OLAĞANÜSTÜ GÜÇLERİNİ KAYBETMİŞ BİR SÜPER KAHRAMAN: SEDA DEMİR

Yaprak Dökümü ile kitlelerce tanınan, İntikam ile izleyiciye ters köşe yapan Seda Demir, Beyaz Karanfil ile ekranlarda. Seda Demir ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşi Cine Dergi’de:

Seda Demir Röportajı
Seda Demir Röportajı

Şunu önermeye katılır mısın: “Ekrandaki tüm diziler birbirinin aynı.” Sence ekranda fark yaratmak için ne tür riskler alınmalı?
Fark yaratmak için öncelikli olarak kısa sürede  kar elde etme amacının güdülmemesi gerekiyor bence. Bir iş tutunca onun reyting payından  yararlanabilmek için  benzer ama daha renklendirilmiş türevlerini görüyoruz mecburen .  Bu da yeni projelerin üretiminin önünü kesiyor. Bana göre yeni fikirlerin ortaya çıkması için güven ortamının sağlanması gerekiyor sadece.

Bu sorunda sorumluluğu kime yüklemek gerekiyor sence, Tv’ye basit işler yapılıyor çünkü izleyici bunu seviyor diyerek izleyici hedef gösteriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Bence izleyicinin bir suçu yok. Daha ileriye gitmek için ,dizi sektörünün gelişimini sağlamak için her işin basit olmasındansa, her işin biraz daha kaliteli olmasını  tercih etmek gerekir ki; izleyen de kaliteli yapımların içinden izleyebileceği işi, seçsin :) biraz sanki kolaya kaçılıyor.

Sence bir dizinin tutması için gerekli olan ne? Mesela Beyaz Karanfil’in şansı nedir?
En yüksekte çalışan ile en alt kısımda çalışan arkadaşlarla birlikte herkesin benimsediği bir proje olması gerekiyor. Çalışan herkesin işi sevmesi ve görevini içten gelerek yapması lazım bence. Bunun da yolu o setteki insanlara ayrım yapılmaksızın değer veriliyor olmasından geçiyor çünkü işin sıcaklığı ekrana mutlaka yansır ve izleyiciyi içine çeker. Bu anlamda Beyaz Karanfil benim için bunların tamamını yakalamış bir iş. Herkes işini severek yapıyor. Sette huzur ortamı hakim . Oyuncular olarak işimize  son derece profesyonel yaklaşıyoruz. Oyuncu kadrosu ve hikaye olarak son derece zenginiz bence Beyaz Karanfil’in şansı yüksek!

 Neden Beyaz Karanfil’de oynamayı kabul ettin? Karakter sana ne vadetti?
Senaryosu çok kuvvetliydi. Diyaloglar sıcak  gerçekçi ve zengin.  Benim önceliğim  tek düze ve benzer karakterleri  oynamamaktır. Beyaz Karanfilde de bunu yakaladığımı düşünüyorum. Kendi içinde sürprizleri olan bir karakter oynuyorum.

Yaprak Dökümü, İntikam ve Beyaz Karanfil… Şimdiye dek oynadığın roller birbirinden çok farklıydı hal böyleyken “güzel kadın” olarak anılmayı haksızlık olarak görür müsün?
Hem güzel hem de iyi bir oyuncu olarak anılmak daha iyi olabilir tabi. Güzel kadın iyi oynamaz ya da iyi oyuncu güzel ve çekici değildir gibi düz tanımlamaları  yapamıyorum ben.

Kendi yaşamının bir senaryo olduğunu düşünsen, şimdi o senaryonun neresindesin?
Bence baş karakterin  kendisini yeni yeni bulduğu ve  olayların yeni gelişmeye başladığı bölümdeyim. Okuyucu, kızın kim olduğunu anladı ama film  bakalım neler getirecek kızımızın başına:) Hangi türde yazacağıma karar vermem gerekiyor buradan sonrası için :)

Peki bu senaryoyu izleyen biri olsan, bir izleyici olarak “Seda” hakkında ne düşünürdün?
Yani gereksiz kendisine eziyet eden, idealist,iyilik felsefesini benimsemiş,ç ılgın, deli dolu bir kız; ,enerjisi yüksek, bazen çok akıllı bazen çok saf bir  ama kızarsa eyvah eyvah:). Bu da başına gelecek olaylara gebe olmasını sağlıyor tabi…

Haydi kısa kısa cevaplayalım:
Gecenin bir yarısı telefonun çalsa arayan kimdir?
Reji koordinasyon :)
Gerçekleşen en büyük dileğin neydi?
Yani kendimi bildim bileli  bir tane dileğim oldu . Hala da dilemekteyim .Daha gerçekleşmedi
Asla giymem dediğin bir şey var mı?
Nerede giydiğime bağlı değişir.
 Neler dinlersin, neler okursun?
Bu aralar keşfedemediğim grupların arayışındayım. Yeni bir çok türe dalmış bulunmaktayım. Okuma olarak romandan uzaklaştım  daha teknik bilgilerle ilgileniyorum bu aralar. Sinema  ve senaryo üzerine çalışmaktayım
Seda Demir’i insanların tek kelime ile tanımlaması gerekse onlardan hangi sıfatı duymak istersin?
Değişik:)
Sen kendini tek kelime ile nasıl tanımlarsın?
Tek kelime olmaz, olağanüstü güçlerini kaybetmiş süper kahraman olabilir:)

Röportaj Cine Dergi Aralık 2014 sayısında yayımlanmıştır.

Röportaj: Gizem Kaboğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir