nun aşk arayışı ve sevgi açlığını gözlerinden okuduğumuz doğrudur.

Yüksek Sosyete ilk iki bölümü ile 4 reyting üzerinde yer alarak yeni başlayan diziler arasında görece yüksek bir izlenme oranına erişti. Eminim daha da yükselecektir, “bu yaz bir diziye takılayım” diyenlerdenseniz perşembe akşamları Star tv’de yayınlanan Yüksek Sosyete’ye bakabilirsiniz. Bence bu yazın en iyisi…

şahane damat

ŞAHANE DAMAT’IN NERESİ ŞAHANE?

Yapımcı ve kanalın nasıl onay verdiğini anlayamadığım dizi ise Şahane Damat oldu. Karşı çıkacak tek bir izleyici olduğunu bile sanmıyorum ki, bu proje sezonun en kötüsü. Espriler bayat, başroller dahil hepsi tip düzeyinde derinliksiz, geleneksel ayağı oluşturan aile tamamen karikatür. Burcu Özberk ve Ali Ersan Duru birbirlerine ne kadar yakışırlarsa yakışsınlar, bu projenin yürümesine imkan yok. İlk bölümü 2,71 reyting alan dizinin bence bu izlenme oranına bile şükretmesi gerek. Salı akşamları Star tv’de görücüye çıkan proje için ben bir umut göremiyorum, sanırım yazın ilk kaybı bu dizi olacak. Zira ölü doğdu…

aşk laftan anlamaz

BU OYUNCUYA DİKKAT EDİN!

Dört yanımızın aşkla çevrildiği şu sıcak yaz günlerinde Burak Deniz ve Hande Erçel’in başrollerini üstlendiği Aşk Laftan Anlamaz ise bizi Show tv ekranlarında karşılıyor. Çarşambaları yayınlanan dizi, romantik komediler içinde büyük bir fark yaratamasa da, temiz bir anlatım ve eğlenceli bir yaz dizisi olarak sınıflandırılabilir. Oyunculuk performansları ile beğeni kazanan dizi, hayranları ile sosyal medyada gündem yaratan Hande Erçel’in başarısını perçinlerken bizlere, yeni bir jön geldiğini de müjdeliyor. Burak Deniz’in gençlik dizilerinden sıyrılıp, iş adamı rolü ile ekranlara geldiği dizi önümüzdeki sezonun drama projesinin başrollerinden birini açıklıyor şimdiden. Bu adama dikkat edin, Kadir İnanır’ı andıran bakışları ve başarılı oyunculuğuyla Burak Deniz önümüzdeki günlerde çok konuşulacak.

Hayat-Sevince-Güzel-fotoğrafları

BU YAZIN EGE KOMEDİSİ HAYAT SEVİNCE GÜZEL

Beklenen Hanım Köylü’nün öne çıkmasıydı ama olmadı. Her yaz Ege Komedisi denince adlarından başarıyla söz ettiren ekibin işi bu kez tutmadı ve bayrağı Limon Film’in projesi Hayat Sevince Güzel devraldı. İki kardeşin köylü bir kıza aşkını konu alan dizi doku olarak beni Tatlı Dillim filmine götürüyor. Başrollerinde Ekin Mert Daymaz, Algı Eke ve Burak Çelik’in rol aldığı proje Pazartesi akşamları Fox ekranlarına geliyor. Ege komedisi sevenlerdenseniz göz atabilirsiniz, ekranda şiveye ben pek ısınamasam da dizi meraklılarının gözdesi olmuş durumda.

BODRUM MASALI SÜRPRİZ YAPABİLİR

Henüz yayın tarihi netleşmeyen Kanal D’nin yeni dizisi Bodrum Masalı ise zenginken bir anda tüm mal varlığını kaybeden bir ailenin Bodrum’a dönüşünü ve eski defterlerin açılmasını anlatıyor. Hem genç hem de orta yaşlı karakterler üzerinden iki farklı aksın işleyeceği proje bana Medcezir’in ve Güneşi Beklerken’in dinamiklerini hatırlatıyor. Daha önce Acı Aşk’taki performansı beğeni toplayan Alperen Duymaz’ı bu projede izleyeceğimizi hatırlatmak istiyorum. Dizinin diğer başrolleri arasında Timuçin Esen, Şevval Sam ve Murat Aygen yer alıyor. Dizinin Güneşi Beklerken gibi bir dalga yaratma ihtimali hiç az değil…

Bu yaz toplam 13 yaz dizisi izleyiciyle buluşuyor. Elbette hepsini tek tek yazmak mümkün değil. Diğer projelerden kısaca bahsedersek, Seviyor Sevmiyor çarşamba akşamları atv ekranlarında daha çok genç izleyiciler için bir seyir alternatifi oluşturuyor. Zeynep Çamcı’nın sempatikliğinin öne çıktığı dizinin müziklerine özellikle kulak kabartmanızı öneririm. atv’nin yeni başlayacak dizilerden Rengarenk’i ise not düşmenizi öneririm. Ünlü bir kadın ve sıradan bir erkek üzerine işlenen hikaye, Kaçak Gelinler’den hatırladığımız yönetmenleri Kerem Çakıroğlu ve İnci Ahıska Balabanoğlu’nun rejisiyle başlamadan merak uyandırıyor. Dizide Selin Şekerci ve Kaan Taşaner başrolde.

İyi seyirler…

EVLENDİRME PROGRAMLARINDA SEKS SKANDALLARI

Geçtiğimiz ay defalarca bu başlığı gazetelerde gördük. Farklı evlenme programları hakkında çıkan gelinlerin hamile olduğu haberleri, talibini arayan kişilerin samimi selfielerinin gazetelerde ifşası hep aynı başlıkla yer buldu “skandal”. Bu ay son günlerin TV gündemi haline gelen evlilik programlarındaki ilişkileri ve skandal manşetlerini ele almak istiyorum.

Okumaya devam et EVLENDİRME PROGRAMLARINDA SEKS SKANDALLARI